Filistinli ödüllü foto muhabiri Ali Jadallah’ın objektifinden Gazze’deki insanlık dramını belgeleyen "Gaza: The Face of Sorrow" adlı eser yayımlandı. Kitap, savaşı sadece bir yıkım olarak değil, "sessiz ve kalıcı bir keder" olarak ele alıyor.
Dünya kamuoyunun gözleri önünde yaşanan ancak çoğu zaman istatistiklere indirgenen Gazze’deki insani kriz, ödüllü foto muhabiri Ali Jadallah’ın vizöründen çıkan karelerle kalıcı bir belgeye dönüştü. "Gaza: The Face of Sorrow" (Gazze: Hüznün Yüzü) adıyla yayımlanan yeni fotoğraf kitabı, bölgede yaşananları sarsıcı bir gerçeklikle gözler önüne seriyor.
2025 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü sahibi olan Filistinli gazeteci Ali Jadallah, bu çalışmasında savaşı dışarıdan izleyen bir gözlemci olarak değil, bizzat yaşayan bir tanık olarak aktarıyor. Kitap, 7 Ekim 2023’te başlayan ve bölgeyi derinden sarsan saldırıların ardından gelen yıkımı kronolojik bir haber akışından ziyade, insan hikayeleri üzerinden anlatmayı tercih ediyor.
Yıkımın Ortasındaki "Sessiz Keder"
Dr. Nevzat Yıldırım editörlüğünde hazırlanan eser, savaşın görsel anlatımında sıkça başvurulan sansasyonel şiddet görüntüleri yerine, daha derin ve kalıcı bir duygu durumuna odaklanıyor. Kitapta yer alan kareler, çocukların, kadınların ve yerinden edilmiş ailelerin yaşadığı travmayı "ölçülü ancak derinden rahatsız edici" bir görsel dille sunuyor.
Eserdeki fotoğraflar, köklerinden koparılan hayatlara, belirsizliğe terk edilen geleceklere ve sessizce taşınan acılara tanıklık ediyor. İngilizce olarak yayımlanan kitap, Gazze halkının hayatta kalma mücadelesini ve direncini uluslararası vicdana taşımayı hedefliyor.
Tarihe Düşülen Görsel Not
Toplam 75 sayfadan oluşan ve özel bir baskı tekniğiyle hazırlanan "Gaza: The Face of Sorrow", sadece bir savaş dokümanı değil, aynı zamanda gelecek nesillere bırakılan görsel bir hafıza niteliği taşıyor. Fotoğraflar, yaşananların unutulmaması ve insanlığın ortak hafızasında yer etmesi adına güçlü bir kanıt sunuyor.
Foto muhabiri Jadallah’ın kişisel deneyimleriyle harmanlanan bu çalışma, bölgedeki insani krizin boyutlarını tüm çıplaklığıyla ortaya koyarken, fotoğraf sanatının hakikat üzerindeki gücünü de bir kez daha hatırlatıyor.