Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ), 110 yıl önce cephedeki Mehmetçiğin yemek menüsünü modern gastronomi teknikleriyle yeniden yorumladı. Binlerce harp ceridesinin incelenmesiyle oluşturulan özel menü, savaş yıllarındaki beslenme düzenine dair "sadece hoşaf ve kuru ekmek" algısını değiştiren tarihi gerçekleri gün yüzüne çıkardı.
Çanakkale Savaşları'nın sona erişinin ve İttifak Devletleri'nin Gelibolu Yarımadası'ndan çekilişinin 110. yıl dönümünde, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) dikkat çekici bir projeye imza attı. "Siperden Sofraya: Geçmişten Günümüze Modern Yorum Projesi" adı verilen çalışma kapsamında, ÇOMÜ Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü ile Çanakkale Savaşları Enstitüsü iş birliği yaparak, cephe gerisindeki lojistik başarıyı tabağa taşıdı.
Arşivlerin Tozlu Raflarından Çıkan Menü
Dardanos Mutfak Akademisi'nde gerçekleştirilen sunumda, proje ekibi tarafından titizlikle hazırlanan modern menü davetlilerin beğenisine sunuldu. Proje koordinatörleri ve öğrenciler, 110 yıl önceki kısıtlı imkanlarla oluşturulan asker karavanasını, dönemin ruhuna sadık kalarak ancak bugünün damak tadına uygun tekniklerle yeniden ele aldı.
Hazırlanan özel menüde; adaçaylı ve isli tereyağlı peksimet, Gelibolu Yarımadası'nın yerel otlarıyla zenginleştirilmiş taze asma yapraklı un çorbası ve portakallı granita gibi yaratıcı lezzetler yer aldı. Ana yemek olarak pirinç keki üzerinde sunulan nohut püresi ve kavrulmuş et servis edilirken, menü "papara" olarak bilinen et suyuyla ıslatılmış ekşi peksimet ve kavrulmuş zeytin ile tamamlandı. Tatlı olarak ise fındık krokanlı, çaylı ve üzümlü bir tarif tercih edildi.
"Askerimiz Aç Kalmadı, İkmal Hattı Kusursuzdu"
Projenin en çarpıcı çıktılarından biri, Çanakkale Savaşı sırasındaki beslenme düzenine dair yerleşmiş algıların arşiv belgeleriyle çürütülmesi oldu. Çanakkale Savaşları Enstitüsü Müdürü Utkan Emre Er, proje için 1.500'e yakın harp ceridesi, komutan notu ve raporun tarandığını belirtti.
Yapılan incelemeler, Türk askerinin cephede sadece "bir tas hoşaf ve kuru ekmek" ile savaştığı yönündeki yaygın inanışın aksine, disiplinli bir ikmal hattı sayesinde düzenli beslendiğini ortaya koydu. Er, "Askerin aslında aç kalmadığını, hatta askerin ne yediğini bilmeyen komutanların görevden alındığına dair emirler olduğunu gördük. 110 yıl önceki savaşta askerimiz siperde süngüyle, iradeyle direnirken, aynı zamanda disiplinle çalışan bir ikmal hattıyla beslendi. 'Askerimiz yemeksizlik yaşamamıştır' diyebiliriz" ifadelerini kullandı.
Protein Ağırlıklı Beslenme ve Anadolu'dan Gelen Portakallar
ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu da projenin tarihsel gerçekleri gastronomi aracılığıyla anlatmayı hedeflediğini vurguladı. Erenoğlu, belgelerin cephede sadece karbonhidrat değil, protein bazlı bir menü sunulduğunu kanıtladığını belirterek, "Amacımız yükselen değer gastronomiyi tarihimize nakşetmek ve doğru bilinen yanlışları düzeltmek" dedi.
Proje yürütücülerinden Öğretim Görevlisi Emre Mümin ise menüdeki ürünlerin stratejik önemine dikkat çekti. Mümin, o dönemde taze meyve bulmanın zorluğuna rağmen Anadolu'dan kasa kasa portakal gönderilerek askerlerin bağışıklık sisteminin desteklendiğini, et ve nohutun menülerden eksik olmadığını aktardı. Arşivlerde askerlerin porselen bardaklarda çay içtiğine dair detaylara bile rastladıklarını belirten Mümin, "Hiçbir zaman 'malzeme yoktu, yemek yiyemediler' kaygısının yaşanmadığını tespit ettik" şeklinde konuştu.
Dönemin Ruhu Yaşatıldı
Akıncı Taktik Tekstil (ANAFARTA) desteğiyle hayata geçirilen projede, sunum sırasında dönemin askeri kıyafet ve teçhizatları da sergilenerek tarihi atmosfer canlandırıldı. Çanakkale Vali Yardımcısı Abdül Kadir Duran ve Avustralya'nın Çanakkale Konsolosu Laura Wauchope'un da katıldığı etkinlikte, 1915-1916 yıllarının askeri ve sivil yaşamına dair detaylar, lezzet ve tarih penceresinden katılımcılara aktarıldı.