Atatürk Üniversitesi Kimya Bölümü bünyesinde başlatılan stratejik projeyle, Türkiye’nin dışa bağımlı olduğu 100’den fazla kritik ilacın ham maddesi, özgün ve patentlenebilir yeni sentez yöntemleriyle laboratuvar ortamında geliştirildi.
Türkiye’nin ilaç sanayisindeki dışa bağımlılığını azaltmak ve olası tedarik zinciri krizlerine karşı ulusal güvenliği sağlamak adına Erzurum’da kritik bir bilimsel çalışma yürütülüyor. Atatürk Üniversitesi Kimya Bölümü laboratuvarlarında görevli bilim insanları, aralarında kanser ve kalp ilaçlarının da bulunduğu stratejik öneme sahip ilaç etken maddelerini sentezlemeyi başardı. Yüksek Teknolojiye sahip cihazlarla donatılmış laboratuvarlarda geliştirilen yöntemlerin, maliyetleri düşürerek yerli üretime büyük avantaj sağlaması hedefleniyor.
11 Farklı Grupta 100 İlaç Ham Maddesi
Üniversitenin "öncelikli alan programı" kapsamında Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından desteklenen proje, geniş bir hastalık yelpazesini kapsıyor. Kimya Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ömer İrfan Küfrevioğlu liderliğindeki ekip, ateş düşürücü ve ağrı kesicilerden morfin türevlerine, kalp hastalıklarından kanser tedavisine kadar 11 farklı ilaç grubuna odaklandı.
Prof. Dr. Küfrevioğlu, proje kapsamında şu ana kadar 100 farklı ilacın ham maddesi üzerinde çalışma yürütüldüğünü belirterek, bu ilaçların hastalıkların yaklaşık yüzde 90-95’inin tedavisinde kullanıldığına dikkat çekti. Küfrevioğlu, projenin ulusal güvenlik boyutuna da değinerek, "Olası bir savaş veya kriz durumunda dışa bağımlı kalmamak adına bu üretim hayati önem taşıyor. Kendi iç kaynağımızla üretime hazır hale gelmek istiyoruz" ifadelerini kullandı.
Patent Engelini Aşan "Özgün Yöntem"
Projenin en dikkat çekici yönü ise mevcut patentlere takılmadan geliştirilen yeni sentez metotları. Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serdar Burmaoğlu, ilaç değil, doğrudan ilacın ham maddesini ürettiklerinin altını çizdi.
Mevcut uluslararası patentlerin dışında, tamamen özgün yöntemler geliştirdiklerini vurgulayan Prof. Dr. Burmaoğlu, "Bu sayede hem hukuki süreçlere takılmayacağız hem de kendi patent portföyümüzü oluşturacağız. Hedefimiz, bu ham maddeleri Çin ve Hindistan gibi küresel tedarikçilerin maliyetlerine yakın oranlarda üretebilmek" şeklinde konuştu.
Milyonlarca Dolarlık Tasarruf Hedefi
Türkiye'nin ilaç ham maddesinde neredeyse tamamen dışa bağımlı olduğunu hatırlatan uzmanlar, yerli sentez çalışmalarının ekonomik etkisinin büyük olacağını öngörüyor. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) desteğiyle 12 ilave ham maddenin daha sentezleneceği belirtilirken, kampüs içerisine bir "İlaç Ham Madde Merkezi" kurulması için çalışmaların sürdüğü bildirildi.
Prof. Dr. Burmaoğlu, projenin savunma sanayisindeki atılımlar kadar değerli olduğunu belirterek şunları kaydetti: "Tedarik zinciri kırıldığında ilaca erişim durur. Biz bu riski ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. Ülkemiz sağlık harcamalarını karşılayan nadir devletlerden biri ve bu durum bütçeye ciddi bir yük getiriyor. Dışa bağımlılığı yüzde 100’den yüzde 80-90 seviyelerine çektiğimizde bile milyonlarca dolarlık tasarruf sağlanacak."
Projenin yıl sonuna kadar tamamlanması ve elde edilen teknik verilerin yerli ilaç firmalarıyla paylaşılarak endüstriyel üretime geçilmesi planlanıyor.