İsviçre’nin popüler kayak merkezi Crans-Montana’da yılbaşı gecesi 40 kişinin ölümüyle sonuçlanan bar yangınının üzerinden günler geçmesine rağmen bölgede şok ve yas hakim. İhmal zinciri ve denetimsizlik iddiaları ülkeyi sarsarken, bölge halkı "Bu trajedi önlenebilirdi" diyerek sorumluların hesap vermesini istiyor.
İsviçre’nin Valais kantonunda bulunan Crans-Montana Kayak Merkezi, tarihinin en karanlık günlerini yaşıyor. Yılbaşı kutlamaları sırasında bir barda çıkan ve 40 kişinin hayatını kaybetmesi, 119 kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan yangın felaketinin yankıları sürüyor. Olayın üzerinden yaklaşık iki hafta geçmesine rağmen, "güvenli ülke" imajıyla bilinen İsviçre’de toplum, facianın travmasını atlatabilmiş değil.
İhmaller Zinciri Öfkeyi Artırıyor
Faciaya ilişkin soruşturma derinleştikçe, ortaya çıkan ihmal iddiaları acılı ailelerin ve kamuoyunun öfkesini artırıyor. İlk belirlemelere göre şampanya şişelerine takılan maytaplı mumların neden olduğu yangın, eğlence mekanlarındaki güvenlik açıklarını gözler önüne serdi. Soruşturma kapsamında bar işletmecisi gözaltına alınırken, söz konusu mekanın 2020 yılından bu yana yangın güvenliği denetiminden geçmediğinin ortaya çıkması büyük tepki topladı.
Trajedinin ardından Valais kantonuna komşu olan Vaud kantonunda da önlemler sıkılaştırıldı ve eğlence mekanlarında maytaplı mum kullanımı yasaklandı. Ancak bu adım, 40 canın yitirilmesinin ardından gelen "gecikmiş bir önlem" olarak yorumlanıyor.
"Sonsuza Dek Sürecek Bir Yara"
Bölge halkı ve yerel yetkililer, yaşananların bir "kaza"dan öte olduğunu vurguluyor. Valais Kantonu Eğitim Departmanı Başkanı Jean-Philippe Lonfat, yaptığı açıklamada olayın kendisinde derin bir yıkıma yol açtığını belirtti. Kaybettikleri gençleri anmak için düzenlenen törenin sadeliğine ve dayanışma ruhuna dikkat çeken Lonfat, "Gençlerin 'Gecenin ardından aydınlık var' mesajından çok etkilendim. Ancak bu, sonsuza dek sürecek bir yara. Sorumluluğun kimde olduğunun tespit edilmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Valais sakinlerinden Evan Berrut ise İsviçre gibi kuralların sıkı olduğu bir ülkede böyle bir felaketin yaşanmasının şaşkınlığını dile getirdi. Berrut, "Bu yangın Crans-Montana'da oldu ama her yerde olabilirdi. Maytaplı mumlar her barda var. Şimdi tek beklentimiz yargının işini yapması" şeklinde konuştu.
Bir diğer bölge sakini Nolam Berdaye de yaşananları "tüm ülke adına utanç verici bir üzüntü" olarak nitelendirdi. Berdaye, "Muhtemelen güvenlik normlarına uyulmadı. Sorumluların hayatı belki mahvoldu ama giden canlar geri gelmeyecek" diyerek duygularını paylaştı.
Devletin Zirvesinden "Hesap Sorulacak" Mesajı
Felaket, İsviçre siyasetinin de bir numaralı gündem maddesi haline geldi. 9 Ocak’ta ilan edilen ulusal yasın ardından konuşan İsviçre Konfederasyonu Başkanı Guy Parmelin, yargı sürecinin şeffaf yürütüleceği sözünü verdi. Parmelin, yapılan yanlışların ortaya çıkarılmasının sadece yasal değil, aynı zamanda "ahlaki bir sorumluluk" olduğunu vurguladı.
İsviçre Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis ise ülkedeki denetim mekanizmasına sert eleştiriler getirdi. İsviçre'nin kağıt üzerinde sıkı güvenlik kurallarına sahip olduğunu hatırlatan Cassis, "Ancak bu kurallar düzgün uygulanmıyor veya kontrol edilmiyorsa, bu kabul edilemez. Tam bir açıklık sağlanmalı" dedi.
Valais Kantonu Güvenlik Departmanı Başkanı Stephane Ganzer de kurbanların kimlik tespitinin tamamlandığını belirterek, "Bu trajediyi önleyebilirdik. Ailelerin gerçeği bilmeye hakkı var. Artık adaletin yerini bulması için sisteme zaman tanımalıyız" açıklamasında bulundu.
Hastanelerde tedavisi süren yaralıların durumu ciddiyetini korurken, Crans-Montana sokaklarında sessiz bekleyiş ve yas atmosferi devam ediyor.