Orta Doğu'da tırmanan çatışmaların ve Hürmüz Boğazı'ndaki ticari kesintilerin küresel piyasalarda yarattığı baskıya rağmen Çin ekonomisi, 2026 yılının ilk çeyreğinde yıllık bazda yüzde 5 büyüme kaydetti.
Çin Ulusal İstatistik Bürosu (UİB) tarafından açıklanan verilere göre, ülkenin Gayri Safi Yurt İçi Hasılası (GSYH) ocak-mart döneminde geçtiğimiz yılın aynı çeyreğine oranla yüzde 5 arttı. Söz konusu oran, Pekin yönetiminin 2026 yılı için belirlediği "yüzde 4,5 ila 5" bandındaki büyüme hedefiyle uyumlu bir tablo sergiledi.
Bir önceki çeyreğe (2025'in son çeyreğine) kıyasla GSYH artışı yüzde 1,3 olarak gerçekleşti. Çin, geride bıraktığımız 2025 yılını yüzde 5'lik genel büyüme ile kapatırken, ivme kaybı endişeleriyle büyüme hedefini önceki üç yıldaki "yüzde 5 civarı" seviyesinden bir miktar aşağı çekmişti.
Üretim ve Tüketim İvme Kaybediyor
İlk çeyrek verileri genel bir büyüme tablosu sunsa da, mart ayına gelindiğinde bazı temel göstergelerde yavaşlama göze çarptı. Yıllık cirosu 20 milyon yuanın üzerindeki sanayi işletmelerini kapsayan sanayi üretimi verisi, ocak ve şubat aylarında yüzde 6,3 artış gösterirken, mart ayında bu oran yüzde 5,7'ye geriledi.
Tüketici talebinin önemli bir barometresi sayılan perakende satışlardaki yavaşlama ise daha belirgin oldu. Yılın ilk iki ayında yüzde 2,8 artan perakende satışlar, mart ayında yıllık bazda yalnızca yüzde 1,7 oranında büyüme kaydetti.
Gayrimenkul Sektöründe Daralma Sürüyor
Altyapı ve donanım harcamalarını da kapsayan sabit sermaye yatırımları, ilk üç ayda yüzde 1,7 artarak sınırlı bir yükseliş sergiledi. Öte yandan, Çin ekonomisinin uzun süredir en kırılgan ayağı olan gayrimenkul sektöründeki kan kaybı ilk çeyrekte de hız kesmedi. Gayrimenkul yatırımları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,2 oranında sert bir düşüş yaşadı. Aynı dönemde özel sektör yatırımları da yüzde 2,2 oranında azaldı.
İstihdam piyasasında ise kentlerdeki genel işsizlik oranı, şubat ayındaki yüzde 5,3 seviyesinden mart sonunda yüzde 5,4'e tırmandı.
UİB Direktör Yardımcısı Mao Şıngyong, ekonominin yeni yıla güçlü bir başlangıç yaptığını belirtmekle birlikte, dış koşulların giderek daha karmaşık ve kırılgan hale geldiğine dikkat çekti. Şıngyong, iç piyasadaki güçlü arz ile zayıf talep arasındaki dengesizliğin altını çizerek, büyümenin temellerinin sağlamlaştırılması gerektiği uyarısında bulundu.
Jeopolitik Gerilimler ve Enerji Tedariki Endişesi
Çin ekonomisindeki kırılganlıkların dış etkenler boyutu, Orta Doğu'daki savaş atmosferiyle doğrudan ilişkili. ABD, İsrail ve İran üçgeninde yaşanan son çatışmalar, dünyanın en stratejik enerji geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğini ciddi şekilde aksattı.
Küresel petrol ticaretinin yüzde 25'inin, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin ise yüzde 20'sinin güzergahı olan Hürmüz Boğazı, Çin için kritik bir öneme sahip. Çin, ithal ettiği petrolün yaklaşık yüzde 45'ini ve LNG'nin yüzde 30'unu Basra Körfezi ve Hürmüz üzerinden temin ediyor.
Bu jeopolitik kriz ortamının enerji maliyetleri üzerindeki potansiyel etkisi, uluslararası kuruluşların da dikkatini çekiyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), 14 Nisan'da yayımladığı raporda, zayıf iç talep ve Orta Doğu'daki çatışmaların yayılma riskini gerekçe göstererek Çin'in 2026 yılı ekonomik büyüme tahminini yüzde 4,5'ten yüzde 4,4'e indirmişti.