28 Şubat 2026 Cumartesi
Haber

Gazze Sınırındaki "Akıllı" Savaş Odası: ABD Merkezli Yapay Zeka Şirketleri Sahayı Nasıl Yönetiyor?

Gazze Şeridi’nin kuzeyine kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi, Palantir ve Dataminr gibi teknoloji devlerinin algoritmalarıyla donatıldı. Modern harp sahasını dönüştüren bu merkez, uydu görüntülerinden biyometrik verilerle beslenen 'dijital bir gözetleme kulesi' olarak işlev görüyor.

Paylaş:
Gazze Sınırındaki "Akıllı" Savaş Odası: ABD Merkezli Yapay Zeka Şirketleri Sahayı Nasıl Yönetiyor?

Gazze Şeridi’nin kuzeyine kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi, Palantir ve Dataminr gibi teknoloji devlerinin algoritmalarıyla donatıldı. Modern harp sahasını dönüştüren bu merkez, uydu görüntülerinden biyometrik verilerle beslenen 'dijital bir gözetleme kulesi' olarak işlev görüyor.

Gazze Şeridi’nin kuzey ucuna yaklaşık 20 kilometre mesafede konuşlandırılan ve ABD tarafından kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi (CMCC), bölgedeki çatışmaların seyrini değiştiren teknolojik bir üs haline geldi. Sahadaki fiziksel çatışmaların ötesinde, savaşın siber ve algoritmik boyutunu yöneten bu merkez, ABD merkezli teknoloji şirketlerinin geliştirdiği yapay zeka (YZ) destekli gözetim sistemleriyle donatılmış durumda. Merkez, sahadan akan devasa veri trafiğini işleyerek askeri operasyonların istihbarat omurgasını oluşturuyor.

Veri Havuzunda Hedef Analizi

Merkezin temel operasyonel yeteneği, farklı kaynaklardan gelen verileri tek bir havuzda toplayıp saniyeler içinde analiz edebilmesinde yatıyor. Uydu görüntüleri, insansız hava araçlarından (İHA) aktarılan canlı yayınlar, biyometrik veriler, iletişim trafiği ve sosyal medyadaki açık kaynaklı dijital izler, YZ algoritmaları tarafından taranıyor. Bu süreç, tehdit seviyelerinin belirlenmesi, hedeflerin sınıflandırılması ve operasyonel önceliklerin atanmasında insan faktörünü giderek azaltan bir "otonom savaş yönetimi" modeline işaret ediyor.

Palantir ve "Maven" Platformunun Rolü

Merkezdeki en kritik yazılımlardan biri, ABD ordusu ve istihbarat birimleriyle yakın ilişkileriyle bilinen Palantir Technologies tarafından sağlanıyor. Şirketin geliştirdiği "Maven" adlı akıllı hedefleme platformu, savaş alanını dijital bir haritaya dönüştürüyor. Maven; uydular, casus uçaklar ve telekomünikasyon ağlarından gelen sinyalleri birleştirerek sahadaki birliklere gerçek zamanlı yönlendirme yapıyor. Palantir’in Tel Aviv’deki ofisinin son iki yılda hızla büyüdüğü ve şirketin İsrail savunma mekanizmasıyla entegre çalıştığı biliniyor.

Dataminr ile Sosyal Medya İstihbaratı

Savaşın dijital cephesinde yer alan bir diğer aktör ise, kuruluşunda CIA’in girişim sermayesi fonundan yatırım alan Dataminr. Şirket, CMCC bünyesinde "gerçek zamanlı risk istihbaratı" sağlıyor. Dataminr’in algoritmaları, sosyal medya platformlarındaki milyarlarca paylaşımı tarayarak anlık olayları, protestoları veya askeri hareketliliği tespit edebiliyor. Daha önce FBI ve diğer ABD kolluk kuvvetlerine de hizmet veren şirket, kullanıcıların geçmiş dijital faaliyetlerini ve etkileşim ağlarını haritalandırarak kişi bazlı istihbarat profilleri oluşturabiliyor.

İHA’lar ve Biyometrik Takip

Veri toplama zincirinin fiziksel ayağında ise ABD merkezli Easy Aerial ve İsrail merkezli Elbit Systems öne çıkıyor. Easy Aerial’ın geliştirdiği "drone-in-a-box" (kutulu dron) sistemleri, sınır hattında otonom keşif uçuşları yaparak görüntü topluyor. Bu görüntüler daha sonra yapay zeka sistemlerine aktarılarak otomatik olarak sınıflandırılıyor.

Öte yandan, Elbit Systems’in sağladığı biyometrik gözetim teknolojileri, Gazze çevresindeki kontrol noktalarında ve yerleşim alanlarında kullanılıyor. Yüz tanıma sistemleri sayesinde sivillerin kimlikleri saniyeler içinde tespit ediliyor ve hareket dökümleri çıkarılıyor. Bu durum, sivil-asker ayrımının bulanıklaştığı ve tüm bir nüfusun dijital olarak fişlendiği eleştirilerini beraberinde getiriyor.

Savaşın Geleceği: Algoritmik Sorumluluk

Gazze örneği, modern savaşların giderek daha fazla "veri odaklı" bir yapıya büründüğünü ve algoritmik savaşın küreselleştiğini kanıtlar nitelikte. Ancak saldırı kararlarının ve hedef belirleme süreçlerinin makinelere devredilmesi, uluslararası hukuk açısından ciddi soru işaretleri yaratıyor. Olası sivil kayıplarda veya hatalı hedeflemelerde sorumluluğun kararı uygulayan askerde mi, yoksa hedefi belirleyen algoritmada ve onu yazan şirkette mi olduğu sorusu, henüz net bir yanıt bulabilmiş değil.