Katar Dışişleri Bakanlığı, Gazze’de ateşkes sürecinin ikinci aşamasına geçiş için yürütülen müzakerelerde, insani yardımın siyasi bir şantaj aracı olarak kullanılmasını kesin bir dille reddetti.
Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari, başkent Doha’da düzenlediği haftalık basın toplantısında, Gazze Şeridi’ndeki son durum ve devam eden ateşkes görüşmelerine dair kritik açıklamalarda bulundu. Ensari, İsrail ile Hamas arasında süren dolaylı müzakerelerde, insani yardım girişinin pazarlık konusu yapılmasına tepki gösterdi.
İkinci Aşama İçin Kritik Viraj
Türkiye, Katar, Mısır ve ABD’nin arabuluculuğunda yürütülen süreçte, tarafların ateşkesin ikinci aşamasına geçmesi hedefleniyor. Ancak sahadaki gelişmeler ve İsrail’in tutumu bu geçişi zorlaştırıyor. Sözcü Ensari, yardım tırlarının Gazze’ye girişinin engellenmesinin kabul edilemez olduğunu belirterek, "İsrail tarafına, insani yardımların müzakere masasında siyasi bir şantaj aracı haline getirilmemesi gerektiğini defalarca ve açıkça ilettik" ifadelerini kullandı.
Müzakerelerin merkezinde Refah Sınır Kapısı'nın yeniden açılması ve yardımların bölgeye kesintisiz ulaştırılmasının yer aldığını vurgulayan Ensari, bu konunun hayati önem taşıdığının altını çizdi.
"Zaman Sınırlaması Yok, Çabalar Sürüyor"
Gazze’deki savaşın tamamen durdurulmasını amaçlayan anlaşmanın ikinci aşaması için arabulucuların yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüğünü belirten Katarlı sözcü, sürecin zorluğuna dikkat çekti. Sahada ve masada ciddi karmaşıklıklar bulunduğunu dile getiren Ensari, "Anlaşmanın ikinci aşamasının hayata geçirilmesi için belirli bir zaman sınırlaması koymuyoruz. Mevcut karmaşıklıklar, çabaların kararlılıkla sürdürülmesini zorunlu kılıyor" değerlendirmesinde bulundu.
Siyasi ihtilaflarda insani durumun bir baskı unsuru olarak kullanılmasına karşı olduklarını yineleyen Ensari, Gazze’deki trajik tablonun son bulması ve kapsamlı bir barış sürecine geçilmesi için tüm güçleriyle çalışmaya devam edeceklerini bildirdi.
Sürecin Arka Planı
Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının ilk aşaması, yaklaşık üç ay önce, 10 Ekim 2025 tarihinde yürürlüğe girmişti. Ancak aradan geçen süreye rağmen, İsrail yönetiminin çeşitli gerekçelerle anlaşmanın bir sonraki etabına geçişi geciktirdiği gözlemleniyor. Bölgedeki insani kriz derinleşirken, uluslararası toplumun gözü Doha, Ankara, Kahire ve Washington hattındaki diplomatik temaslarda olmaya devam ediyor.