1 Mart 2026 Pazar
Haber

Dijital Dünyanın Görünmeyen Tehlikesi: Ailelere "Siber Zorbalık" İçin Kritik Uyarı

TED Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nden Dr. Öğr. Üyesi Çağla Üçok, çocukların dijital platformlarda karşılaştığı siber zorbalık tehdidine dikkat çekerek, önleme çalışmalarında okul, aile ve toplum iş birliğinin hayati önem taşıdığını vurguladı.

Paylaş:
Dijital Dünyanın Görünmeyen Tehlikesi: Ailelere "Siber Zorbalık" İçin Kritik Uyarı

TED Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nden Dr. Öğr. Üyesi Çağla Üçok, çocukların dijital platformlarda karşılaştığı siber zorbalık tehdidine dikkat çekerek, önleme çalışmalarında okul, aile ve toplum iş birliğinin hayati önem taşıdığını vurguladı.

Teknolojinin gelişmesi ve internet kullanım yaşının düşmesiyle birlikte, çocuklar üzerindeki dijital riskler her geçen gün artıyor. Özellikle sosyal medya ve çevrimiçi oyun platformlarında yaygınlaşan siber zorbalık, çocukların psikolojik sağlığını tehdit eden en önemli unsurlardan biri haline geldi. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan uzmanlar, ailelerin sadece yasaklayıcı değil, bilinçli ve denetleyici bir rol üstlenmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Dijital Farkındalık Seferberliği Şart

TED Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Çağla Üçok, siber zorbalıkla mücadelenin tek taraflı bir çabayla mümkün olamayacağını belirtti. Sorunun çözümünde bütüncül bir yaklaşıma ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Üçok, "Okul, aile ve toplum; her birinde hem siber zorbalığa hem de dijital platformlara dair farkındalığın artırılması gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.

Üçok’a göre, çocukların dijital dünyada güvende olabilmesi için ebeveynlerin teknolojik okuryazarlığının artması kritik bir öneme sahip. Ebeveynlerin, çocuklarının hangi platformlarda zaman geçirdiğini, kimlerle etkileşimde bulunduğunu ve maruz kaldıkları içeriklerin niteliğini bilmesi, olası tehlikelerin erken fark edilmesi açısından belirleyici oluyor.

"Denetim" Kavramı Doğru Anlaşılmalı

Uzmanlar, ailelere yapılan "denetim" uyarısının, çocukların özel alanına saygısızlık veya katı bir gözetim olarak algılanmaması gerektiğini belirtiyor. Buradaki temel amacın, çocuğun dijital dünyada yalnız bırakılmaması ve karşılaşabileceği zorbalık türleri konusunda eğitilmesi olduğu vurgulanıyor.

Siber zorbalığın, yüz yüze zorbalıktan farklı olarak 7 gün 24 saat devam edebilmesi ve anonim hesaplar arkasına sığınan kişilerce gerçekleştirilmesi, mağdur çocuklar üzerindeki travmatik etkiyi artırabiliyor. Bu noktada ailelerin çocuklarıyla kuracağı açık iletişim, çocuğun yaşadığı bir olumsuzluğu ebeveynine korkmadan anlatabilmesini sağlıyor.

Okul ve Aile İş Birliği

Eğitim kurumlarının da bu süreçte aktif rol alması gerektiğine dikkat çeken Dr. Üçok, okullarda verilecek eğitimlerin sadece öğrencileri değil, velileri de kapsaması gerektiğini işaret ediyor. Siber zorbalığın tanımı, türleri ve hukuki boyutları hakkında bilinçlenen toplumun, bu tür vakaların önlenmesinde daha etkin bir "kalkan" görevi göreceği belirtiliyor.

Uzmanlar, siber zorbalığa maruz kalan çocuklarda içe kapanma, akademik başarıda düşüş, okula gitmek istememe ve ani duygu değişimleri gibi belirtilerin gözlemlenebileceğini, bu tür durumlarda mutlaka profesyonel destek alınması gerektiğini hatırlatıyor.