Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Enerji İş Konseyi Başkanı Sarper Cengiz, 2026 yılının enerji yatırımlarında somut sonuçların alındığı bir "uygulama yılı" olacağını belirterek, Türkiye'nin yeni dönemde sadece enerji taşıyan bir koridor olmaktan çıkıp, bölgesel işbirliklerini yöneten stratejik bir merkeze dönüştüğünü vurguladı.
Türkiye’nin enerji diplomasisindeki rolü, üretim ve tedarik zincirindeki stratejik konumuyla birlikte yeniden tanımlanıyor. DEİK Enerji İş Konseyi’nin yeni başkanı Sarper Cengiz, konseyin gelecek vizyonuna ve Türkiye'nin uluslararası enerji denklemindeki yerine dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Cengiz, Türkiye'nin enerjideki "hazırlık dönemini" geride bıraktığını ve artık sahadan sonuç alma evresine geçtiğini ifade etti.
2026: Sonuç Alma ve Uygulama Yılı
Enerji sektörünün dinamiklerinin hızla değiştiğine dikkat çeken Cengiz, 2026 yılının Türkiye için kritik bir eşik olduğunu belirtti. Yatırımların artık kağıt üzerinden sahaya indiği bir döneme girildiğini aktaran Cengiz, özellikle yenilenebilir enerji alanındaki kapasite artışlarına vurgu yaptı.
Cengiz, "Yeni üretim kapasiteleri devreye giriyor. Güneş ve rüzgar enerjisinde ölçek büyürken, şebeke yatırımları ve depolama sistemleriyle altyapı daha dengeli bir hale geliyor. 2026, hazırlık döneminden uygulama ve net sonuçlar alma dönemine geçiş yılı olacak" değerlendirmesinde bulundu.
"Türk Yolu" Yaklaşımı ile Bölgesel Dönüşüm
Sarper Cengiz, Türkiye'nin enerji vizyonunun sadece "arz güvenliği" veya "maliyet düşürme" ile sınırlı kalmadığını, bunun çok ötesinde bir "Türk Yolu" yaklaşımı geliştirdiklerini dile getirdi. Bu yaklaşımın temelinde, Türkiye'yi sadece petrol ve doğalgazın geçtiği bir transit ülke statüsünden çıkarmak yatıyor.
Cengiz, bu stratejik dönüşümü şu sözlerle özetledi: "Türk Yolu yaklaşımı, Türkiye'yi enerji işbirliklerini kurgulayan, yöneten ve çeşitlendiren bir merkez haline getiriyor. Bu durum hem riskleri azaltıyor hem de ülkemizi bölgesel denklemlerde vazgeçilmez bir aktör konumuna taşıyor."
Türk Şirketleri İçin Yeni Fırsat Alanları: EPC ve Ortak Yatırımlar
Uluslararası arenada imzalanan yeni enerji anlaşmalarının, Türk özel sektörü için geniş kapılar araladığını belirten Cengiz, Türk firmalarının artık sadece iç pazarda değil, küresel ölçekte de "proje üreten" konuma geldiğini kaydetti.
Özellikle Mühendislik, Tedarik ve Kurulum (EPC) hizmetleri, ortak yatırımlar ve üçüncü ülkelerde proje geliştirme konularında Türk şirketlerinin ciddi bir avantaj yakaladığını belirten Cengiz, "Türk şirketleri hız, esneklik ve zorlu coğrafyalarda saha yönetimi kabiliyetiyle öne çıkıyor. Bu kapasite Orta Doğu, Körfez, Kuzey Afrika ve Orta Asya gibi bölgelerde somut karşılık buluyor" dedi.
Ticari Diplomaside DEİK’in "Arabulucu" Rolü
DEİK'in temel misyonunun "ticari diplomasi" olduğunu hatırlatan Cengiz, Enerji İş Konseyi'nin bürokratik süreçlerin ötesine geçerek iş dünyası için bir hızlandırıcı ve arabulucu görevi gördüğünü ifade etti.
Dünyanın pek çok noktasında karar vericilerle doğrudan temas kurduklarını belirten Cengiz, "Türkiye'nin uluslararası arenadaki güçlü yapısı bize, en doğru temsili yapma görevini veriyor. Amacımız, iş insanlarımızın önünü açarak ülkenin enerji altyapısının ve sürdürülebilirliğinin kuvvetlenmesine katkı sağlamak" şeklinde konuştu.
Yenilenebilir Enerji ve Dijitalleşme Öncelikli
Gelecek dönemde konseyin odaklanacağı ana başlıklara da değinen Cengiz, özellikle yenilenebilir enerji ile depolama sistemlerinin entegre edildiği projelere ağırlık vereceklerini açıkladı. Cengiz, şebeke modernizasyonu ve dijital çözümlerde Türk şirketlerinin hızlı bir adaptasyon sürecinde olduğunu, hidrojen gibi yeni nesil alanlarda da pilot projelerin sanayi entegrasyonuyla öne çıkacağını sözlerine ekledi.