İran ile ABD arasında Umman’ın arabuluculuğunda yürütülen nükleer müzakerelerin üçüncü turu, 26 Şubat Perşembe günü İsviçre’nin Cenevre kentinde gerçekleştirilecek.
Tahran ve Washington hattındaki diplomatik trafik hız kesmeden devam ediyor. Umman’ın kolaylaştırıcılığında sürdürülen dolaylı görüşmelerin bir sonraki durağı yeniden Cenevre olacak. Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi, tarafların 26 Şubat’ta İsviçre’de bir araya geleceğini resmen doğruladı. Görüşmelerde, anlaşmanın nihai hale getirilmesi için olumlu bir ivme yakalanması hedefleniyor.
Umman’dan "Olumlu İvme" Mesajı
Sürecin kilit aktörü konumundaki Umman Dışişleri Bakanı el-Busaidi, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada müzakere takvimini netleştirdi. El-Busaidi, "ABD-İran müzakerelerinin bu perşembe Cenevre'de yapılacağını ve anlaşmanın sonuçlandırılması için olumlu bir ivme yakalanacağını teyit etmekten memnuniyet duyuyorum" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, taraflar arasındaki diyaloğun somut bir zemine oturmaya başladığının işareti olarak yorumlanıyor.
Müzakerelerin Arka Planı ve Önceki Temaslar
İki ülke arasındaki nükleer diplomasi trafiği şubat ayı boyunca yoğun bir seyir izledi. Taraflar ilk olarak 6 Şubat’ta Umman’da dolaylı müzakereler için bir araya gelmiş ve temasların sürdürülmesi konusunda prensipte mutabakata varmıştı. Bu ilk temasın ardından görüşmelerin ikinci ayağı 17 Şubat’ta yine Cenevre’de gerçekleştirilmişti. 26 Şubat’taki toplantı, bu ay içindeki üçüncü ve en kritik buluşma olma niteliği taşıyor.
Masadaki Kritik Başlıklar: Uranyum Stokları
Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Cenevre’deki masada teknik ve siyasi açıdan hassas dosyalar bulunuyor. Görüşmelerin ana gündem maddesini İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri oluşturuyor. Özellikle Tahran yönetiminin uranyum zenginleştirme oranı ve elindeki yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokunun geleceği, uzlaşma aranan en çetrefilli konuların başında geliyor.
Perşembe günü yapılacak görüşmelerden çıkacak sonucun, bölgedeki güvenlik dengeleri ve küresel enerji piyasaları üzerinde doğrudan etkili olması bekleniyor.