16 Nisan 2026 Perşembe
Haber

Fransız Çimento Devi Lafarge'ın Terör Finansmanı Davasında Tarihi Karar

Fransız mahkemesi, çok uluslu çimento üreticisi Lafarge'ın Suriye'deki faaliyetlerini sürdürebilmek amacıyla terör örgütlerini finanse ettiğine ve ceza kanununu ihlal ettiğine hükmederek şirketlerin hukuki sorumluluğu açısından emsal bir karara imza attı.

Paylaş:
Fransız Çimento Devi Lafarge'ın Terör Finansmanı Davasında Tarihi Karar

Fransız mahkemesi, çok uluslu çimento üreticisi Lafarge'ın Suriye'deki faaliyetlerini sürdürebilmek amacıyla terör örgütlerini finanse ettiğine ve ceza kanununu ihlal ettiğine hükmederek şirketlerin hukuki sorumluluğu açısından emsal bir karara imza attı.

Fransa'da yürütülen kapsamlı yargı süreci sonucunda mahkeme, çimento devi Lafarge'ın Suriye'deki iç savaş döneminde terörizmi finanse ettiği kanaatine vardı. Alınan bu karar, uluslararası çapta faaliyet gösteren dev şirketlerin çatışma bölgelerindeki eylemlerinden dolayı doğrudan cezai sorumluluk altına girmesi bakımından küresel hukuk tarihinde bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

Davanın merkezinde, Lafarge'ın Suriye'nin kuzeyindeki Celabiye bölgesinde bulunan çimento fabrikasının faaliyetlerini sürdürebilmek için izlediği yollar yer alıyor. Soruşturma dosyasına göre şirket, 2013 ve 2014 yılları arasında aralarında terör örgütü DEAŞ'ın da bulunduğu çeşitli silahlı gruplara milyonlarca avro ödeme yaptı. Şirketin yerel yöneticileri ve merkez idaresi, personelin güvenliğini sağlamak ve hammadde tedarikini garanti altına almak gerekçesiyle bu ödemeleri gerçekleştirdiğini savunsalar da, yargı makamları bu eylemlerin terörizmin finansmanı suçunu oluşturduğuna hükmetti.

Fransız yargısının verdiği bu karar, çok uluslu şirketlerin yalnızca ticari riskleri değil, operasyon yürüttükleri bölgelerdeki insan hakları ihlallerini ve terör eylemlerini destekleme potansiyelini de dikkate almaları gerektiğini kesin bir biçimde ortaya koydu. Karar metninde şirketin, ceza kanununun açıkça yasakladığı sınırları aştığı ve yasa dışı gruplara sağlanan finansal kaynağın doğrudan terör eylemlerinin devamlılığına katkı sağladığı vurgulandı.

Hukuk uzmanları, Lafarge davasının "insanlığa karşı suçlara iştirak" ve "terörizmin finansmanı" suçlamalarının tüzel kişilere yöneltilebilmesi açısından uluslararası hukukta bir içtihat yarattığını belirtiyor. Bugüne kadar şirketlerin çatışma bölgelerindeki faaliyetleri genellikle etik tartışmaların konusu olurken, bu kararla birlikte mesele doğrudan ağır ceza yargılamasının alanına girmiş oldu.

Bu tarihi karar, dünya genelinde riskli bölgelerde yatırım yapan tüm şirketler için uyum süreçlerinin ve yerel aktörlerle kurulan ilişkilerin hukuki sınırlarının yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılıyor. Şirketlerin, operasyonel devamlılık uğruna terör örgütleriyle herhangi bir finansal veya lojistik ilişkiye girmesinin, telafisi imkansız hukuki yaptırımlara yol açacağı Lafarge davasıyla birlikte tescillenmiş oldu.