Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Cemil Çiçek, 28 Şubat’ın 29. yılında yaptığı değerlendirmede, süreci “demokrasi vagonunun raydan çıkması” olarak nitelendirdi ve yargıdan iş dünyasına kadar uzanan “kayıt dışı siyaset” aktörlerini sert bir dille eleştirdi.
Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi ve eski Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Cemil Çiçek, Türk demokrasi tarihinin en karanlık dönemlerinden biri olarak kabul edilen 28 Şubat sürecinin yıl dönümü vesilesiyle önemli açıklamalarda bulundu. Çiçek, 28 Şubat’ı sadece askeri bir müdahale olarak değil, ekonomiden yargıya kadar uzanan geniş bir yelpazede, yetkisiz güçlerin meşru siyasete el koyma girişimi olarak tanımladı.
“Demokrasi Vagonu Uçuruma Sürüklendi”
Sürecin Türkiye demokrasisi üzerinde yarattığı tahribata dikkat çeken Çiçek, 28 Şubat ile başlayan dönemde demokrasi vagonunun raydan çıktığını ve ülkenin uçuruma sürüklendiğini ifade etti. Türkiye’de demokrasinin altyapısının henüz istenilen sağlamlıkta olmadığını belirten deneyimli siyasetçi, bu zeminin kırılganlığına vurgu yaparak, siyasetin sürekli olarak "oynak ve çürük" bir zeminde ilerlemeye çalıştığını kaydetti.
Çiçek, Türkiye’de siyaset, ekonomi ve din olmak üzere üç ana alanda “kayıt dışılık” sorunu yaşandığını belirtti. Anayasal görevi siyaset olmayan kişi ve kurumların, meşru siyaset alanına müdahale ederek sistemi işleyemez hale getirdiğini savunan Çiçek, “28 Şubat süreci, kayıt dışı siyasi unsurların, kayıt içindeki meşru siyaset kurumuna tasallutudur. Bu tam anlamıyla bir tasallut hareketidir” değerlendirmesinde bulundu.
Yargı Kurumuna Sert Eleştiri: “Yüzüm Kızarıyor”
Eski bir Adalet Bakanı olarak o dönem yargının tutumunu değerlendiren Çiçek, yargı mensuplarının 28 Şubat sınavında sınıfta kaldığını dile getirdi. Yargının görevinin sadece hukuki denetim yapmak olduğunu hatırlatan Çiçek, o dönem cübbeli bürokrasinin siyasete müdahil olmasını sert sözlerle eleştirdi.
Çiçek, “Arşivlerde, o gün bu cuntacıları ayakta alkışlayanların görüntüleri duruyor. Şimdi piyasada demokrasi kahramanı diye geçinenlerin bu ikiyüzlülükten kurtulması lazım” diyerek, o dönem brifinglere katılan yargı mensuplarına atıfta bulundu. Eski Adalet Bakanı, yaşanan hukuksuzluklar nedeniyle bir hukukçu olarak yüzünün kızardığını ifade etti.
“İstanbul Dükalığı ve Haramzade İş Adamları”
Cemil Çiçek’in eleştirilerinden iş dünyası ve medya da nasibini aldı. Süreci “arkadan tetikleyen ve önden tahrik eden” bir yapı olduğunu belirten Çiçek, bu yapıyı “İstanbul dükalığı” olarak tanımladı.
Çiçek, devlet imkanlarıyla zenginleşen bazı iş insanlarını “haramzade” olarak nitelendirerek, bu çevrelerin oluşturdukları havuzlar ve fonlarla milletvekili transferleri gerçekleştirdiğini, hükümetleri düşürüp kurmaya çalıştıklarını hatırlattı. Bu faaliyetleri “ahlaksız ve etik dışı” olarak yorumlayan Çiçek, sivil toplum ve aydınların da o dönemde iyi bir sınav veremediğini vurguladı.
Dış Güçler ve “Etki Ajanlığı” Uyarısı
Türkiye’deki tüm darbe teşebbüslerinin arkasında dış güçlerin bulunduğunu savunan Çiçek, bu dinamiklerin bugün de geçerliliğini koruduğu uyarısında bulundu. Yabancı istihbarat servislerinin sosyolojik gruplar, medya, hukuk ve siyasi partiler içinde faaliyet gösterdiğine dikkat çeken Çiçek, Türkiye’nin “etki ajanlığının” en yoğun kullanıldığı ülkelerin başında geldiğini belirtti.
Dini yapıların bir kısmının da bu bağlamda dikkatle incelenmesi gerektiğini söyleyen Çiçek, “Kayıt dışı din” meselesinin tarih boyunca iktidarı ele geçirme veya darbe gerekçesi olarak kullanıldığını, 15 Temmuz ve FETÖ örneğinin bu durumun en somut kanıtı olduğunu ifade etti.
Siyasette Üslup Sorunu
Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’e yönelik sosyal medyadaki saldırılara da değinen Çiçek, bu tür yaklaşımları “edep ve ahlak dışı” olarak niteledi. Siyasetteki üslubun giderek sertleşmesinden ve küfürbaz bir hal almasından duyduğu rahatsızlığı dile getiren Çiçek, bu durumun hem siyaset kurumunu yıprattığını hem de toplumsal kardeşliğe zarar verdiğini sözlerine ekledi.