İsrail saldırılarında sağ bacağını kaybeden ancak ailesini aç bırakmamak için Han Yunus sokaklarında protezsiz haliyle mücadele veren Muhammed Lafi, Gazze'deki insani krizin ve babalık fedakarlığının sembolü haline geldi.
HAN YUNUS — Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus kenti, binlerce yerinden edilmiş ailenin sığındığı derme çatma çadır kentlere ev sahipliği yaparken, bu çadırlardan birinde yaşayan Muhammed Lafi'nin hikayesi, bölgedeki trajedinin ve direnişin en çarpıcı örneklerinden birini sunuyor. İsrail ordusunun düzenlediği saldırılarda sağ bacağını kaybeden Lafi, yaşadığı ağır fiziksel engele rağmen ailesinin hayatta kalabilmesi için her gün zorlu bir mücadele veriyor.
Bölgede devam eden bombardıman ve ablukanın gölgesinde, derme çatma bir çadırda yaşam mücadelesi veren Filistinli baba, fiziksel hareket kabiliyetini büyük ölçüde yitirmiş durumda. Ancak Lafi, ailesinin gıda ve su ihtiyacını karşılayabilmek için kendi acılarını bir kenara bırakarak her sabah yollara düşüyor. Tek bacağıyla, çoğu zaman koltuk değnekleri veya çevreden bulduğu desteklerle hareket etmeye çalışan Lafi, Han Yunus'un yıkıntılarla dolu sokaklarında ailesi için yiyecek arıyor.
Yıkıntılar Arasında Bir Baba
Saldırılar öncesinde normal bir yaşantısı olan Muhammed Lafi’nin hayatı, İsrail bombardımanının hedefi olmasıyla tamamen değişti. Saldırı sonucu sağ bacağının ampute edilmesiyle sonuçlanan süreç, onu sadece fiziksel bir travmayla değil, aynı zamanda zorlu yaşam koşullarıyla da baş başa bıraktı. Tıbbi imkanların yetersizliği ve protez gibi medikal desteklere erişimin neredeyse imkansız olduğu bölgede, Lafi’nin durumu daha da ağırlaşıyor.
Han Yunus'taki yerinden edilmiş sivillerin sığındığı alanlarda zemin genellikle kum ve molozlardan oluşuyor. Bu durum, sağlıklı bireyler için bile zorluk teşkil ederken, bir uzvunu kaybetmiş olan Lafi için her adım büyük bir eziyete dönüşüyor. Buna rağmen Filistinli baba, çocuklarının ve ailesinin aç kalmaması sorumluluğunu tek başına omuzluyor.
İnsani Kriz Derinleşiyor
Lafi’nin durumu, Gazze'de engelli hale gelen binlerce sivilin yaşadığı ortak kaderi de gözler önüne seriyor. Bölgedeki uluslararası yardım kuruluşlarının raporlarına göre, gıda güvenliğinin tamamen ortadan kalktığı Gazze'de, engelli bireylerin temel ihtiyaçlara erişimi çok daha kısıtlı. Pazar yerlerinin bombalanması, yardım tırlarının girişinin engellenmesi ve fiyatların fahiş oranda artması, Lafi gibi aile reislerini çaresiz bırakıyor.
Ancak tüm bu imkansızlıklara rağmen Muhammed Lafi, her gün çadırından çıkarak, gerek yardım dağıtım noktalarındaki uzun kuyruklarda bekleyerek gerekse çevrede bulabildiği kısıtlı imkanları değerlendirerek ailesine bir parça ekmek götürebilmenin savaşını veriyor. Onun bu çabası, sadece fiziksel bir hayatta kalma mücadelesi değil, aynı zamanda umudun ve babalık onurunun korunması adına verilen sessiz bir direniş olarak yankı buluyor.