28 Şubat 2026 Cumartesi
Haber

Fetih Hareketi'nden Batı Şeria Uyarısı: "İsrail'in Arazi Tescil Kararı Fiili İlhakın İlanıdır"

Fetih Hareketi Merkez Komite Genel Sekreteri Yardımcısı Sabri Saydam, İsrail’in Batı Şeria’daki arazileri "devlet mülkü" olarak kaydetme hamlesinin, bölgenin tamamında egemenlik kurmayı amaçlayan sistematik bir planın parçası olduğunu vurguladı.

Paylaş:
Fetih Hareketi'nden Batı Şeria Uyarısı: "İsrail'in Arazi Tescil Kararı Fiili İlhakın İlanıdır"

Fetih Hareketi Merkez Komite Genel Sekreteri Yardımcısı Sabri Saydam, İsrail’in Batı Şeria’daki arazileri "devlet mülkü" olarak kaydetme hamlesinin, bölgenin tamamında egemenlik kurmayı amaçlayan sistematik bir planın parçası olduğunu vurguladı.

BUGÜNKÜ HABERLER / DIŞ HABERLER

İsrail yönetiminin işgal altındaki Batı Şeria’da arazi kayıt süreçlerini yeniden başlatma ve geniş arazileri "devlet arazisi" statüsüne alma kararı, Filistin yönetiminde büyük tepkiyle karşılandı. Fetih Hareketi Merkez Komite Genel Sekreteri Yardımcısı Sabri Saydam, Tel Aviv’in bu adımının basit bir bürokratik düzenleme olmadığını, aksine Batı Şeria’nın fiilen ilhak edilmesine zemin hazırlayan stratejik bir hamle olduğunu belirtti.

Ramallah'ta basına değerlendirmelerde bulunan Saydam, sahadaki askeri baskınlar ve yerleşimci şiddetinin gölgesinde alınan bu kararın zamanlamasına dikkat çekti. Saydam, İsrail'in "C Bölgesi" başta olmak üzere Batı Şeria’nın tamamında tam kontrol sağlamayı hedeflediğini ve bu sürecin uluslararası toplumun gözü önünde "sistematik" bir şekilde ilerletildiğini ifade etti.

"Siyasi Söylemler Sahada Bağlayıcı Yasalar Haline Geliyor"

Saydam, İsrail siyasetindeki radikal söylemlerin artık sadece retorik olarak kalmadığını, İsrail Meclisi (Knesset) nezdinde bağlayıcı yasal düzenlemelere dönüştüğünü vurguladı. Bu durumun son derece tehlikeli bir eşik olduğunu belirten Fetih yetkilisi, uluslararası toplumun "ilhakın kabul edilmeyeceği" yönündeki açıklamalarının sahadaki gerçeklikle tamamen çeliştiğini dile getirdi.

Saydam, "Sahada yaşananlar açık ve kademeli bir ilhak sürecine işaret etmektedir. Uluslararası camianın siyasi açıklamaları, somut yaptırımlar ve adımlarla desteklenmediği sürece bir anlam ifade etmemektedir" şeklinde konuştu.

Osmanlı ve İngiliz Dönemi Tapuları Yeniden İsteniyor

İsrail’in yeni uygulaması kapsamında Filistinlilerden mülkiyet kanıtı talep edilmesini de eleştiren Saydam, bu talebin hukuki bir tuzak olduğunu savundu. Filistinli ailelerin elinde Osmanlı, İngiliz Mandası veya Ürdün döneminden kalma tapu ve belgeler bulunduğunu hatırlatan Saydam, İsrail'in geçmişte "Gaip Mallar Yasası" gibi çeşitli hukuki kılıflarla zaten geniş çaplı toprak gaspı yaptığını belirtti.

Saydam, "İsrail, halihazırda gasbettiği topraklar için Filistinlilerden yeni mülkiyet kanıtı isteyemez" diyerek, bu sürecin mülkiyet haklarını teyit etmeyi değil, bürokratik engellerle Filistinlilerin haklarını ellerinden almayı ve yasa dışı yerleşimleri genişletmeyi amaçladığını kaydetti.

Kararın Arka Planı: C Bölgesi Hedefte

Tel Aviv yönetiminin aldığı karar, 1967'den bu yana Batı Şeria'da ilk kez arazi kayıt sürecinin bu denli kapsamlı şekilde yeniden başlatılmasını öngörüyor. Planın merkezinde ise Batı Şeria'nın yaklaşık yüzde 61'ini oluşturan ve idari ile güvenlik kontrolünün tamamen İsrail'de olduğu "C Bölgesi" yer alıyor.

İsrail basınına yansıyan detaylara göre, 2030 yılına kadar C Bölgesi'ndeki arazilerin önemli bir kısmının kademeli olarak "devlet mülkü" olarak tescil edilmesi hedefleniyor. Bu süreç, mülkiyet tescili, satış izinleri ve harçların toplanmasını kapsarken, Filistin Yönetimi'nin bölgedeki zaten sınırlı olan yetkilerini tamamen devre dışı bırakma riski taşıyor.