Edirne Valiliği öncülüğünde kurulan ve tarihi Mevlevihane geleneğini yaşatmayı hedefleyen semazen topluluğu, Ramazan ayı boyunca altı farklı Balkan şehrinde iftar programlarında sahne alacak.
EDİRNE – Tarihi Edirne Mevlevihanesi'nin köklü mirasını ihya etmek amacıyla iki yıl önce Edirne Valiliği himayelerinde kurulan Semazen Topluluğu, bu yıl üçüncü kez Balkan coğrafyasındaki soydaşlarla buluşmaya hazırlanıyor. Topluluk, Ramazan ayı kapsamında Bulgaristan, Kuzey Makedonya, Kosova, Arnavutluk ve Yunanistan’da düzenlenecek iftar programlarında sema ayinleri icra edecek.
600 Yıllık Mirasın Temsilcileri
Edirne Valisi Yunus Sezer’in himayelerinde çalışmalarını sürdüren topluluk, son hazırlıklarını Kaleiçi semtindeki Ekrem Demiray Spor Salonu’nda tamamladı. İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu sanatçısı Sabahattin Harma yönetiminde gerçekleşen provalarda, genç semazenlerin disiplinli ve manevi atmosferi dikkat çekti.
Edirne Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk, yaptığı açıklamada Edirne Mevlevihanesi’nin Rumeli coğrafyasındaki ilk mevlevihanelerden biri olduğunu hatırlattı. Soytürk, tarihi yapının bu yıl içinde yeniden hizmete açılmasının planlandığını belirterek, "Mevlevihane için özel olarak yetiştirilen bu gençlerimiz, bir nevi Rumeli seferine çıkarak ecdat yadigarı topraklarda manevi bir köprü kuracaklar" dedi.
Altı Şehirde Gönül Köprüsü
Edirne Valiliği Rumeli Kültür Sanat Akademisi bünyesindeki semazenler, Ramazan ayı süresince şu şehirlerde sahne alacak:
- Sofya (Bulgaristan)
- Üsküp (Kuzey Makedonya)
- Prizren (Kosova)
- Elbasan (Arnavutluk)
- İskeçe ve Gümülcine (Yunanistan)
"Torunları Gelmiş Gibi Karşılıyorlar"
Topluluk sorumlusu ve eğitmeni Sabahattin Harma, Balkanlardaki atmosferin çok farklı olduğunu ve orada güçlü bir manevi bağ hissettiklerini vurguladı. Naim Süleymanoğlu’nun memleketine yakın bir bölgedeki ziyaretlerinde yaşadığı duygusal bir anı paylaşan Harma, "Yaşlı bir teyze ve amca çocuklarımıza sarılıp 'Mevlana gelmiş' diyerek gözyaşı döktü. O anki duygu yoğunluğunu tarif etmek imkansız" ifadelerini kullandı.
Topluluk üyesi genç semazenlerden Ege Şahin ise bölge halkının ilgisinden duyduğu memnuniyeti, "Bizi sanki kendi torunlarıymışız gibi, aileden biri gibi karşılıyorlar. Bu ilgi hem gurur verici hem de omuzlarımızdaki sorumluluğu artırıyor" sözleriyle dile getirdi. Trakya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencisi Seyit Ahmet Karabıyık da soydaşlarla aynı sofrayı paylaşmanın ve orada bir iz bırakmanın kendileri için büyük mutluluk kaynağı olduğunu belirtti.