Özel tokmaklarla taş üzerinde dövülerek hazırlanan ve Iğdır mutfağının vazgeçilmezleri arasında yer alan coğrafi işaretli taş köfte, kentteki lezzet geleneğini kuşaktan kuşağa taşımaya devam ediyor.
Iğdır mutfağının en köklü ve zahmetli lezzetlerinden biri olan taş köfte, sahip olduğu coğrafi işaret tesciliyle kentin mutfak kültüründeki yerini koruyor. Yıllardır yöre halkının sofralarından eksik etmediği bu özel yemek, özellikle hazırlık aşamasındaki geleneksel yöntemlerle diğer köfte türlerinden ayrılıyor. Geçmişten bugüne özel günlerin, düğünlerin ve bayramların baş tacı olan taş köfte, hem yapılışı hem de sunumuyla dikkat çekiyor.
Yemeğe adını veren en önemli özellik, etin hazırlanış biçiminde saklı. Geleneksel yönteme göre, sinirlerinden tamamen arındırılmış taze sığır veya dana eti, özel olarak yontulmuş pürüzsüz ve sert bir taşın üzerine alınıyor. Et, tahta tokmaklarla uzun süre dövülerek macun kıvamına getiriliyor. Bu dövme işlemi sırasında etin yapısı değişerek köfteye o kendine has esnekliğini ve lezzetini kazandırıyor. Günümüzde mutfak aletlerinin yaygınlaşmasına rağmen, yöredeki pek çok usta ve ev hanımı gerçek lezzeti yakalamak için hala bu geleneksel taş ve tokmak yöntemini tercih ediyor.
Dövülen ete, ince bulgur, soğan, yöresel baharatlar ve ince kıyılmış maydanoz eklenerek yoğrulma aşamasına geçiliyor. İyice yoğrulan karışımdan avuç içi büyüklüğünde parçalar koparılarak yuvarlanıyor. Taş köfte, genellikle içine sarı kök (zerdeçal), patates ve nohudun da eklendiği özel bir salçalı suyun içinde ağır ateşte kaynatılarak pişiriliyor.
Iğdır'ın kültürel mirasının önemli bir parçası olan bu yemek, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaretle tescillenerek koruma altına alınmış durumda. Bu tescil, yemeğin standartlarının korunmasını sağlarken, kentin gastronomi turizmine de önemli bir katkı sunuyor. Bölgeye gelen ziyaretçilerin ilk tatmak istediği yöresel lezzetlerin başında gelen taş köfte, Iğdır'ın zengin mutfak tarihini geleceğe taşımada kilit bir rol üstleniyor.