Gana Cumhurbaşkanı John Dramani Mahama, 400 yıl süren transatlantik köle ticaretinin insanlığa karşı işlenmiş en ağır suçlardan biri olarak resmen tanınması ve tarihsel tazminat sürecinin başlatılması talebiyle Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna tarihi bir karar tasarısı sunmaya hazırlanıyor.
Gana, Afrika kıtasının ve küresel diasporanın uzun yıllardır dile getirdiği tarihsel yüzleşme talebini uluslararası diplomasinin en üst mercisine taşıyor. Cumhurbaşkanı John Dramani Mahama öncülüğünde hazırlanan karar tasarısı, transatlantik köle ticaretinin insanlık tarihindeki en büyük suçlardan biri olarak kayıtlara geçmesini ve sömürgeci geçmişe sahip ülkelerin sorumluluk almasını hedefliyor.
Söz konusu girişim, uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla 25 Mart "Uluslararası Kölelik ve Transatlantik Köle Ticareti Kurbanlarını Anma Günü" ile eş zamanlı olarak gündeme getiriliyor. Tarihi kayıtlara göre yaklaşık 400 yıl süren ve Afrika'dan 12,5 milyon insanın köleleştirilerek zorla koparılmasına yol açan bu süreçte, 2 milyondan fazla kişi Atlantik Okyanusu'nu aşamadan hayatını kaybetti.
Tazminat Kavramı Yeniden Şekilleniyor
Pan-Afrikancı politikacılar ve uzmanlar, "tazminat" (reparasyon) kavramının salt bir maddi ödeme şeklinde anlaşılamayacağının altını çiziyor. Gündeme getirilen bu çok boyutlu süreç; resmi bir özrün yanı sıra kıtanın tarihsel borçlarının hafifletilmesini, kalkınma desteklerini ve Batılı modern ekonomilerin inşasında Afrika'nın sömürülen emeğinin rolünün resmen kabul edilmesini kapsıyor.
Eski Ganalı Milletvekili ve Pan-Afrikancı düşünür Ras Mubarak, süreci tarihi bir ahlaki uyanış olarak nitelendirerek kaybedilen hayatların hiçbir maddi karşılığının olamayacağını vurguluyor. Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinin tarihsel sorumluluklarını kabul etme konusunda halen yeterli siyasi iradeyi göstermediğini belirten Mubarak, Gana'nın bu meseleye liderlik etmesinin sembolik açıdan büyük bir öneme sahip olduğunu ifade ediyor.
Karayip Ülkeleri ve Brezilya'dan Destek
Gana'nın Birleşmiş Milletler nezdinde başlattığı bu diplomatik taarruz, uluslararası alanda da önemli bir karşılık buldu. Afrika ülkelerinin ortak bir duruş sergilediği tasarıya, köle ticaretinin yoğun olarak yaşandığı Karayip ülkeleri ve Brezilya da destek veriyor. Hamle, aynı zamanda Afrika Birliği'nin (AfB) 2026-2035 yıllarını "Reparasyon için Eylem On Yılı" ilan etmesiyle stratejik bir bütünlük taşıyor.
Uluslararası ilişkiler ve güvenlik analistleri, o dönemde kurulan büyük tarım işletmelerinde duyulan ucuz iş gücü ihtiyacının milyonlarca Afrikalının yerinden edilmesine sebep olduğunu hatırlatıyor. Uzmanlar, Afrika'nın insan kaynağına, altyapısına ve sosyokültürel dokusuna verilen derin zararın hiçbir parayla tam olarak onarılamayacağını; ancak İngiltere, Hollanda ve Danimarka gibi dönemin denizci ve sömürgeci güçlerinin yaşanan insanlık dışı muameleler için mutlaka bir tazminat adımı atması gerektiğini savunuyor.
BM Genel Kuruluna sunulacak bu tasarının diplomatik arenada zorlu bir müzakere sürecinden geçmesi beklense de, girişimin küresel ölçekte kökleşmiş tarihsel adaletsizliklerin tartışılmasına zemin hazırlayarak yeni bir dönemin kapısını aralayacağı öngörülüyor.