ABD’de açılan yeni Epstein dosyalarında İsrail istihbaratı Mossad ile bağlantılara dair ciddi iddialar yer alırken, uzmanlar Batı medyasının dikkatleri sistematik olarak Rusya’ya çekme çabasını "gündem saptırma" olarak nitelendiriyor.
Jeffrey Epstein'in reşit olmayan kız çocuklarına yönelik kurduğu fuhuş ağıyla ilgili davanın yankıları sürerken, ortaya çıkan yeni belgeler ve uzman görüşleri, skandalın istihbarat boyutuna dair çarpıcı detayları gündeme taşıdı. Serbest gazeteci Drew Favakeh ve medya analisti Mats Nilsson, Epstein'in İsrail ile olan derin bağlantılarının belgelerle desteklendiğini, ancak ABD ve İngiliz ana akım medyasının bu ilişki ağını görmezden gelerek okları Rusya'ya yönelttiğini belirtti.
Belgelere Yansıyan İstihbarat İddiaları
Son dönemde kamuoyuna yansıyan belgeler, Epstein davasının yalnızca bir cinsel istismar zinciri olmadığını, arka planda devletlerarası bir şantaj operasyonu olabileceğini düşündüren veriler sunuyor. Gazeteci Drew Favakeh, Epstein'in İsrail istihbarat servisi Mossad ile ilişkisinin uzun süredir konuşulduğunu ancak yeni belgelerin bu iddiaları somutlaştırdığını vurguladı.
Favakeh, 2019 yılında araştırmacı gazeteci Whitney Webb tarafından ortaya atılan tezlerin, yakın zamanda Drop Site News gibi platformlarda yayınlanan raporlarla örtüştüğüne dikkat çekti. Belgelerdeki en çarpıcı detaylardan biri, bir FBI muhbirinin 2020 yılındaki ifadelerine dayanıyor. İddiaya göre bu kaynak, Epstein'in eski İsrail Başbakanı Ehud Barak tarafından "casus olarak eğitildiğini" ve Mossad'a kazandırıldığını öne sürdü. Ayrıca, 2021 tarihli bir e-posta yazışmasında, Epstein'in suç ortağı Ghislaine Maxwell ve babası Robert Maxwell'in, siyasi ve finansal liderlere şantaj yapmak amacıyla çalışan Mossad bağlantılı kişiler olduğu şüphesi dile getirildi.
60'tan Fazla Görüşme ve "Rusya Yok" Vurgusu
Favakeh'in incelemelerine göre, Epstein ile eski İsrail Başbakanı Ehud Barak arasında Eylül 2010 ile Mart 2019 tarihleri arasında 60'tan fazla yüz yüze görüşme planlandı. Bu görüşmelerin en az 7'sinin, Barak'ın İsrail Savunma Bakanı olarak görev yaptığı dönemde gerçekleşmesi ise dikkat çekici bir detay olarak öne çıkıyor.
Batı medyasının tutumunu eleştiren Favakeh, "New York Post gibi yayınlarda 'Epstein'in gerçekte kimin için çalıştığına dair yeni teori' başlıkları atılıyor ancak içerik İsrail yerine Rusya'ya odaklanıyor. Oysa belgelerde Epstein'in Putin veya üst düzey Rus yetkililerle böyle bir bağlantısı görülmüyor; aksine Putin ile görüşme taleplerinin gerçekleşmediği anlaşılıyor. Ancak İsrail'in görevdeki Savunma Bakanı ile somut bir trafik var" ifadelerini kullandı.
"Gündem Kontrolü ve Manipülasyon"
Medya uzmanı Mats Nilsson ise konuyu "gündem kontrolü" ve "yönlendirme" taktikleri üzerinden değerlendirdi. Nilsson'a göre, Batı istihbarat topluluğu ve medyası, skandalın boyutunu ve içindeki güçlü aktörleri gizleyebilmek adına halkın öfkesini "hazır bir düşman" olan Rusya'ya kanalize etmeye çalışıyor.
Nilsson, bu stratejiyi şu sözlerle açıkladı: "Hukuk ve finans kurumları bu sistemi koruyamayınca, odağı pedofili ve cinsel istismar suçlarından, dış politika gerilimlerine kaydırmaya çalışıyorlar. İsrail ve Mossad bağlantısını tartışmak yerine, hiçbir kanıt olmaksızın manşetlere Rusya'yı taşıyorlar. Bu, İngiliz istihbarat servislerinin de sıkça başvurduğu klasik bir manipülasyon yöntemidir."
Asıl Mağduriyet Gölgeleniyor
Uzmanlar, bu jeopolitik tartışmaların gölgesinde asıl mağdurların unutulduğu konusunda da uyarıda bulunuyor. Nilsson, Epstein ağının merkezinde insan ticaretine maruz kalan ve hayatları karartılan genç kadınların olduğunu hatırlatarak, medyanın "casusluk" hikayeleri üzerinden olayı sulandırdığını ve asıl faillerin hesap vermesini zorlaştırdığını belirtti.
Batı hükümetlerinin ve medyasının bilgi ekosistemini "kirlettiğini" savunan Nilsson, bot ağları ve devlet destekli anlatılarla gerçeğin üzerinin örtüldüğünü, böylece İsrail gibi müttefiklerin skandaldaki sorumluluklarından sıyrılmasının sağlandığını ifade etti.