15 Ocak 2026 Perşembe
Haber

Gazze’nin Orta Yerinde Karanlık Bir Yaşam Mücadelesi: Görme Engelli Ebeveynlerin Gözü Çocukları Oldu

İsrail’in saldırılarıyla yerle bir olan Gazze Şeridi’nde, defalarca yerinden edilen görme engelli Eyyub çifti, Nuseyrat Mülteci Kampı’ndaki derme çatma çadırda hayata tutunmaya çalışıyor. Savaşın ve engellerin gölgesindeki ailenin tüm yükünü ise henüz oyun çağındaki çocukları omuzluyor.

Paylaş:
Gazze’nin Orta Yerinde Karanlık Bir Yaşam Mücadelesi: Görme Engelli Ebeveynlerin Gözü Çocukları Oldu

İsrail’in saldırılarıyla yerle bir olan Gazze Şeridi’nde, defalarca yerinden edilen görme engelli Eyyub çifti, Nuseyrat Mülteci Kampı’ndaki derme çatma çadırda hayata tutunmaya çalışıyor. Savaşın ve engellerin gölgesindeki ailenin tüm yükünü ise henüz oyun çağındaki çocukları omuzluyor.

Gazze Şeridi’nin orta kesiminde yer alan Nuseyrat Mülteci Kampı, insanlık dramının en ağır sahnelerinden birine ev sahipliği yapıyor. Bölgede iki yılı aşkın süredir devam eden İsrail saldırıları nedeniyle defalarca göç etmek zorunda kalan Filistinli ailelerden biri de Eyyub ailesi. Ancak onları diğer binlerce aileden ayıran, anne ve babanın görme engelli olması ve hayatta kalmak için tamamen çocuklarına bağımlı olmaları.

Yıpranmış bezlerden oluşan, insani yaşam standartlarının çok uzağındaki bir çadırda yaşam mücadelesi veren baba Yusuf Eyyub ve anne İman Eyyub, savaşın getirdiği zorlukları karanlık bir dünyada göğüslemeye çalışıyor. Çiftin dış dünyayla olan tek bağlantısı ve en büyük destekçileri ise en büyüğü henüz 12 yaşında olan üç çocuğu.

"Çocuklarımın Gözleriyle Görüyorum"

Savaş koşullarının sağlıklı bireyler için bile dayanılmaz olduğu bölgede, görme engelli bir çiftin yaşam mücadelesi çok daha çetin geçiyor. Eyyub ailesinin çadırında iş bölümü, çocukların taşıyabileceği yükün çok ötesinde şekillenmiş durumda. Erkek çocuklar, babalarına su taşımak, yardım dağıtımlarına ulaşmak ve yol göstermek gibi fiziksel güç gerektiren işleri üstlenirken; ailenin kız çocuğu, annesine temizlik, bulaşık ve çadır içi düzen konusunda rehberlik ediyor.

Baba Yusuf Eyyub, içinde bulundukları durumu şu sözlerle özetliyor: "Göç, herkes için zor bir süreç. Ancak biz görme engelliler için bu durum katlanarak zorlaşıyor. Nereye basacağımızı, nereye sığınacağımızı bilmiyoruz. Çocuklarım benim bastonum, benim gören gözlerim oldu."

12 Yaşında Bir Evin Reisi: Bilal

Ailenin en büyük çocuğu olan 12 yaşındaki Bilal, yaşıtları oyun oynarken ya da eğitim alırken, ailesinin hayatta kalması için sabahtan akşama kadar yiyecek aramak zorunda.

Çaresiz babanın aktardığına göre Bilal, gün boyu kampın sokaklarında bir parça ekmek bulabilmek için dolaşıyor. Yusuf Eyyub, "Oğlum Bilal sabah çıkıyor, akşama kadar yemek aradığı oluyor. Eğer biraz ekmek bulabilirsek o gün karnımız doyuyor, bulamazsak aç yatıyoruz," diyerek yaşadıkları gıda krizinin boyutunu gözler önüne seriyor.

"Yemek Sırasında 4 Kez Yandım"

Anne İman Eyyub’un yaşadıkları ise kamplardaki kaosun ve tehlikenin boyutunu gösterir nitelikte. Görme engelli bir kadın olarak kalabalık yardım kuyruklarına girmenin bedelini fiziksel acılarla ödediğini belirten anne Eyyub, yaşadığı travmatik anları şöyle anlatıyor:

"Yemek dağıtılan yerlere gitmek zorundayım ama göremediğim için büyük tehlike altındayım. Kalabalığın arasında itiş kakış yaşanırken bugüne kadar 4 kez çeşitli yerlerimden yandım. Bazen o kadar çaresiz kalıyoruz ki, yemek alamadan dönüyoruz. Bir keresinde çocuklarımın 4 gün boyunca ağzına tek bir lokma girmediği oldu."

Çocukların Kabusları Bitmiyor

Aile daha önce Aksa Şehitleri Hastanesi yakınlarına sığınmıştı. Ancak o bölgedeki saldırıların yoğunluğu ve çocukların şahit olduğu kanlı manzaralar, ailenin psikolojisini derinden sarstı. Baba Eyyub, çocuklarının hastane çevresinde gördükleri cesetler ve yaralılar nedeniyle geceleri uyuyamadığını ve sürekli kabuslar gördüklerini belirtiyor.

Göç yollarında ve sığındıkları kalabalık kamplarda hijyen koşullarının yokluğu, ailenin sağlığını da tehdit ediyor. Görme engellerinin yanı sıra, yetersiz beslenme ve sağlıksız ortam nedeniyle aile fertlerinde çeşitli hastalıkların baş gösterdiği ifade ediliyor.

Dünyaya seslenen baba Yusuf Eyyub, vicdan sahiplerine şu çağrıda bulunuyor: "Gazze’de insani şartlarda yaşamıyoruz. Bu hayat, gözleri görenler için bile yaşanabilir değilken, biz karanlıkta hayatta kalmaya çalışıyoruz. Tek isteğimiz çocuklarımızın hak ettiği gibi, korkusuz ve tok bir şekilde yaşayabilmesi."