15 Ocak 2026 Perşembe
Haber

Dezenflasyonun "Son Kilometresi": Uzmanlardan Maliye Politikası Uyarısı

Ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadele adımları sürerken, uzmanlar sürecin en zorlu aşaması olarak nitelendirilen "son düzlükte" para politikasının tek başına yeterli olmayacağı görüşünde birleşiyor. 2026 hedeflerine ulaşılabilmesi için mali disiplinin ve yapısal reformların sürece daha güçlü destek vermesi gerektiği vurgulanıyor.

Paylaş:
Dezenflasyonun "Son Kilometresi": Uzmanlardan Maliye Politikası Uyarısı

Ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadele adımları sürerken, uzmanlar sürecin en zorlu aşaması olarak nitelendirilen "son düzlükte" para politikasının tek başına yeterli olmayacağı görüşünde birleşiyor. 2026 hedeflerine ulaşılabilmesi için mali disiplinin ve yapısal reformların sürece daha güçlü destek vermesi gerektiği vurgulanıyor.

BUGÜNKÜ HABERLER / EKONOMİ SERVİSİ

Türkiye ekonomisi, yüksek enflasyonla mücadelede kritik bir virajı geride bırakarak 2025 yılını yüzde 30,89’luk Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) oranıyla tamamladı. Son 49 ayın en düşük seviyesi olarak kayıtlara geçen bu oran, dezenflasyon sürecinin işlediğine dair önemli bir sinyal verse de ekonomi uzmanları, rehavete kapılınmaması gerektiği konusunda uyarıyor. Orta Vadeli Program (OVP) kapsamında 2026 yılı sonu için belirlenen yüzde 16’lık hedefe ulaşmak, sürecin önceki aşamalarından daha zorlu geçebilir.

Ekonomistler, enflasyondaki düşüşün kalıcı hale gelmesi ve hedeflenen seviyelere inilebilmesi için para politikası ile maliye politikası arasındaki uyumun hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor.

"En Zor Aşama Başlıyor"

Uzmanlara göre dezenflasyon süreçlerinin "son kilometresi" genellikle en zorlu aşama olarak kabul ediliyor. Enflasyonun zirve noktasından aşağı yönlü belirgin bir kırılma yaşansa da, fiyat artış hızını tek haneye veya düşük çift hanelere çekmek, salt parasal sıkılaştırma ile mümkün olmayabiliyor.

TOBB ETÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Başkanı Prof. Dr. Talha Yalta, mevcut tablonun iç talep ve büyüme üzerinde yavaşlatıcı bir etkisi olduğunu, ancak asıl meselenin düşüşün kalıcılığı olduğunu belirtiyor. 2026 yılı için çizilen resmi çerçevenin enflasyonda daha fazla düşüşü öngördüğünü hatırlatan Yalta, bu noktada para politikasındaki kararlılığın, öngörülebilir bir maliye politikasıyla desteklenmesinin şart olduğunu vurguluyor.

Özellikle hizmet sektörü enflasyonu ve bozulan fiyatlama davranışlarının normalleşmesi, bu yeni dönemde yakından izlenmesi gereken risk başlıkları arasında yer alıyor.

Bütçe Sadece Bir Hesap Değil, Güven Aracı

Enflasyonla mücadelede bütçe disiplini, sadece rakamsal bir denge olmanın ötesinde bir anlam taşıyor. Uzmanlar, bütçenin aynı zamanda bir "beklenti yönetimi aracı" olduğu görüşünde. Kamunun tasarruf ettiği mesajının topluma doğru verilmesi, piyasa aktörlerinin ve hane halkının "oyun kurallarına" olan güvenini artırarak dezenflasyon sürecini hızlandırabiliyor.

Hacı Bayram Veli Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selahattin Toğay, maliye politikasının rolünün sadece harcamaları kısmak olmadığını, aynı zamanda para politikasının gelir dağılımı üzerindeki olası bozucu etkilerini telafi etmek olduğunu ifade ediyor. Deprem harcamalarının etkisinin azalmasıyla birlikte mali alanın genişleyeceğini öngören Toğay, bu dönemde bütçe açığının GSYH'ye oranından ziyade, bütçe açığının "kalitesinin" tartışılması gerektiğine işaret ediyor.

Arz Yönlü Hamleler ve Yapısal Çözümler

Enflasyonun en inatçı kalemlerinde kalıcı çözüm için sadece talebi kısmak yeterli görünmüyor. Gıda, lojistik ve konut gibi alanlarda arzı artıracak yapısal adımların atılması gerektiği belirtiliyor.

Uzmanlar, Türkiye'nin önündeki fırsat penceresini şu üç başlıkta özetliyor:

  1. Tutarlılık ve Güven: Kuralların öngörülebilir olması.
  2. Arz Hamleleri: Konut ve gıda arzının artırılmasıyla fiyat baskılarının hafifletilmesi.
  3. Verimlilik Odaklı Büyüme: Özel sektörün dinamizminin teknoloji ve ihracat kanallarına yönlendirilmesi.

Şubat Verisi Bekleniyor

Piyasaların gözü şimdi Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 3 Şubat'ta açıklayacağı ocak ayı enflasyon verilerinde. Yılın ilk verisi, 2026 hedefleri doğrultusunda gidişatın seyrini belirlemek adına kritik bir öncü gösterge olacak.

Uzmanların ortak görüşü ise net: Fiyat istikrarı sağlanmadan finansal istikrarın, finansal istikrar olmadan da uzun vadeli planlamanın mümkün olmadığı bir ortamda, enflasyonla mücadele sabır ve kararlılıkla sürdürülmeli.