İsrail saldırılarının üçüncü yılına girdiği Gazze Şeridi’nde, yıkılan binaların gölgesinde ve derme çatma çadırlarda karşılanan Ramazan ayı, eski coşkusundan uzak, derin bir sessizliğe sahne oluyor.
Gazze Şeridi’nde iki yılı aşkın süredir devam eden İsrail saldırıları, bölgedeki sosyal ve ekonomik hayatı geri dönülemez biçimde değiştirdi. Geçmiş yıllarda ışıklarla süslenen, kalabalık iftar sofralarının kurulduğu sokaklar, bu yıl yerini enkaz yığınları arasına sıkışmış derme çatma pazar tezgahlarına bıraktı. Bölge halkı, bir yandan hayatta kalma mücadelesi verirken diğer yandan Ramazan ayının manevi iklimine tutunmaya çalışıyor.
Gazze kent merkezinin simgelerinden biri olan tarihi Zaviye Çarşısı, uzun süren sessizliğin ardından kısmen de olsa kapılarını yeniden açtı. Ancak çarşıdaki hareketlilik, eski Ramazanların canlılığından çok uzak. Yıkılan dükkanların yerine kurulan geçici tezgahlarda hurma, turşu ve kuruyemiş gibi geleneksel ürünler sergileniyor olsa da, alım gücünün neredeyse tamamen yok olması nedeniyle ilgi oldukça sınırlı kalıyor.
"Alışveriş Değil, Hayatta Kalma Mücadelesi"
Çarşıda yirmi yıldır turşu satarak geçimini sağlayan esnaf İbrahim Saka, piyasadaki durgunluğu bölge halkının yaşadığı barınma krizine bağlıyor. Saka, "İnsanların büyük bir kısmı evlerini kaybetti ve çadırlarda yaşam mücadelesi veriyor. Mali kriz herkesi vurdu, bu şartlarda alışveriş yapmak bir lüks haline geldi" diyerek mevcut durumu özetliyor.
Sınır kapılarından ürün geçişinin kısıtlanması ve yerel üretimin durma noktasına gelmesi, fiyatların fahiş oranlarda artmasına neden oldu. Bölge sakinlerinin çoğu, günlük gıda ihtiyaçlarını karşılamak için uluslararası yardımlara ve sivil girişimlerin kurduğu aşevlerine bağımlı durumda.
Çadır Kentlerde Hüzünlü İftarlar
Saldırılar nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan yüz binlerce Filistinli için bu Ramazan, çadır kentlerdeki zorlu yaşam koşullarıyla birleşen bir sınav niteliğinde. 70 yaşındaki Muhammed Ebu Hayr, yaşadıkları durumu "istikrardan tamamen uzak bir hayat" olarak tanımlıyor. Ebu Hayr, "Çadırlarda veya hasarlı binalarda temel hizmetlerden yoksunuz. Saldırıların etkisi sadece binaları değil, hayatımızın her alanını, ibadetlerimizi ve günlük rutinimizi de derinden etkiledi" şeklinde konuşuyor.
Gazze sokaklarında bu yıl şenlikli iftar sofraları yerine, kayıpların hatırlandığı ve mütevazı lokmaların paylaşıldığı hüzünlü bir atmosfer hakim. Bereket Kuheyl isimli bir diğer bölge sakini ise çarşıdaki manzaranın hem yaşam direncini hem de derin bir hüznü aynı anda yansıttığını belirterek, "Yemek temini artık günlük bir mücadeleye dönüştü. İnsanlar alışveriş yapmaya çalışsa da, kayıpların ve zorla yerinden edilmenin ağırlığı her yerde hissediliyor" ifadelerini kullanıyor.