Gaziantep mutfağının en köklü içeceklerinden biri olan ve Fırat Nehri kıyılarında yetişen meyan kökünden elde edilen şerbet, Ramazan ayında iftar sofralarının başköşesindeki yerini koruyor. Sindirimi kolaylaştıran etkisi ve kendine has aromasıyla bilinen bu geleneksel lezzet, ustaların elinde saatler süren bir işlemle hazırlanarak vatandaşlara sunuluyor.
UNESCO'nun gastronomi alanındaki "Yaratıcı Şehirler Ağı"nda yer alan Gaziantep'te, Ramazan ayının gelmesiyle birlikte tarihi çarşılarda meyan şerbeti hareketliliği yaşanıyor. Fırat Havzası'nın bereketli topraklarında yetişen meyan bitkisinin köklerinden elde edilen ve yöre halkı tarafından "doğal kola" olarak da adlandırılan bu içecek, özellikle iftar sonrası hazımsızlığı önlemesi nedeniyle yoğun ilgi görüyor.
Fırat'tan Sofralara Uzanan Yolculuk
Meyan şerbetinin yapımı, sabahın erken saatlerinde başlayan zahmetli bir süreci kapsıyor. Fırat Nehri kenarından toplanan kökler, temizlenip kurutulduktan sonra özel yöntemlerle dövülerek lifli bir hale getiriliyor. Ustalar, bu lifleri suyla buluşturup damıtma yöntemiyle şerbetin özünü çıkarıyor. Rengi, kokusu ve köpüğüyle dikkat çeken içecek, poşetler veya şişeler halinde satışa sunuluyor.
Yaklaşık 50 yıldır bu mesleği icra eden şerbetçi Mehmet Yılmaz, meyan köklerini Fırat kenarından özenle seçtiklerini belirtiyor. İşletmesinde uzun kuyruklar oluşan Yılmaz, şerbetin Ramazan ayı için bir ritüel olduğunu vurgulayarak şunları söylüyor:
"Meyan şerbetinin en büyük özelliği yazın serinletmesi, Ramazan'da ise mideyi rahatlatmasıdır. Gaziantep'te bu şerbet olmadan iftar sofrası kurulmaz desek yeridir. Temiz ve usulüne uygun yapılması çok önemli. Ben artık bu zanaatı çocuklarıma öğretiyorum, bu geleneğin kaybolmasını istemiyoruz."
"Osmanlı'dan Gelen Bir Kültür"
Vatandaşlar için meyan şerbeti sadece bir içecek değil, aynı zamanda kültürel bir miras niteliği taşıyor. Litresi ortalama 25 liradan satılan ve suyla inceltildiğinde bereketli bir içeceğe dönüşen şerbet, ekonomik olmasıyla da her kesime hitap ediyor.
Yıllardır aynı dükkandan şerbet aldığını belirten Bülent Ataseven, bu alışkanlığın kendisine babasından kaldığını ifade ediyor. Ataseven, "Tam 40 yıldır buradan şerbet alırım. Bu lezzet bize Osmanlı döneminden kalan bir kültür mirası. Hem sağlıklı hem de ferahlatıcı olduğu için dostlarıma da sık sık tavsiye ediyorum" şeklinde konuşuyor.
İftar öncesi çarşıda oluşan kuyrukta bekleyen Mustafa Alagöz ise meyan şerbetini "sofraların olmazsa olmazı" olarak nitelendiriyor. Alagöz, orucun verdiği harareti alması ve mideyi yormaması nedeniyle Ramazan boyunca her gün taze şerbet tükettiklerini belirtiyor.
Gaziantep sokaklarında sırtlarındaki güğümlerle dolaşan şerbetçilerin sesi ve dükkan önlerindeki kalabalık, bu kadim geleneğin modern zamanlarda bile canlılığını koruduğunu gösteriyor.