İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mahmut Hakkı Akın, çocukların suça sürüklenmesiyle mücadelede cezaların caydırıcılığının tek başına çözüm olmadığını vurgulayarak, aile içi dinamikler ve sosyal çevrenin belirleyiciliğine dikkat çekti.
Bugünkü Haberler / Haber Merkezi
Toplum vicdanını yaralayan çocuk suçlarındaki artış, sorunun kökenine inilmesini zorunlu kılıyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan İstanbul Medeniyet Üniversitesi (İMÜ) Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mahmut Hakkı Akın, çocukların suça sürüklenmesinde cezai yaptırımların yanı sıra, sosyolojik ve ailesel faktörlerin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirtti.
Mekan ve Semt Faktörü: "Gettolaşma Suça Zemin Hazırlıyor"
Çocukların gelişiminde aile içi eğitimin yanı sıra yaşadıkları çevrenin de kritik rol oynadığını belirten Prof. Dr. Akın, mekan ve semt faktörünün göz ardı edilmemesi gerektiği uyarısında bulundu.
Akın, eğitimdeki ve ekonomideki eşitsizliklerin, toplumsal dışlanma ve gettolaşma gibi olgularla birleştiğinde suç için elverişli bir zemin oluşturduğunu ifade etti. Bireylerin kimlik inşasının yaşadıkları mekanlar ve kurdukları ilişkiler üzerinden şekillendiğini vurgulayan Akın, "Dezavantajlı insanların yaşadıkları bölgeler ve derinleşen sosyal eşitsizlikler, suçla bağlantı kurmayı kolaylaştırabiliyor. Veriler, sosyolojik olarak bu ilişkiyi doğruluyor" dedi.
Aile İçi Krizler ve "Canavarlaştırma" Tehlikesi
Suça karışan çocukların geçmişinde genellikle ailevi travmaların yattığına dikkat çeken Akın, suç davranışının arkasında çoğu zaman duygusal destek eksikliği ve aile içi krizlerin bulunduğunu kaydetti.
Ailelerin çocuk yetiştirirken dengeyi tutturamamasının ağır sonuçları olabileceğini belirten Akın, şu çarpıcı tespitte bulundu:
"Bazen çocukların bizzat aileleri tarafından canavarlaştırıldıklarını görüyoruz. Çocuğun yaptığı eylemin yanlış veya kötü olduğunun farkına varamaması durumu, bazen aile tarafından üretiliyor. Hatta bazı durumlarda bir kötülüğün veya olumsuzluğun aile tarafından doğrudan desteklendiğine şahit olabiliyoruz."
Prof. Dr. Akın, her istediği yapılan ve sınır konulmayan çocukların ileride toplumsal yaşama uyum sağlamakta zorlandığını, bencilce hareket ederek başkalarına zarar verme potansiyeli taşıdıklarını ifade etti.
Adalet Sistemine Güven Vurgusu
Suçla mücadelede önleyici politikalar kadar adalet mekanizmasının işleyişinin de hayati önem taşıdığını belirten Akın, yaptırımların caydırıcılığına değindi. Cezaların yetersiz kalması durumunda sadece mağdurun değil, tüm toplumun adalet duygusunun zedelendiğini vurgulayan Akın, şunları söyledi:
"Yaptırımlar caydırıcı olmadığında, durum suçlunun lehine döner ve mağdurun adalet talebi karşılıksız kalır. Bu durum, toplumda yaşayan herkesi tedirgin eder ve güven mekanizmasını tahrip eder."
Topyekun Mücadele Çağrısı
Meselenin sadece kanun çıkararak veya cezaları artırarak çözülemeyeceğini belirten Akın, çözüm için merkezi idare, yerel yönetimler ve sivil toplumun eş güdüm içinde çalışması gerektiğini savundu. Akın, "Suçu tamamen yok etmek mümkün olmasa da vicdanları rahatlatacak adımların atılması, meselenin bütünsel sosyolojik bağlamıyla ele alınmasına bağlıdır" değerlendirmesinde bulundu.