Yugoslavya'dan ayrılışının üzerinden geçen 34 yıla rağmen, Bosna Hersek hem kanlı savaşın hatıralarını hem de Dayton Anlaşması’nın getirdiği siyasi karmaşayı göğüsleyerek bağımsızlık gününü anıyor.
Balkan coğrafyasının kilit ülkelerinden Bosna Hersek, Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nden ayrılarak kendi egemenliğini ilan etmesinin 34. yıl dönümünü kutluyor. 29 Şubat - 1 Mart 1992 tarihlerinde gerçekleştirilen ve halkın ezici çoğunluğunun "evet" oyu kullandığı referandum, ülkenin bağımsızlık yolunu açarken, aynı zamanda modern tarihin en kanlı savaşlarından birinin de fitilini ateşlemişti. Bugün Saraybosna başta olmak üzere ülkenin birçok kentinde düzenlenen törenlerde, hem kazanılan özgürlük onurlandırılıyor hem de savaşta hayatını kaybeden on binlerce kurban anılıyor.
Referandumdan Kanlı Savaşa Giden Süreç
1990’lı yılların başında Yugoslavya’nın dağılma süreci hızlanırken, Slovenya ve Hırvatistan’ın ardından Bosna Hersek de kendi kaderini tayin etme yoluna gitti. Ülkedeki Sırp nüfusun büyük oranda boykot ettiği, ancak katılım oranının yüzde 64,31’i bulduğu tarihi referandumda, sandığa gidenlerin yüzde 99,44’ü bağımsızlık yönünde oy kullandı.
Bu demokratik irade beyanı, "Büyük Sırbistan" hayali kuran paramiliter gruplar ve Yugoslav Halk Ordusu (JNA) tarafından şiddetle karşılandı. Bağımsızlık ilanının hemen ardından başlayan ve 1995 yılına kadar süren savaşta, Avrupa’nın göbeğinde sistematik etnik temizlik, toplama kampları ve sivil katliamlar yaşandı. Başkent Saraybosna 44 ay boyunca modern savaş tarihinin en uzun kuşatmasına maruz kalırken, ülkenin doğusundaki Srebrenitsa’da Temmuz 1995’te en az 8 bin 372 Boşnak sivil katledilerek soykırıma uğradı.
Dayton’un Gölgesinde Siyasi İstikrar Arayışı
Savaşı sonlandıran ancak ülkeye dünyanın en karmaşık yönetim sistemlerinden birini getiren Dayton Barış Anlaşması, 34 yıl sonra hala tartışmaların odağında yer alıyor. 1995 yılında ABD’nin girişimiyle imzalanan anlaşma, silahları susturmuş olsa da ülkeyi etnik temellere dayalı, karar alma süreçlerinin sık sık tıkandığı bir yapıya hapsetti.
Bosna Hersek Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti (RS) olmak üzere iki ana entite ve Brcko Özerk Bölgesi'nden oluşan bu yapı, devletin işleyişini zorlaştırıyor. Özellikle Sırp Cumhuriyeti yetkililerinin zaman zaman gündeme getirdiği ayrılıkçı söylemler ve devlet kurumlarını işlevsizleştirme girişimleri, ülkedeki siyasi tansiyonu canlı tutuyor.
AB Yolculuğu ve Göç Sorunu
Siyasi çalkantılara rağmen Bosna Hersek, dış politikadaki en stratejik hedefi olan Avrupa Birliği (AB) üyeliği konusunda kararlı adımlar atmaya çalışıyor. 2022 yılında "aday ülke" statüsü kazanan ve 2024 itibarıyla katılım müzakerelerine başlama aşamasına gelen ülke, Brüksel ile entegrasyonu hem ekonomik kalkınma hem de kalıcı barışın teminatı olarak görüyor.
Ancak ülke, siyasi belirsizlik ve ekonomik zorlukların tetiklediği ciddi bir nüfus kaybıyla da mücadele ediyor. Özellikle genç ve nitelikli iş gücünün Batı Avrupa ülkelerine göç etmesi, bağımsızlığının 34. yılında Bosna Hersek’in önündeki en büyük demografik tehditlerden biri olarak öne çıkıyor.
Bugün yapılan anma törenlerinde, ülkenin ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzetbegoviç’in liderliğinde verilen bağımsızlık mücadelesi hatırlatılırken, verilen ağır bedellere rağmen bir arada yaşama kültürünün korunması gerektiği mesajları veriliyor.