ABD ve İsrail'in İran'a yönelik operasyonları sonrası Hürmüz Boğazı'nda enerji trafiğinin durma noktasına gelmesi piyasalarda şok etkisi yarattı. Küresel enerji arzının ciddi şekilde sekteye uğramasıyla birlikte, mevcut altyapısı ve coğrafi konumu sayesinde Türkiye alternatif ve stratejik bir enerji koridoru olarak öne çıkıyor.
Orta Doğu'da tırmanan çatışmalar ve ABD ile İsrail'in İran'ı hedef alan saldırıları, küresel petrol ticaretinin ana damarlarından biri olan Hürmüz Boğazı'nda deniz trafiğini fiilen durdurdu. Resmi bir kapanma ilan edilmese de, İranlı yetkililerin geçişlere getirdiği sıkı sınırlamalar nedeniyle boğazdaki gemi ve tanker trafiği yüzde 90'ın üzerinde düşüş kaydetti.
Hürmüz üzerinden sağlanan ve günlük 15 milyon varili bulan ham petrol sevkiyatının risk altına girmesi, piyasalarda sert dalgalanmalara neden oldu. Petrol fiyatları kısa süre içinde 70 dolar seviyesinden 120 dolara kadar tırmanırken, Avrupa'nın referans doğal gaz kontratlarında da (TTF) fiyatlar 30 avrodan 60-70 avro bandına sıçradı. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) üyesi ülkeler, fiyat artışlarını frenleyebilmek amacıyla 400 milyon varillik acil petrol stoklarını kullanıma açma kararı aldı ancak piyasalardaki tedirginlik devam ediyor.
Alternatif Rotaların Kapasitesi Sınırlı
Hürmüz Boğazı'na olan bağımlılığın getirdiği riskler karşısında alternatif hatların kapasitelerinin yetersiz kalması, krizin boyutlarını büyütüyor. Suudi Arabistan'daki Doğu-Batı Ham Petrol Boru Hattı'nın halihazırda günlük 3 ila 5 milyon varil ek kapasitesi bulunurken, Birleşik Arap Emirlikleri'nin Abu Dabi-Füceyre hattı yalnızca yaklaşık 700 bin varillik bir boş kapasite sunabiliyor. IEA verilerine göre, 2025 yılında Hürmüz'den günlük ortalama 20 milyon varil petrol taşındığı göz önüne alındığında, mevcut bölgesel boru hatlarının bu büyük açığı tek başına kapatması mümkün görünmüyor.
Gözler Türkiye'nin Taşıma Kapasitesinde
Körfez'deki darboğazın ardından, enerji akışının kesintisiz sürebilmesi için en güçlü güzergahlardan biri olarak Türkiye dikkat çekiyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Kerkük-Ceyhan hattının mevcut kapasitesine dikkat çekerek, bu hattan günlük 1,5 milyon varil petrol taşınabileceğini belirtti. Bayraktar ayrıca, Hürmüz'deki tıkanıklık ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) altyapılarına yönelik riskler göz önüne alındığında, Katar gazının bir boru hattıyla Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaştırılmasının önemli bir alternatif proje olabileceğini ifade etti.
Bunun yanı sıra, petrol kaynaklarının boru hatları aracılığıyla Hatay'a indirilmesi de uzun vadeli stratejik senaryolar arasında değerlendiriliyor.
Orta Vadede Stratejik Transit Koridor
Uzmanlar, Hürmüz eksenli yaşanan tedarik şokunun yapısal değişimleri beraberinde getireceği görüşünde birleşiyor. Alman Ekonomik Araştırma Enstitüsü Enerji, Ulaşım ve Çevre Bölümü Başkanı Prof. Dr. Claudia Kemfert, boğazdaki uzun süreli bir kesintinin küresel bazda fiyatları kalıcı olarak yüksek tutabileceğini belirterek, Körfez dışındaki boru hatlarının büyük bir kesintiyi telafi etmekte yetersiz kaldığını vurguladı.
Prof. Dr. Kemfert, Türkiye'nin Hazar bölgesi, Orta Doğu ve Avrupa'yı birbirine bağlayan transit koridor rolünü daha da güçlendirebileceğine dikkat çekerek, kısa vadede tüm açığın kapatılamasa da Türkiye'nin orta vadede kritik ve stratejik bir alternatif sunabileceğini kaydetti. Nitekim Türkiye'nin mevcut enerji altyapısı, Avrupa'nın kaynak çeşitliliğinde zaten önemli bir yer tutuyor. Örneğin, TürkAkım üzerinden Avrupa'ya yapılan doğal gaz sevkiyatları mart ayında yıllık bazda yüzde 22 artışla günlük 55 milyon metreküpe ulaşarak ülkenin transit konumunun altını bir kez daha çizdi.