Aylardır deflasyon tehdidiyle boğuşan Çin ekonomisinde tüketici fiyatlarında kaydedilen yukarı yönlü ivme, iç talepte ve tüketici güveninde kalıcı bir toparlanmanın başladığına işaret etmiyor. Yapısal sorunlar ve hanehalkının temkinli harcama eğilimi ekonomideki baskısını sürdürüyor.
Çin'de açıklanan son makroekonomik veriler, tüketici fiyatlarında yukarı yönlü ufak kıpırdanmalar olduğunu gösterse de, bu durum dünyanın en büyük ikinci ekonomisini uzun süredir baskılayan deflasyonist eğilimlerin sona erdiği anlamına gelmiyor. Fiyat endekslerindeki dönemsel artışlar, ekonomistlere göre tabana yayılan bir büyümeden ziyade, gıda ve enerji gibi belirli kalemlerdeki arz dinamiklerinden kaynaklanıyor. Özellikle iç talepteki durgunluk, Çinli tüketicilerin harcama alışkanlıklarını sınırlandırmaya devam ediyor.
Tüketici güven endeksleri, pandemi sonrası dönemde hedeflenen istikrarlı ivmeyi yakalayabilmiş değil. Gelir artışlarındaki yavaşlama ve iş gücü piyasasına dair devam eden endişeler, hanehalkını harcama yapmak yerine tasarruf oranlarını artırmaya itiyor. Manşet enflasyon oranları belirli dönemlerde pozitif bölgeye geçse dahi, çekirdek enflasyondaki zayıf seyir iç talebin hala kırılgan olduğunu gözler önüne seriyor.
Çin ekonomisindeki bu isteksizliğin temelinde yatan en önemli faktörlerden biri de gayrimenkul sektöründeki devam eden daralma olarak öne çıkıyor. Hanehalkı servetinin büyük bir kısmının gayrimenkule bağlı olduğu ülkede, konut fiyatlarındaki düşüş ve büyük müteahhitlik firmalarının yaşadığı finansal krizler, vatandaşların kendilerini ekonomik olarak daha güvensiz hissetmelerine yol açıyor. Bu durum, "servet etkisi"nin tersine çalışmasına ve lüks tüketimden günlük harcamalara kadar geniş bir yelpazede kısıntıya gidilmesine neden oluyor.
Pekin yönetimi ve Çin Merkez Bankası (PBOC), ekonomiyi canlandırmak ve kredi akışını hızlandırmak amacıyla son aylarda çeşitli teşvik paketleri ile faiz indirimlerini devreye soktu. Ancak uzmanlar, likiditenin artırılmasının tek başına tüketici psikolojisini değiştirmeye yetmediğini vurguluyor. Güvenin yeniden tesis edilebilmesi için yapısal reformların hızlandırılması, sosyal güvenlik ağlarının güçlendirilmesi ve gayrimenkul piyasasındaki belirsizliklerin kalıcı olarak giderilmesi gerektiği belirtiliyor. Sonuç olarak, Çin'de enflasyonun kağıt üzerinde hızlanması, sahadaki tüketicinin cüzdanını açmaya ikna olduğu anlamına gelmiyor.