Burada, araştırılan konu hakkında gazetecilik ilkelerine uygun olarak hazırlanan haber metni yer almaktadır.
Güney Afrika ile Yeni Ticaret Rotası: Türk Yatırımcısı İçin "Gümrüksüz" Afrika Kapısı
Pretorya Büyükelçisi Yıldırımgeç, Güney Afrika’nın sadece bir pazar değil, yerel üretim yoluyla tüm Sahra Altı bölgesine gümrüksüz erişim sağlayan stratejik bir üs olduğunu vurguladı.
BUGÜNKÜ HABERLER / EKONOMİ SERVİSİ
Türk iş dünyası için Afrika kıtasındaki en gelişmiş pazar konumunda olan Güney Afrika Cumhuriyeti, yalnızca kendi iç tüketim kapasitesiyle değil, tüm Sahra Altı bölgesine açılan bir ihracat kapısı olarak yeniden tanımlanıyor. Türkiye'nin Pretorya Büyükelçisi Kezban Nilvana Darama Yıldırımgeç, Türk firmalarına "sadece ürün satmak yerine yerinde üretim yapma" çağrısında bulunarak, bu stratejinin kıtadaki gümrük duvarlarını aşmak için kritik bir anahtar olduğunu belirtti.
2 Milyar Dolarlık Hacim Potansiyelin Altında
Sahra Altı Afrika’da Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı olan Güney Afrika ile ikili ticaret hacmi halihazırda 2 milyar dolar seviyesinde seyrediyor. Ancak diplomatik kaynaklar ve ekonomi kurmayları, bu rakamın iki ülkenin gerçek potansiyelini yansıtmadığı görüşünde. Mevcut ticarette Türkiye aleyhine yaklaşık 600 milyon dolarlık bir açık bulunurken, Türkiye bölgeye ağırlıklı olarak otomotiv yedek parçası, işlenmiş gıda, tekstil ve sanayi ürünleri ihraç ediyor. Karşılığında ise çoğunlukla ham madde ithalatı yapılıyor.
Büyükelçi Yıldırımgeç, Türk firmalarının bugüne kadar ülkede gerçekleştirdiği yaklaşık 500 milyon dolarlık yatırımın, doğru stratejilerle çok daha yukarı taşınabileceğine işaret ediyor.
"Yerinde Üretim" Stratejik Avantaj Sağlıyor
Güney Afrika pazarı, coğrafi uzaklık ve yüksek lojistik maliyetleri gibi zorluklar barındırıyor. Ayrıca iki ülke arasında henüz bir Serbest Ticaret Anlaşması (STA) bulunmaması, doğrudan ihracatta rekabeti zorlaştırabiliyor. Bu noktada Büyükelçi Yıldırımgeç, Türk sanayicisine alternatif bir rota çiziyor: Yerinde üretim.
Yıldırımgeç, bölgedeki yatırım potansiyelini değerlendiren firmaların, Güney Afrika'nın dahil olduğu bölgesel gümrük birliklerinden faydalanabileceğini vurguluyor. Buna göre, üretimini Güney Afrika içinde gerçekleştiren bir Türk firması, "Made in South Africa" etiketiyle Afrika'nın güneyindeki diğer ülkelere tarifesiz ve gümrüksüz ihracat yapma imkanına kavuşuyor. Bu model, Türk imalat sanayisinin tecrübesini kıtaya taşıyarak pazardaki payını kalıcı hale getirmesi açısından büyük önem taşıyor.
Diplomatik İlişkilerde "Altın Çağ" Beklentisi
İkili ekonomik ilişkilerin zeminini güçlendiren en önemli unsur ise son dönemde artan diplomatik trafik. 2025 yılı, Güney Afrika’nın G20 dönem başkanlığını üstlenmesi ve 15 Ekim’de Ankara’da düzenlenen İki Uluslu Komisyon Toplantısı ile ilişkilerin ivme kazandığı bir yıl oldu.
Güney Afrika Cumhurbaşkanı Yardımcısı Paul Mashatile’nin geniş bir bakan heyetiyle Ankara’ya yaptığı ziyaret ve İstanbul’da düzenlenen Türkiye-Afrika Ekonomi İş Forumu, yeni yol haritasının çizilmesinde etkili oldu. Bu temaslar neticesinde, Ortak Ticaret Komisyonu kurulması ve serbest ticaret bölgelerine ilişkin mutabakatlar gibi somut adımlar atıldı. Teknik düzeydeki müzakerelerin bu yıl boyunca devam etmesi ve alınan kararların sahaya yansıması bekleniyor.
Asayiş Kaygılarına Karşı "Tedbirli Yatırım"
Yatırımcıların Güney Afrika ile ilgili en büyük çekincelerinden biri olan asayiş sorunları konusunda da değerlendirmelerde bulunan Yıldırımgeç, bu durumun iş yapmaya engel teşkil etmediğini belirtti. Güney Afrika hükümetinin güvenlik konusunda daha ciddi adımlar atma eğiliminde olduğunu hatırlatan Büyükelçi, ülkede 20-25 yıldır faaliyet gösteren Türk firmalarının varlığına dikkat çekti. Gerekli güvenlik önlemleri alındığı takdirde, dünyanın dört bir yanından gelen yatırımcılar gibi Türk iş insanlarının da bu pazarda başarılı olabileceği ifade ediliyor.
Savunma Sanayi ve Filistin Meselesinde Ortak Duruş
Ekonomik işbirliğinin yanı sıra savunma sanayisinde de iki ülke arasında süren bir diyalog mevcut. Güney Afrika ordusunun modernizasyon ihtiyaçları, Türk savunma sanayisi ürünleri için önemli bir pazar fırsatı sunuyor.
Siyasi düzlemde ise Türkiye ve Güney Afrika, özellikle Filistin meselesinde sergiledikleri ortak duruşla dikkat çekiyor. Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açtığı davaya Türkiye’nin müdahil olma kararı ve uluslararası platformlarda izlenen paralel politikalar, iki ülke arasındaki güven ortamını pekiştiren unsurlar olarak öne çıkıyor. Bu siyasi yakınlaşmanın, önümüzdeki dönemde ekonomik işbirliklerine de pozitif yansıması öngörülüyor.