1 Mart 2026 Pazar
Haber

Bursa'da Tarımsal Kuraklık Riski Azaldı: Sulama Barajlarında "Mevsimsel" Toparlanma

Geçtiğimiz yaz kuruma noktasına gelen Bursa'daki tarımsal sulama barajları, kış yağışlarıyla nefes aldı. Ancak uzmanlar, yüzde 50'ye ulaşan doluluk oranlarının kalıcı bir çözüm olmadığı ve kontrollü su yönetiminin şart olduğu konusunda uyarıyor.

Paylaş:
Bursa'da Tarımsal Kuraklık Riski Azaldı: Sulama Barajlarında "Mevsimsel" Toparlanma

Geçtiğimiz yaz kuruma noktasına gelen Bursa'daki tarımsal sulama barajları, kış yağışlarıyla nefes aldı. Ancak uzmanlar, yüzde 50'ye ulaşan doluluk oranlarının kalıcı bir çözüm olmadığı ve kontrollü su yönetiminin şart olduğu konusunda uyarıyor.

Bursa’da geçen yaz yaşanan olağanüstü kuraklık nedeniyle kuruma noktasına gelen tarımsal sulama göletleri, yılın ilk iki ayında etkili olan yağışlarla yeniden su tutmaya başladı. Kestel ve Gürsu ovalarından Mudanya’nın köylerine kadar uzanan tarım arazilerine can suyu veren barajlardaki doluluk oranları üreticinin yüzünü güldürse de, uzmanlar tehlikenin henüz tam anlamıyla geçmediğine dikkat çekiyor.

Kış aylarında alınan yağışlar, özellikle Bursa'nın coğrafi işaretli ürünlerinin yetiştirildiği verimli arazileri besleyen su kaynaklarında gözle görülür bir artış sağladı. Kestel ve Gürsu Ovası'nın sulama ihtiyacını karşılayan kritik öneme sahip Gölbaşı Barajı ile Mudanya ilçesindeki Hasköy, Ülküköy ve Dedeköy mahallelerine hizmet veren Ülküköy Göleti'nde su seviyeleri yükselişe geçti.

İçme Suyu Yüzde 65, Sulama Yüzde 50 Seviyesinde

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Efsun Dindar, kent genelindeki su rezervlerine ilişkin son verileri değerlendirdi. İçme ve kullanma suyu barajlarındaki ortalama doluluk oranının yüzde 65 seviyesine ulaştığını belirten Dindar, tarımsal sulama göletlerinde ise bu oranın yüzde 50’lere vardığını ifade etti.

Ancak Doç. Dr. Dindar, mevcut tablonun rehavete yol açmaması gerektiği konusunda net konuştu. Yaşanan artışın "mevsimsel bir iyileşme" olarak okunması gerektiğini vurgulayan Dindar, şunları kaydetti:

"Önümüzdeki bahar aylarında düzenli yağış alıp almayacağımız henüz belirsiz. Sıcaklıkların artmasıyla birlikte buharlaşma ve terleme yoluyla kaybolacak su miktarını da hesaba katmalıyız. Suyun ne kadar hızlı tükeneceği ve talebin nasıl yönetileceği hala büyük bir risk faktörü. Bu nedenle mevcut artışın kalıcı bir çözüm olduğunu söylemek mümkün değil."

Suyun Yüzde 50'si Buharlaşmayla Kayboluyor

Geçen yıl yaşanan şiddetli kuraklığın hidrojeolojik ve tarımsal etkilerinin hala sürdüğünü hatırlatan Dindar, toprağın ve yer altı sularının tam anlamıyla toparlanması için daha düzenli yağış rejimine ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Su döngüsündeki kayıplara dikkat çeken Dindar, "Yağan yağmurun yaklaşık yarısı sıcak ve kurak dönemlerde atmosfere geri dönüyor. Yer üstü ve yer altı sularımızı besleyen kısım ise sadece yüzde 15 civarında. Bu nedenle su yönetiminde çok dikkatli adımlar atılması gerekiyor. Mevcut seviyeler tarımsal sulamada erken dönem riskini azaltmış olsa da, tek başına bu yılın hasadını kurtarmayı garanti etmez" ifadelerini kullandı.

"Ürün Deseni Suya Göre Belirlenmeli"

Uzmanlar, barajlardaki doluluk oranlarına güvenilerek plansız ekim yapılmaması gerektiğinin altını çiziyor. Üreticilere, pazar talebinden ziyade eldeki su potansiyeline göre ürün deseni oluşturmaları çağrısında bulunan Dindar, suyun verimli kullanımı için şu önerilerde bulundu:

"Üreticilerin ürün çeşidini ve desenini artırmaması, mevcudu koruması kritik önem taşıyor. Burada en büyük görev sulama birliklerine düşüyor. Hem su kotalarının belirlenmesi hem de doğru bir dağıtım programının uygulanması, eldeki su potansiyelini sezon sonuna kadar verimli kullanabilmek adına hayati önem taşıyacak."