15 Ocak 2026 Perşembe
Haber

Hukukçulardan Batı Başkentlerine Uyarı: "Trump Küresel Düzeni Yıkarken Avrupa’nın Sessizliği Suça Ortaklıktır"

Uluslararası hukuk uzmanları, ABD yönetiminin Venezuela’ya yönelik askeri müdahalesi ve ilhak tehditleri karşısında Batılı devletlerin sessiz kalmasını, küresel hukuk sisteminin çöküşüne zemin hazırlayan tehlikeli bir pragmatizm olarak değerlendiriyor.

Paylaş:
Hukukçulardan Batı Başkentlerine Uyarı: "Trump Küresel Düzeni Yıkarken Avrupa’nın Sessizliği Suça Ortaklıktır"

Uluslararası hukuk uzmanları, ABD yönetiminin Venezuela’ya yönelik askeri müdahalesi ve ilhak tehditleri karşısında Batılı devletlerin sessiz kalmasını, küresel hukuk sisteminin çöküşüne zemin hazırlayan tehlikeli bir pragmatizm olarak değerlendiriyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci dönemine hızlı bir giriş yaparak Venezuela’ya yönelik başlattığı askeri operasyon, Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun alıkonulması ve Panama Kanalı’ndan Grönland’a uzanan ilhak tehditleri, uluslararası hukuk camiasında infial yaratmış durumda. Ancak hukukçuları asıl endişelendiren sadece Washington’ın adımları değil; Avrupa ve diğer Batılı müttefiklerin bu ihlaller karşısında büründüğü derin sessizlik.

Konuyu Bugünkü Haberler için değerlendiren önde gelen uluslararası hukuk uzmanları, mevcut tablonun İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan "kural temelli düzenin" sonunu getirebileceği uyarısında bulunuyor.

"Meşru Müdafaa Hakkı Yok, Bu Bir İşgaldir"

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (HRW) eski Direktörü Kenneth Roth, ABD’nin Venezuela operasyonunun Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın en temel ilkesini ihlal ettiğini vurguladı. Uluslararası hukukta bir ülkenin başka bir ülkeye askeri güç kullanabilmesi için ya BM Güvenlik Konseyi onayı ya da meşru müdafaa durumu gerektiğinin altını çizen Roth, Washington’ın elinde her iki gerekçenin de bulunmadığına dikkat çekti.

Roth, Trump yönetiminin operasyona gerekçe olarak sunduğu "uyuşturucu kaçakçılığı ile mücadele" tezinin hukuksuz olduğunu belirterek, "Uyuşturucu kaçakçılığı iddiası, asla askeri kuvvet kullanımını ve bir ülkenin egemenliğinin ihlal edilmesini haklı çıkaran bir 'silahlı saldırı' olarak görülemez. ABD ile Venezuela arasında sıcak bir çatışma yoktu, ABD’ye yönelik yakın bir tehdit de söz konusu değildi" ifadelerini kullandı.

Avrupa’nın "Ukrayna Korkusu" Hukuku Rafa Kaldırttı

Uzmanlara göre, Avrupa başkentlerinin Washington’ın bu agresif hamlelerine karşı "ılımlı" ve "muğlak" tepkiler vermesinin ardında jeopolitik kaygılar yatıyor.

Avrupalı liderlerin Trump’ı eleştirmekten özellikle kaçındığını belirten Roth, bu durumu "sığ bir pragmatizm" olarak nitelendirdi. Roth’a göre Avrupa, Rusya’nın Ukrayna işgali karşısında ABD’nin desteğini kaybetmemek için Trump’ın hukuk tanımaz tavırlarını sineye çekmeyi tercih ediyor.

Roth, bu stratejinin uzun vadeli tehlikesine şu sözlerle dikkat çekti: "Avrupa, Trump’ı Ukrayna savunmasında gemide tutmak için her şeye katlanmaya razı oldu. Ancak bu bakış açısı ilkesizdir. Eğer Trump’ın Venezuela’yı işgal etmesinde bir yanlış yoksa, o zaman Putin’in Ukrayna’yı işgal etmesinde de yanlış bir şey yoktur. Bu sessizlik, dünyayı 'güçlünün haklı olduğu' bir kaosa sürüklüyor."

"Sıradaki Hedef Kanada mı?"

Kanada’daki Fraser Valley Üniversitesi’nden Dr. Mark Kersten de ABD’nin sadece Venezuela ile sınırlı kalmayan, müttefiki Kanada’yı "51. eyalet yapma" ve Grönland’ı ilhak etme tehditlerinin, BM Şartı’na yönelik doğrudan bir saldırı olduğunu belirtti.

Mevcut sessizliğin bedelinin ağır olacağını savunan Kersten, "Çoğu Batılı devlet Trump yönetiminin gazabından korktuğu için yumruklarını geri çekti. Ancak uluslararası hukuk devletlerin iradesiyle yaşar. Eğer devletler bugün bu ilkeleri savunmazsa, yarın kendilerini koruyacak bir hukuk sistemi bulamayacaklar" değerlendirmesinde bulundu.

Kersten’e göre, ABD’nin çok sayıda uluslararası örgütten çekilmesi ve askeri gücü diplomatik bir araç yerine tehdit unsuru olarak kullanması, sadece hedefteki ülkelere değil, tüm uluslararası ilişkilere yapılmış bir saldırı niteliği taşıyor.