Türk şiirine ironiyi, erotizmi ve başkaldırıyı eşsiz bir lirizmle işleyen, "Üvercinka" ve "Göçebe" gibi başyapıtların mimarı Cemal Süreya, aramızdan ayrılışının 36. yılında özlemle hatırlanıyor.
Modern Türk şiirinin köşe taşlarından biri olan ve "İkinci Yeni" akımının öncü ismi Cemal Süreya, vefatının 36. yılında edebiyat dünyası ve okurları tarafından anılıyor. 9 Ocak 1990 tarihinde hayata veda eden usta şair, ardında bıraktığı dizelerle kuşaklar boyu süren bir etki yarattı.
Sürgünden Mülkiye’ye Uzanan Bir Yaşam
Asıl adı Cemalettin Seber olan şair, 1931 yılında Erzincan’da dünyaya geldi. Henüz çocuk yaşlardayken ailesiyle birlikte 1938 yılında Bilecik’e sürgün edilmesi, onun hayatında ve sanatında derin izler bıraktı. Annesini çok genç yaşta kaybetmesi, şiirlerindeki hüzünlü ve derin anne imgesinin temellerini attı.
Haydarpaşa Lisesi’ndeki eğitiminin ardından Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne (Mülkiye) giren Süreya, maliye ve iktisat bölümünden mezun oldu. Edebiyatla olan ciddi bağı da bu yıllarda kuvvetlendi. İlk şiiri "Şarkısı Beyaz", 1953 yılında Mülkiye dergisinde yayımlandı.
Maliye Müfettişliğinden Şiir İşçiliğine
Cemal Süreya’nın yaşam öyküsü, keskin tezatların uyumunu barındırıyordu. Bir yandan Maliye Bakanlığı’nda müfettişlik gibi disiplin ve ciddiyet gerektiren bir bürokratik görev sürdürürken, diğer yandan Türk şiirinin kalıplarını yıkan, özgür ve kural tanımaz "İkinci Yeni" hareketinin kuramcısı ve uygulayıcısı oldu.
Müfettişlik görevi nedeniyle Anadolu’nun birçok şehrini dolaşma fırsatı bulan Süreya, bu gezilerde edindiği izlenimleri ve insan manzaralarını kendine has süzgecinden geçirerek eserlerine yansıttı. Memuriyet hayatı boyunca çeşitli dönemlerde istifa edip tekrar dönen şair, 1982 yılında emekli olarak tamamen edebiyata yöneldi.
%%ENTITY:8dc56750-bb09-470e-9cb7-81605bdb0754:Papirüs%% ve Edebiyat Mücadelesi
Süreya, sadece şair kimliğiyle değil, aynı zamanda dergici ve yayıncı kimliğiyle de edebiyat tarihine geçti. İlk sayısını 1960 yılında çıkardığı "Papirüs" dergisi, yayımlandığı dönemlerde edebiyat dünyasının nabzını tutan, yeni yeteneklere kapı aralayan ve dönemin entelektüel tartışmalarına yön veren bir okul niteliği taşıdı. Dergi, maddi zorluklar nedeniyle kesintilere uğrasa da Türk dergicilik tarihinde saygın bir yer edindi.
Ödüllerle Taçlanan Eserler
Edebiyat yolculuğuna "Üvercinka" (1958) ile başlayan ve bu eseriyle Yeditepe Şiir Armağanı’nı kazanan Süreya, kendine has imge dünyası, konuşma diline yaslanan ama onu dönüştüren üslubuyla dikkat çekti. 1966’da yayımladığı "Göçebe" ile Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü’ne, "Sıcak Nal" ve "Güz Bitiği" kitaplarıyla ise 1988’de Behçet Necatigil Şiir Ödülü’ne layık görüldü.
"Sevda Sözleri" adlı toplu şiirleri, bugün hala en çok okunan şiir kitapları arasında yer alırken; denemelerini topladığı "Şapkam Dolu Çiçekle" ve "Günübirlik", onun nesirdeki ustalığını da gözler önüne serdi. Sadece kendi şiirleriyle değil, dünya edebiyatından yaptığı nitelikli çevirilerle de Türkçeyi zenginleştirdi.
9 Ocak 1990’da geçirdiği rahatsızlık sonucu aramızdan ayrılan Cemal Süreya, Kulaksız Mezarlığı’nda toprağa verildi. Ancak yazdığı "Sizin hiç babanız öldü mü?" dizesindeki sarsıcılık ve "Laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız" dizesindeki evrensellikle, edebiyatseverlerin gönlünde yaşamaya devam ediyor.