Çanakkale’nin Eceabat ilçesinde yürütülen saha çalışmalarında, 14. yüzyılda Rumeli’ye geçen ilk Türk akıncılarına ait olduğu bilimsel yöntemlerle tespit edilen devasa bir mezarlık alanı keşfedildi. Uzmanlar, 8 bini aşkın mezarın bulunduğu alanı “Balkanlar’daki Türk varlığının tapu senedi” olarak nitelendiriyor.
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı tarafından Gelibolu Yarımadası’nda sürdürülen geniş kapsamlı restorasyon ve araştırma çalışmaları, Türk tarihi açısından dönüm noktası sayılabilecek bir keşifle sonuçlandı. Eceabat ilçesine bağlı Küçükanafarta köyü sınırları içerisinde yer alan tarihi mezarlık alanında, Rumeli’ye geçiş yapan ilk Türk akıncılarına ait binlerce mezar tespit edildi.
8 Bin 731 Mezar Kayıt Altına Alındı
Yaklaşık 100 dönümlük bir araziye yayılan ve “Küçükanafarta Tarihi Türk Mezarlığı” olarak adlandırılan bölgede yürütülen titiz çalışmalar neticesinde, bugüne kadar toplam 8 bin 731 mezar gün yüzüne çıkarıldı.
Bölgede incelemelerde bulunan Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, söz konusu keşfin Türk tarih yazımı açısından yeni bir sayfa açtığını vurguladı. Yapılan tespitler, bu mezarlığın sıradan bir defin alanı olmadığını, 1300’lü yıllarda Anadolu’dan Avrupa kıtasına geçiş yapan öncü Türk kuvvetlerine, yani akıncılara ev sahipliği yaptığını ortaya koydu.
Bilimsel Testlerle Doğrulandı
Keşif süreci sadece yüzey araştırmalarıyla sınırlı kalmadı. Tarihi Alan Başkanlığı, sanat tarihçileri, akademisyenler ve arkeologlardan oluşan geniş bir uzman heyetiyle çalışarak mezar taşları ve defin formları üzerinde detaylı analizler gerçekleştirdi.
Uygulanan karbon testleri ve form analizleri, mezarların 14. yüzyıla tarihlendiğini kesinleştirdi. Özellikle mezar taşlarının Orta Asya Türk kabir geleneğindeki “balbal” taşlarına benzer şekilde dikilmesi ve boylarının 3-4 metreyi bulması, sahanın tarihi kimliğini doğrulayan en önemli veriler arasında yer aldı.
“Rumeli’deki Varlığımızın Mührü”
Bölgedeki mezar taşlarının Türk-İslam coğrafyasındaki defin gelenekleriyle birebir örtüştüğünü belirten İsmail Kaşdemir, alanın stratejik ve manevi önemine dikkat çekti. Anadolu’daki Türk varlığı için Bitlis’teki Ahlat Selçuklu Mezarlığı ne ifade ediyorsa, Avrupa ve Balkanlar’daki Türk varlığı için de bu mezarlığın aynı derecede hayati bir öneme sahip olduğu belirtiliyor.
Kaşdemir, “Burada Türk milletinin mührü, bir nevi tapu senedi hükmünde olan mezar taşları bizim için çok büyük bir anlam ifade ediyor. Trakya topraklarında, Ahlat benzeri bir tarihi hazine ortaya çıkmış oldu” ifadelerini kullandı.
Ziyarete Açılacak
Şu ana kadar 100 dönümlük arazideki çalışmaların dörtte üçünün tamamlandığı bildirildi. Restorasyon ve çevre düzenlemesi projelerinin hızla devam ettiği bölge, çalışmalar bittiğinde açık hava müzesi niteliğinde bir ziyaret noktasına dönüştürülecek.
Tarihi alanda incelenen en eski mezarlardan birinin toprak altında 2 metre derinliğe, toprak üstünde ise yaklaşık 4 metrelik bir yüksekliğe sahip olduğu kaydedildi. Bu anıtsal mezar taşları, Çanakkale Savaşları ile bilinen yarımadanın tarihini yüzyıllar öncesine, Osmanlı’nın kuruluş ve yükseliş dönemine kadar geri götürüyor.