15 Ocak 2026 Perşembe
Haber

Hollywood Tekniğiyle Türk Sinemasını Dönüştüren Vizyoner: Turgut Demirağ

Sinema eğitimini ABD’de tamamlayarak Yeşilçam’a Amerikan yapım standartlarını getiren, ilk korku filmi denemelerinden kayıp animasyon projesine kadar pek çok ilke imza atan usta yönetmen Ömer Turgut Demirağ, vefatının 39. yılında anılıyor.

Paylaş:
Hollywood Tekniğiyle Türk Sinemasını Dönüştüren Vizyoner: Turgut Demirağ

Sinema eğitimini ABD’de tamamlayarak Yeşilçam’a Amerikan yapım standartlarını getiren, ilk korku filmi denemelerinden kayıp animasyon projesine kadar pek çok ilke imza atan usta yönetmen Ömer Turgut Demirağ, vefatının 39. yılında anılıyor.

Türk sinemasının teknik altyapısını güçlendiren ve prodüksiyon kalitesini dünya standartlarına taşımayı hedefleyen yönetmen, yapımcı ve senarist Ömer Turgut Demirağ, aramızdan ayrılışının üzerinden geçen 39 yıla rağmen bıraktığı vizyoner mirasla hatırlanıyor. Mühendislik eğitimi için gittiği Amerika Birleşik Devletleri'nden bir sinema aşığı olarak dönen Demirağ, kurduğu prodüksiyon şirketi ve yönettiği filmlerle döneminin en yüksek bütçeli yapımlarına hayat verdi.

Sivas’tan Hollywood Stüdyolarına Uzanan Yolculuk

1921 yılında Sivas’ta dünyaya gelen Demirağ, TBMM 6. ve 7. dönem Sivas Milletvekili Abdurrahman Naci Demirağ’ın oğludur. İlk eğitimini memleketinde, lise öğrenimini ise İstanbul’da Boğaziçi ve Kabataş liselerinde tamamlayan Demirağ’ın kariyer rotası, yükseköğrenim için yurt dışına çıkmasıyla tamamen değişti.

1939 yılında ziraat mühendisliği eğitimi almak üzere ABD’ye giden Demirağ, içindeki sanat tutkusuna kayıtsız kalamayarak 1941 yılında bölüm değiştirdi. Güney Kaliforniya Üniversitesi'nde (USC) sinema eğitimi almaya başlayan genç yönetmen adayı, teorik bilgisini Hollywood’un efsanevi stüdyolarında pratikle birleştirdi. Leo McCarey, Cecil B. DeMille ve Raoul Walsh gibi dünya sinemasının dev yönetmenlerinin yanında staj yapma ve setlerinde çalışma fırsatı bularak Amerikan sinema ekolünü yerinde deneyimledi.

Yeşilçam’da "And Film" Dönemi ve İlk Rekor

1945 yılında Türkiye’ye dönen Turgut Demirağ, edindiği Hollywood tecrübesini Türk sinemasına aktarmak için kolları sıvadı. Babasının adının baş harflerinden oluşan "And Film" şirketini kurarak yapımcılığa adım attı.

Yönetmen koltuğuna ilk kez 1946 yılında, Reşat Nuri Güntekin’in unutulmaz eseri "Bir Dağ Masalı"nın uyarlaması için oturdu. Bu yapım, o döneme kadar Türk sinemasında harcanan en yüksek bütçeli film olarak kayıtlara geçti ve Yerli Film Yapanlar Cemiyeti tarafından "En İyi Film" ödülüne layık görüldü. Demirağ, bu başarısıyla sinemada kalitenin bütçe ve teknikle doğru orantılı olduğunu kanıtlamış oldu.

Kayıp Hazine: Türkiye’nin İlk Animasyon Girişimi

Turgut Demirağ’ın kariyerindeki en büyük hayallerinden biri, Türkiye’nin ilk uzun metrajlı animasyon filmini hayata geçirmekti. 1947 yılında "Evvel Zaman İçinde" adlı proje için çalışmalara başladı. Büyük bir emekle dört yıl süren hazırlık sürecinin ardından filmin negatifleri, renkli (Technicolor) basım işlemleri için ABD’ye gönderildi. Ancak Türk sinema tarihi adına büyük bir talihsizlik yaşandı; filmin kayıtları ABD’de kayboldu ve bu devrim niteliğindeki eser izleyiciyle asla buluşamadı.

Altın Portakal ve Korku Sineması

Yaşadığı teknik aksaklıklara rağmen yenilikçi tavrından vazgeçmeyen Demirağ, 1953 yapımı "Drakula İstanbul’da" filmi ile Türk sinemasında korku türünün ilk ve en çarpıcı örneklerinden birini verdi. Amerikan sinema dilini Türk motifleriyle harmanlayan yönetmen; "Hülya", "Kanlı Taşlar", "Fato/Ya İstiklal Ya Ölüm" gibi yapımlarla filmografisini genişletti.

Başarısını ödülle taçlandırdığı yıl ise 1965 oldu. Senaristliğini, yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlendiği; başrollerini Cüneyt Arkın, Belgin Doruk ve Turgut Özatay’ın paylaştığı "Aşk ve Kin", 2. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde "En İyi Film" ödülünü kazandı.

Sinemaya Veda ve Son Yılları

Kariyeri boyunca 18 filmin yönetmenliğini ve 17 filmin senaristliğini üstlenen Demirağ, aynı zamanda sektörün kurumsallaşması adına Türk Film Prodüktörleri Cemiyeti başkanlığı görevini yürüttü ve daha sonra "Şan Sineması"na dönüşecek olan salonun temellerini attı.

Ünlü sanatçı Melike Demirağ ve Nevbahar Demirağ’ın babası olan usta isim, 1974 yılında çektiği "Domatesler ve Silahlar" filminin ardından aktif sinema kariyerini noktalayarak ABD’ye yerleşti. Ömer Turgut Demirağ, 14 Ocak 1987’de İstanbul’da 65 yaşında hayata gözlerini yumdu. Cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedilen Demirağ, teknik vizyonu ve sinemaya getirdiği batılı bakış açısıyla Türk sinema tarihinin en özel sayfalarından birinde yer almaya devam ediyor.