ABD yönetiminin agresif gümrük tarifeleri ve korumacı politikaları, Avrupa Birliği ile Hindistan'ı 20 yıldır süren müzakereleri bitirmeye zorladı. İmzalanan dev serbest ticaret anlaşması, sadece ekonomik bir ortaklık değil, Washington'ın baskılarına karşı stratejik bir 'B Planı' olarak öne çıkıyor.
Avrupa Birliği (AB) ile Hindistan arasında yaklaşık yirmi yıldır inişli çıkışlı bir seyir izleyen serbest ticaret anlaşması müzakereleri, küresel ticaret dengelerini değiştirecek bir uzlaşıyla sonuçlandı. 27 Ocak 2026 tarihi itibarıyla nihayete eren görüşmeler, Brüksel ve Yeni Delhi’nin sadece ticari bariyerleri kaldırması değil, aynı zamanda değişen jeopolitik iklime karşı ortak bir savunma mekanizması geliştirmesi olarak yorumlanıyor.
Washington'ın Politikaları İtici Güç Oldu
Anlaşmanın zamanlaması, ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci döneminde uyguladığı sert ekonomi politikalarıyla doğrudan ilişkili görünüyor. Washington yönetiminin, geleneksel müttefikleri ve ticari ortaklarına karşı "önce Amerika" prensibiyle devreye aldığı ek gümrük vergileri, küresel aktörleri yeni ittifak arayışlarına yöneltti.
Özellikle Hindistan’ın Rusya ile devam eden enerji ticareti nedeniyle Washington’ın hedefi haline gelmesi süreci hızlandırdı. ABD yönetiminin, Ağustos 2025’te Hindistan menşeli ürünlere yönelik gümrük vergilerini yüzde 50 seviyelerine kadar yükseltmesi ve Yeni Delhi üzerinde kurduğu diplomatik baskı, Hindistan’ı Avrupa pazarına daha fazla yaklaştırdı. Benzer şekilde, AB’nin de ABD kaynaklı ek vergi tehditleri ve transatlantik ilişkilerdeki gerilimler nedeniyle pazar çeşitliliğine gitme zorunluluğu hissettiği belirtiliyor.
"Anlaşmaların Anası" Yürürlükte
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in "tüm anlaşmaların anası" olarak nitelendirdiği mutabakat, ekonomik büyüklüğüyle dikkat çekiyor. Yaklaşık 4,13 trilyon dolarlık Hindistan ekonomisi ile 22 trilyon doları aşan AB ekonomisini birbirine bağlayan anlaşma, küresel Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYH) dörtte birini kapsayan devasa bir serbest ticaret bölgesi yaratıyor.
Anlaşmanın detaylarına göre:
- Gümrük Duvarları İniyor: Otomotiv, makine, kimya, ilaç sanayii, havacılık ve tıbbi ekipmanlar başta olmak üzere pek çok kritik sektörde tarifeler büyük ölçüde sıfırlanıyor veya gevşetiliyor.
- Ticaret Hacmi Hedefi: 2025 itibarıyla 136 milyar dolar seviyesinde olan ikili ticaret hacminin, anlaşmanın etkisiyle 2030 yılına kadar 200 milyar dolara ulaşması öngörülüyor.
- Stratejik Ortaklık: İşbirliği sadece mal ticaretiyle sınırlı kalmayıp; askeri teknolojiler, akademik değişim programları ve ileri teknoloji yatırımlarını da kapsayan çok boyutlu bir yapıya evriliyor.
Türkiye İçin Rekabet Çanları Çalıyor
AB ile Hindistan arasındaki bu dev anlaşma, Türkiye ekonomisi açısından ise kritik soru işaretlerini beraberinde getiriyor. Türkiye'nin AB ile mevcut Gümrük Birliği anlaşması, üçüncü ülkelerle yapılan serbest ticaret anlaşmalarında yapısal bir asimetri yaratıyor.
Mevcut işleyişe göre, Hindistan malları AB üzerinden Türkiye pazarına gümrüksüz veya düşük vergili giriş hakkı kazanırken, Türkiye Hindistan ile benzer bir ikili anlaşması olmadığı için Türk ihraç ürünleri Hindistan pazarında gümrük duvarlarına takılmaya devam edecek.
Ayrıca, Hindistan’ın ucuz iş gücü ve ham madde avantajıyla AB pazarına girmesi, Türkiye’nin Avrupa’daki ihracat payını zorlayabilir. Özellikle tekstil, otomotiv yan sanayi ve makine gibi Türkiye’nin güçlü olduğu sektörlerde, Hindistan’ın AB pazarındaki rekabetçi gücünün artması bekleniyor. Uzmanlar, bu durumun Türkiye ile AB arasındaki ticari ilişkilerde yeni bir güncelleme ihtiyacını daha da acil hale getirdiğine dikkat çekiyor.