İstanbul'da düzenlenen "Dijital Anafor: Ekran Bağımsızlığı Zirvesi" kapsamında gerçekleştirilen özel oturumda konuşan Prof. Dr. Mehmet Görmez, dijitalleşmenin insan idrakini hedef alan kansız bir darbeye dönüştüğünü belirterek, bu tehdide karşı "haya ahlakı"nın önemine dikkat çekti.
İstanbul’un Şişli ilçesindeki bir otelde, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı himayesinde, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) ve İstanbul Aile Vakfı işbirliğiyle gerçekleştirilen "Dijital Anafor: Ekran Bağımsızlığı Zirvesi" önemli bir oturuma ev sahipliği yaptı. Zirve kapsamında düzenlenen "Dijital Çağda Haya Ahlakı" başlıklı özel oturum, yazar Saadettin Acar’ın moderatörlüğünde gerçekleştirildi.
Oturumun ana konuşmacısı olan Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Görmez, dijitalleşmenin ve ekran bağımlılığının bireyler ile toplum üzerindeki derin etkilerine ilişkin çarpıcı tespitlerde bulundu.
"Dijitalleşme Bir Beka Meselesidir"
Dijitalleşmenin sadece geçici bir akım olmadığını, çocukları ve gelecek nesilleri içine çeken büyük bir girdaba dönüştüğünü ifade eden Görmez, konuyu insanın geleceğini, ruhunu ve zihnini ilgilendiren bir "beka meselesi" olarak nitelendirdi.
Günümüzün "bilgi çağı" olarak adlandırılmasına rağmen aslında bir "malumat çağı" yaşandığını belirten Görmez, bilgi akışının artmasına tezat olarak cehaletin de büyüdüğünü ve insanların hakiki bilgiden uzaklaştığını kaydetti.
Görsel İdrakin Egemenliği ve "Kansız Darbe"
Teknolojik gelişmelerin hiçbirinin dijitalleşme kadar doğrudan insan idrakini hedef almadığını vurgulayan Görmez, dijital dünya ile birlikte insanın iç yapısında büyük bir devrim yaşandığını söyledi. Medeniyet tasavvurunda gözün yalnızca optik bir araç olmadığını, akıl ve kalple bağ kuran bir idrak vasıtası olduğunu hatırlatan Görmez, şu ifadeleri kullandı:
"Dijitalleşme bu külli idraki elimizden alıyor. Gözü aklın önüne geçiriyor. Görsel idrakin egemenliğiyle aklın idraki zayıflıyor. Kalbin idraki bir çeşit ölümle karşı karşıya kalıyor. Günde 6-7 saatini sanal dünyada, hakikatten kopuk, anlamsız ve gayesiz içeriklerle geçiren bir insanın sağlıklı bir idrake sahip kalarak yoluna devam etmesi mümkün değildir. Bu sebeple zaman içerisinde bir idrak ölümü gerçekleşir."
Kaleme aldığı "Beden Ülkesinde Gözün Darbesi" kitabına da atıfta bulunan Görmez, dijitalleşmenin insan bedeni üzerinde gerçekleştirdiği bu etkiyi "kansız ama toplumsal sonuçları itibarıyla çok daha etkili bir darbe" olarak tanımladı.
"İdrak Ölümünün İlacı Hayadır"
Ölen idrakin yeniden diriltilmesi gerektiğini vurgulayan Görmez, Türkçe’de "utanma" olarak basitleştirilen "haya" kavramının gerçekte "hayat" kelimesiyle aynı kökten geldiğini ve "diri kalmak" anlamına geldiğini belirtti. Görmez, insanı idrak ölümünden kurtaracak en büyük gücün haya ahlakı olduğunu söyledi.
Türkiye'deki dini hayatın dijital mecralar üzerinden zehirlendiğine dikkat çeken Görmez, cübbeli ve sarıklı figürlerin sosyal medyadaki tartışmalarının çocukların gözü önünde dini değerleri yıprattığını dile getirdi. Bunun yanı sıra mahremiyet ihlalleri, dikizleme ve röntgencilik gibi gayriahlaki eğilimlerin de dijitalleşmeyle birlikte arttığını ifade etti.
Gazze Örneğiyle "Duyarsızlaşma" Uyarısı
Dijitalleşmenin beraberinde getirdiği en büyük tehlikelerden birinin de "duyarsızlaşma" olduğunu belirten Görmez, bu durumun en acı örneğinin Gazze'de yaşananlar olduğunu söyledi. Sosyal medya algoritmalarının zulmü normalleştirdiğini vurgulayan Görmez, "Bir kedinin hareketini gösteren bir video ile parçalanmış bebeğinin cesedini toplayan Gazze’deki anneyi aynı kategoride ardı ardına sunan bir dünyayla karşı karşıyayız. İnsanların ekranı kaydırırken gördüğü sıradan bir içeriğe dönüşen yeryüzünün en büyük soykırımlarından biri normalleştiriliyor, zulüm meşrulaştırılıyor" dedi.
Büyük ilgiyle takip edilen özel oturumun sonunda, Prof. Dr. Mehmet Görmez'e çalışmalarından ve katkılarından ötürü bir yetim hamilik belgesi takdim edildi.