İşgal altındaki Doğu Kudüs'te, Eski Şehir'in Bab es-Sahira kapısı yakınlarında teravih namazı kılmak isteyen Filistinlilere İsrail askerleri tarafından müdahale edildi. Kudüs Valiliği, yaşanan engellemelerin 1967'den bu yana benzeri görülmemiş bir durum olduğunu vurguladı.
İsrail güçleri, işgal altındaki Doğu Kudüs'te Mescid-i Aksa'ya girişlerine izin verilmeyen ve teravih namazlarını Eski Şehir kapılarından Bab es-Sahira (Sahire Kapısı) çevresinde eda eden Filistinlilere saldırdı. İsrail'in kutsal mekanlara yönelik kısıtlamaları nedeniyle sokaklarda ibadet etmek zorunda kalan cemaat, silahlı askerlerin sert müdahalesiyle karşılaştı.
Filistin'in Kudüs Valiliği tarafından paylaşılan ve kamuoyuna yansıyan görüntülerde, İsrail askerlerinin ibadet eden cemaatin arasına girerek namazı kestiği ve sivillere güç kullandığı anlar yer aldı. Valilikten yapılan resmi açıklamada, İsrail ordusunun namaz kılanları ablukaya alarak ibadet özgürlüğünü engellediği belirtildi. Aynı bölgede bir önceki gün de benzer müdahalelerin yaşandığına dikkat çekildi.
Mescid-i Aksa'nın ibadete açılması gerektiği mesajını vermek isteyen Filistinliler, ramazan ayının son günlerinde Aksa'nın kapıları yakınında ve Kudüs'ün Eski Şehir bölgesindeki çeşitli noktalarda toplanarak namazlarını buralarda kılıyor. Kudüs Valiliği, kutsal mekanın kapatılarak ramazan ayının son 10 gününde namaz kılınmasının ve itikafa girilmesinin engellenmesini, 1967 yılından bu yana "benzeri görülmemiş bir durum" olarak nitelendirdi.
Açıklamada ayrıca, İsrail makamlarının Mescid-i Aksa'yı açma veya kapatma yetkisinin bulunmadığı, Harem-i Şerif'in yönetim ve idaresinin tamamen Kudüs İslami Vakıflar İdaresi'ne ait olduğu vurgulandı.
Bölgedeki diplomatik ve askeri hareketliliğin tırmandığı şubat sonundan bu yana İsrail yönetiminin, güvenlik gerekçelerini öne sürerek Müslümanların Mescid-i Aksa'ya girişlerine yönelik kısıtlamaları büyük oranda artırdığı biliniyor. 1994 yılında İsrail ile Ürdün arasında imzalanan barış antlaşmasına göre Mescid-i Aksa, Ürdün Vakıflar, İslami İşler ve Mukaddesat Bakanlığına bağlı Kudüs İslami Vakıflar İdaresinin himayesi altında bulunuyor. Ancak son kısıtlamalar, bu tarihi statükonun ihlali olarak değerlendiriliyor.