Uzmanlar, çocukların suça sürüklenme sürecinin genellikle masum görünen iletişim hatalarıyla başladığına dikkat çekiyor. Prof. Dr. Figen Akça, evde ve okulda sağlanacak sıkı gözlem ve erken profesyonel müdahalenin, gelecekteki olası suçların önlenmesinde kilit rol oynadığını vurguladı.
Çocukların sosyal gelişim süreçlerinde sergiledikleri davranış modelleri, gelecekteki karakter yapılarının temelini oluşturuyor. Özellikle çocukluk çağında "incitici iletişim" olarak adlandırılan davranış biçimlerinin, zamanında müdahale edilmediği takdirde suça yönelim sürecini tetikleyebileceği belirtiliyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Figen Akça, ailelere ve eğitimcilere kritik uyarılarda bulundu.
Gözlem ve Erken Müdahale Hayati Önem Taşıyor
Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Figen Akça, çocukların suça karışma riskinin aniden ortaya çıkan bir durum olmadığını, bunun bir süreç meselesi olduğunu ifade etti. Akça'ya göre, bu sürecin en başındaki sinyaller genellikle iletişim dilindeki bozulmalarla kendini gösteriyor.
Çocukların hem ev ortamında ebeveynleri hem de okulda öğretmenleri tarafından dikkatle ve sürekli olarak gözlemlenmesi gerektiğinin altını çizen Akça, "Uygunsuz bir sosyal davranış fark edildiğinde, bu durumu görmezden gelmek yerine profesyonel destek almak, ileride yaşanabilecek çok daha büyük olumsuzlukların önüne geçilmesini sağlıyor" değerlendirmesinde bulundu.
"İncitici İletişim"den Suça Giden Yol
Uzmanlar, akran zorbalığı, sözel şiddet veya dışlayıcı davranışlar gibi "incitici iletişim" türlerinin, çocuğun sosyal uyumunu bozarak anti-sosyal davranışlara zemin hazırlayabildiğini belirtiyor. Prof. Dr. Akça, bu tür davranışların çocukluk döneminde tespit edilip "önleyici rehberlik" hizmetleriyle ele alınmasının, çocuğun suça sürüklenmesini engellemede en etkili yöntem olduğunu vurguladı.
Rehberlik hizmetlerinin sadece akademik başarı odaklı olmaması gerektiğini belirten Akça, çocuğun duygusal ve sosyal gelişiminin takibinin de aynı derecede önemli olduğunu kaydetti.
Aile ve Okul İşbirliği Şart
Önleyici rehberlik sisteminin başarısı için ev ve okul arasındaki iletişimin güçlü olması gerekiyor. Uzmanlar, ebeveynlerin çocuklarının davranış değişikliklerini okula bildirmesi, öğretmenlerin de sınıf içindeki gözlemlerini ailelerle paylaşmasının önemine dikkat çekiyor.
Prof. Dr. Akça, erken dönemde alınan profesyonel desteğin, çocuğu etiketlemek değil, ona doğru iletişim kanallarını öğreterek topluma kazandırmak amacı taşıdığını belirtti. Bu sayede, potansiyel suç davranışlarının kökleşmeden değiştirilmesi ve çocuğun sağlıklı bir birey olarak gelişimi mümkün olabiliyor.