28 Şubat 2026 Cumartesi
Haber

Enerji Diplomasisinde Yeni Dönem: Türkiye Küresel Devlerle Sınır Ötesine Açılıyor

Günlük üretim hedefini 2028’de 500 bin varile çıkarmayı planlayan Türkiye, arz güvenliğini sağlama stratejisi kapsamında rotayı sınır ötesine çevirdi. TPAO; Shell, BP, Chevron ve ExxonMobil gibi enerji devleriyle peş peşe imzaladığı anlaşmalarla Karadeniz’den Afrika’ya, Hazar’dan Akdeniz’e uzanan geniş bir coğrafyada oyun kurucu olmaya hazırlanıyor.

Paylaş:
Enerji Diplomasisinde Yeni Dönem: Türkiye Küresel Devlerle Sınır Ötesine Açılıyor

Günlük üretim hedefini 2028’de 500 bin varile çıkarmayı planlayan Türkiye, arz güvenliğini sağlama stratejisi kapsamında rotayı sınır ötesine çevirdi. TPAO; Shell, BP, Chevron ve ExxonMobil gibi enerji devleriyle peş peşe imzaladığı anlaşmalarla Karadeniz’den Afrika’ya, Hazar’dan Akdeniz’e uzanan geniş bir coğrafyada oyun kurucu olmaya hazırlanıyor.

İSTANBUL — Türkiye, enerji arz güvenliğini sağlamak ve dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla yürüttüğü stratejide vites yükseltti. Yurt içindeki keşif ve üretim faaliyetlerini sürdüren Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), küresel enerji piyasasının dev aktörleriyle kurduğu stratejik ortaklıklarla arama ve üretim sahasını sınır ötesine taşıyor.

Mevcut durumda günlük yaklaşık 300 bin varil petrol ve doğal gaz üretimi gerçekleştiren Türkiye, bu rakamı 2028 yılına kadar 500 bin varile, uzun vadede ise 1 milyon varile çıkarmayı hedefliyor. Bu iddialı hedefler doğrultusunda, sadece yerli kaynaklara odaklanmakla kalmayan Ankara, derin deniz sondajındaki teknik kapasitesini uluslararası şirketlerin deneyimiyle birleştirerek bölgesel bir enerji merkezi olma vizyonunu güçlendiriyor.

Peş Peşe Gelen Dev Anlaşmalar

Şubat ayı, Türk enerji diplomasisi açısından hareketli geçti. TPAO, küresel enerji devleriyle art arda masaya oturarak kritik mutabakatlara imza attı.

Bu hafta içinde, Hollanda merkezli enerji şirketi Shell ile Bulgaristan’ın Karadeniz kıyısındaki Khan Tervel sahasında petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerine ortak olunması için anlaşma sağlandı. Bu hamle, Türkiye’nin Karadeniz’deki tecrübesini komşu sulara taşıması açısından büyük önem taşıyor.

Hemen öncesinde, 12 Şubat tarihinde İngiliz enerji devi BP ile kapsamlı bir mutabakat zaptı imzalandı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı kaynaklarına göre, bu anlaşmanın öncelikli odak noktası Irak’ın Kerkük bölgesi olacak. Ancak işbirliği bununla sınırlı kalmayarak Libya, Kazakistan ve Azerbaycan’daki potansiyel projeleri de kapsayacak şekilde genişletilecek.

ABD’li enerji şirketleriyle kurulan temaslar da somut işbirliklerine dönüşmüş durumda. 5 Şubat’ta Chevron ile imzalanan mutabakat zaptı, hem Türkiye içindeki hem de uluslararası sahalardaki ortak arama ve üretim faaliyetlerini kapsıyor. Yılın başında, 8 Ocak’ta ise ExxonMobil’in iştiraki ESSO Exploration International Limited ile Karadeniz ve Akdeniz başta olmak üzere küresel ölçekte işbirliğini öngören bir anlaşma yapılmıştı.

Afrika ve Orta Asya’da Yeni Rotalar

Türkiye’nin enerji vizyonu sadece yakın coğrafyayla sınırlı değil. TPAO’nun nisan ayında Somali açıklarında, daha önce sismik araştırmalarını tamamladığı bir sahada sondaj çalışmalarına başlaması planlanıyor.

Öte yandan Libya’da Repsol ve MOL ile kurulan ortaklıklar çerçevesinde iki blokta, Pakistan’da ise beş farklı sahada hidrokarbon arama faaliyetlerinin yürütülmesi bekleniyor. Geçtiğimiz yıl Diyarbakır Havzası’ndaki konvansiyonel olmayan kaynakların geliştirilmesi için TransAtlantic Petroleum ve Continental Resources ile kurulan ortak girişim de bu çok yönlü stratejinin kara ayağını oluşturuyor.

Uzmanlar: "Teknolojik ve Stratejik Kazanım Sağlayacak"

Enerji piyasası uzmanları, Türkiye’nin bu hamlelerini "çeşitlendirme" stratejisinin en somut adımları olarak yorumluyor.

ABD Deniz Kuvvetleri Lisansüstü Okulu’ndan Profesör Brenda Shaffer, Türkiye’nin birden fazla büyük şirketi hem kendi pazarına çektiğini hem de yurt dışındaki projelere dahil ettiğini belirterek, bu sayede tek bir kaynağa veya şirkete bağımlılık riskinin azaldığına dikkat çekiyor. Shaffer’a göre bu ortaklıklar, TPAO’nun uluslararası bir enerji şirketine dönüşüm sürecini hızlandırıyor. Özellikle Chevron gibi teknolojik kapasitesi yüksek şirketlerle Doğu Akdeniz’de işbirliği yapmanın, bölgedeki karmaşık jeopolitik dengeler içinde Türkiye’ye avantaj sağlayabileceği belirtiliyor.

Atlantik Konseyi Kıdemli Araştırmacısı John Roberts ise Karadeniz’in potansiyeline vurgu yapıyor. Roberts, uluslararası devlerin katılımının Türkiye’nin teknik ve ticari verimliliğini artıracağını, Sakarya Gaz Sahası’ndan elde edilen deneyimlerin Romanya ve Bulgaristan sularındaki projelerle birleşerek bölgeyi gelişmekte olan bir enerji havzasına dönüştürdüğünü ifade ediyor.

Akdeniz Enerji ve İklim Örgütü Petrol ve Gaz Direktörü Sohbet Karbuz da Türkiye'nin enerji faturasını düşürmek için bu "seferberliğin" şart olduğunu vurguluyor. Karbuz'a göre, küresel devlerle yapılan işbirlikleri sadece finansal değil, aynı zamanda teknoloji ve bilgi transferi açısından da TPAO’ya büyük kazanımlar sağlayacak. Bu birikimin, gelecekte Akdeniz havzasındaki diğer potansiyel sahalarda Türkiye’nin elini güçlendirmesi bekleniyor.