28 Şubat 2026 Cumartesi
Haber

Dispozofobi Alarmı: Sadece Evler Değil, E-Postalar ve Zihinler de "Çöp" Doluyor

Uzmanlar uyarıyor: Tıbbi literatürde "dispozofobi" olarak bilinen biriktirme bozukluğu, tedavi edilmediğinde sadece fiziksel yaşam alanlarını değil, dijital dünyayı da kullanılamaz hale getiriyor. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Hastanesi’nden Prof. Dr. Nuray Atasoy, hastalığın arka planındaki psikolojik nedenlere ve dijital istifçiliğin yarattığı yeni tehlikelere dikkat çekti.

Paylaş:
Dispozofobi Alarmı: Sadece Evler Değil, E-Postalar ve Zihinler de "Çöp" Doluyor

Haber Merkezi | Bugünkü Haberler

Dispozofobi Alarmı: Sadece Evler Değil, E-Postalar ve Zihinler de "Çöp" Doluyor

Uzmanlar uyarıyor: Tıbbi literatürde "dispozofobi" olarak bilinen biriktirme bozukluğu, tedavi edilmediğinde sadece fiziksel yaşam alanlarını değil, dijital dünyayı da kullanılamaz hale getiriyor. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Hastanesi’nden Prof. Dr. Nuray Atasoy, hastalığın arka planındaki psikolojik nedenlere ve dijital istifçiliğin yarattığı yeni tehlikelere dikkat çekti.

Toplumda genellikle "çöp ev" vakalarıyla gündeme gelen ve eşyaları atamama takıntısı olarak bilinen biriktirme bozukluğu (dispozofobi), modern çağın getirdiği yeni alışkanlıklarla şekil değiştiriyor. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuray Atasoy, hastalığın tedavi edilmediği takdirde bireylerin hem fiziksel evlerini hem de dijital belleklerini birer "çöplüğe" dönüştürebileceği konusunda uyarılarda bulundu.

Depresyon ve OKB ile Birlikte İlerleyebiliyor

Prof. Dr. Nuray Atasoy, dispozofobinin tek başına görülebileceği gibi; depresyon, obsesif kompulsif bozukluk (OKB), psikoz ve şizofreni gibi diğer psikiyatrik tablolarla birlikte seyredebildiğine işaret etti. Hastalığın temelinde yatan nedenlerin kişiden kişiye değiştiğini belirten Atasoy, biriktirme davranışının bazen kişinin iç dünyasındaki derin bir boşluğu doldurma çabası olabileceğini vurguladı.

Atasoy, hastalığın ilerlediği durumlarda yaşam alanlarının işgal edildiğini belirterek, "Biriktirme nedeniyle insanların yaşam alanları kullanılamaz hale geliyor, evler adeta çöpe dönüyor" ifadelerini kullandı.

"Kullanılmış Tuvalet Kağıdını Saklayan Hastalar Var"

Hastalığın boyutlarını çarpıcı örneklerle anlatan Prof. Dr. Atasoy, özellikle yaşlı bireylerde bilişsel gerileme ve bunama ile birlikte istifçilik eğiliminin arttığını kaydetti. Atasoy, klinik tecrübelerinden şu örnekleri paylaştı:

"Yaşlılığın getirdiği bilişsel sorunlar nedeniyle durum daha da ağırlaşabiliyor. Örneğin, kullandığı tuvalet kağıtlarını 'bir gün lazım olur' düşüncesiyle saklayan bir hastamız vardı. Ailesi bu duruma müdahale edip gizlice atmaya çalıştığında ciddi çatışmalar yaşanıyordu. Bir başka vakada ise sürekli kitap satın alan ancak bunları okumayan bir hastamızın evi, mutfağına kadar kitaplarla dolmuş, oturacak yer kalmamıştı."

Yeni Tehlike: Dijital İstifçilik

Biriktirme hastalığının teknolojiyle birlikte boyut değiştirdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Atasoy, "dijital istifçilik" kavramının altını çizdi. Fiziksel nesneler gibi dijital verilerin de gereksiz yere biriktirildiğini belirten Atasoy, bu durumun yarattığı sorunları şöyle özetledi:

"Teknolojik anlamda bireyin e-posta kutuları gereksiz iletilerle doluyor. Temizlenmediği için aradaki hayati önem taşıyan yazışmalar gözden kaçabiliyor. Dijital depolama alanları sonsuz değil; dolayısıyla yeni ve gerekli bilgiye yer kalmıyor. Bu durum kişi için ciddi bir enerji, vakit ve bilişsel efor kaybına yol açarak işlevselliği bozuyor."

Çocukluktan Öğrenilen Bir Davranış Olabilir

Hastalığın kökeninde genetik faktörlerin de etkili olduğunu belirten Atasoy, ailesinde takıntı hastalığı veya depresyon öyküsü bulunan kişilerde riskin daha yüksek olduğunu ifade etti. Bununla birlikte, çocukluk çağındaki öğrenilmiş davranışların da etkili olabileceğini söyleyen Atasoy, "Evde hiçbir eşyayı atamayan ebeveynlerle büyüyen çocuklar, nesnelere gereksiz bir değer atfetmeyi öğrenebiliyor" dedi.

Uzmanlar, dispozofobinin fark edildiği andan itibaren hem hasta hem de hasta yakınlarının profesyonel destek alması gerektiğini, uygun psikoterapi ve tedavi yöntemleriyle bu davranışın kontrol altına alınabileceğini belirtiyor.