Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Avrupa’nın güvenlik mimarisine ilişkin yaptığı kritik değerlendirmede, kıtanın savunma konusunda kendi kendine yetebilmesinin önemine dikkat çekti. "Avrupalılar olarak hepimiz aynı gemideyiz" diyen Fidan, güvenliğin üçüncü taraflara havale edilemeyecek kadar hayati bir mesele olduğunu vurguladı.
BUGÜNKÜ HABERLER / ANKARA
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, küresel jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde Avrupa'nın güvenlik stratejilerine dair dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Türkiye'nin Avrupa güvenlik mimarisindeki vazgeçilmez rolüne işaret eden Fidan, kıta ülkelerinin savunma paradigmasını yeniden ele alması gerektiği mesajını verdi.
"Hepimiz Aynı Gemideyiz"
Bakan Fidan, Avrupa'nın karşı karşıya olduğu tehditlerin ortak niteliğine vurgu yaparak, Türkiye'nin de bu denklemin merkezinde olduğunu belirtti. Fidan, "Avrupalılar olarak hepimiz aynı gemideyiz. Kendi evimizin güvenliğini ve emniyetini sağlamak, varoluşsal bir gerekliliktir," ifadelerini kullandı.
Bu açıklama, son dönemde Batı başkentlerinde tartışılan "stratejik özerklik" kavramı ve Avrupa'nın savunma konusunda ABD veya diğer dış aktörlere olan bağımlılığını azaltma çabalarıyla örtüşen bir vizyonu ortaya koyuyor.
"Güvenlik Başkalarına Devredilemez"
Dışişleri Bakanı, güvenliğin dışsallaştırılamayacak bir sorumluluk olduğunun altını çizdi. "Kendi güvenliğimizi başkalarına devredemeyiz" diyen Fidan, Avrupa ülkelerinin kendi savunma yeteneklerini ve iş birliği mekanizmalarını güçlendirmesi gerektiğine işaret etti.
Fidan'ın bu sözleri, özellikle Ukrayna'daki savaşın ardından Avrupa'nın güvenlik mimarisinde yaşanan sarsıntılar ve kıtanın gelecekteki olası krizlere karşı hazırlık seviyesi göz önüne alındığında, Ankara'nın sürece aktif ve belirleyici bir aktör olarak katılma iradesini de yansıtıyor.
Türkiye'nin Stratejik Rolü
Bakan Fidan'ın "Avrupalılar olarak" ifadesini kullanması, Türkiye'nin Avrupa ailesinin ve güvenlik şemsiyesinin ayrılmaz bir parçası olduğu tezini bir kez daha kayda geçirdi. Ankara, uzun süredir Avrupa'nın savunmasının sadece AB üyeleriyle sınırlı kalamayacağını, Türkiye gibi NATO'nun en büyük ordularından birine sahip bir gücün dışarıda bırakıldığı bir denklemin eksik kalacağını savunuyor.
Fidan'ın uyarıları, kıtanın kendi güvenliğini sağlama noktasında daha cesur ve kapsayıcı adımlar atması gerektiği yönündeki diplomatik baskının bir yansıması olarak değerlendiriliyor.