Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre cüzzam (lepra) vakaları küresel çapta düşüş eğiliminde olsa da, hastaların karşılaştığı en büyük bariyer "toplumsal damgalanma" olmaya devam ediyor. Uzmanlar, tedavisi mümkün olan bu hastalığın sosyal dışlanma korkusuyla gizlenmesinin kalıcı sakatlıklara yol açtığı uyarısında bulunuyor.
Her yıl ocak ayının son pazar günü kutlanan Dünya Cüzzam Günü, bu yıl 25 Ocak tarihine denk gelirken, küresel sağlık otoriteleri 2026 temasını hastalığın tıbbi boyutundan çok sosyal boyutuna ayırdı. Belirlenen "Cüzzam tedavi edilebilir, asıl zorluk toplumsal damgalanma" temasıyla, hastaların tedaviye erişiminin önündeki en büyük engelin fiziksel imkansızlıklar değil, toplumsal dışlanma korkusu olduğu vurgulanıyor.
Dünyanın en eski hastalıklarından biri olarak bilinen ve tarih boyunca korkuyla yaklaşılan cüzzam, günümüzde çoklu ilaç tedavileriyle (MDT) tamamen iyileştirilebiliyor. Ancak sağlık örgütlerinin raporları, hastalığa dair yanlış inanışların ve önyargıların, virüsün kendisinden daha dirençli olduğunu ortaya koyuyor.
Damgalanma Tedavi Sürecini Baltalıyor
Hastalığa yakalanan bireylerin işlerini kaybetme, evlerinden ayrılmak zorunda kalma ve sosyal çevrelerinden izole edilme korkusu, teşhis sürecini kritik derecede geciktiriyor. Uzmanlar, damgalanma korkusuyla semptomlarını gizleyen hastaların sağlık kuruluşlarına başvurmaktan çekindiğini, bu durumun da tedavi edilebilir bir hastalığın ilerleyerek kalıcı sinir hasarlarına ve uzuv kayıplarına dönüşmesine neden olduğunu belirtiyor.
2024 Verileri: Vakalar Azalıyor Ancak Tehlike Geçmedi
Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) yayımladığı son raporlar, küresel mücadelede katedilen mesafeyi gözler önüne seriyor. Henüz 2025 verileri kesinleşmemiş olsa da, açıklanan 2024 raporuna göre dünya genelinde bildirilen yeni vaka sayısı bir önceki yıla göre yüzde 5,5 oranında azalarak 172 bin 717'ye geriledi.
İstatistiklere göre hastalığın en yoğun görüldüğü coğrafyalar değişmedi. Hindistan, 100 bin 957 yeni vaka ile küresel yükün yarısından fazlasını sırtlarken, onu 22 bin 129 vaka ile Brezilya ve 14 bin 698 vaka ile Endonezya takip etti. Bu veriler, hastalığın özellikle kalabalık nüfuslu ve sağlık altyapısının belirli bölgelerde zayıf kaldığı ülkelerde endemik olarak varlığını sürdürdüğünü gösteriyor.
"Tıbbi Olduğu Kadar Sosyal Bir Hastalık"
DSÖ Küresel Cüzzam Programı yetkililerinden Dr. Vivek Lal, hastalığın "ortadan kalkmış" bir tehdit olarak görülmesinin mücadeleyi zayıflattığına dikkat çekiyor. Cüzzamın sadece tıbbi bir vaka olarak ele alınamayacağını belirten Lal, hastalığın sosyal boyutlarının da en az biyolojik boyutu kadar yıkıcı olduğunu ifade ediyor.
Özellikle yoksulluk içinde ve hijyen koşullarının yetersiz olduğu bölgelerde yaşayan savunmasız grupların risk altında olduğunu vurgulayan Lal, ayrımcı yasaların ve yerleşik ön yargıların sağlık hizmetine erişimi engellediğini belirtiyor. DSÖ'nün mevcut stratejisi, cüzzamla ilgili hizmetlerin ayrıştırılmış merkezler yerine, genel sağlık sisteminin bir parçası olarak birinci basamak sağlık kuruluşlarına entegre edilmesini hedefliyor.
Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor
Bilimsel adıyla "Hansen hastalığı" olarak da bilinen cüzzam, Mycobacterium leprae bakterisinin yol açtığı kronik bir enfeksiyon. Kuluçka süresi 5 yıla kadar uzayabilen hastalık; esas olarak cildi, çevresel sinirleri, üst solunum yollarını ve gözleri etkiliyor.
Hastalık, tedavi edilmeyen vakalarla uzun süreli ve yakın temas sonucunda solunum yoluyla bulaşıyor. Ancak yaygın inanışın aksine, cüzzam "dokunmakla" hemen bulaşan veya tedavisi imkansız bir hastalık değil. Erken evrede tespit edildiğinde, günümüzde ücretsiz olarak sunulan ilaç kombinasyonları ile hastalar tamamen sağlığına kavuşabiliyor ve herhangi bir sakatlık gelişimi önlenebiliyor.
1954 yılında Fransız aktivist Raoul Follereau tarafından başlatılan Dünya Cüzzam Günü, 70 yılı aşkın süredir bu "unutulmuş" hastalığı dünya gündemine taşımayı ve hastaların onurunu korumayı amaçlıyor.