16 Nisan 2026 Perşembe
Haber

BMGK'de Hürmüz Krizi: Askeri Müdahale Tasarısına Üç Ülkeden İtiraz

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK), Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak amacıyla İran'a yönelik askeri harekatın onaylanmasını öngören karar tasarısı, Rusya, Çin ve Fransa'nın muhalefetiyle karşılaştı.

Paylaş:
BMGK'de Hürmüz Krizi: Askeri Müdahale Tasarısına Üç Ülkeden İtiraz

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK), Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak amacıyla İran'a yönelik askeri harekatın onaylanmasını öngören karar tasarısı, Rusya, Çin ve Fransa'nın muhalefetiyle karşılaştı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK), küresel enerji sevkiyatının en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'ndaki krize ilişkin hareketli saatler yaşanıyor. Boğazın uluslararası deniz trafiğine yeniden açılmasını sağlamak amacıyla İran'a karşı askeri bir harekatın başlatılmasına uluslararası meşruiyet kazandıracak olan karar tasarısı dün konseye sunuldu. Ancak söz konusu tasarı, konseyin daimi üyeleri arasında derin görüş ayrılıklarına yol açtı.

Edinilen bilgilere göre, askeri müdahale seçeneğine kapı aralayan karar tasarısına Rusya, Çin ve Fransa açıkça karşı çıktı. Bu üç ülke, bölgedeki mevcut gerilimin askeri bir tırmanışla çözülemeyeceğini ve güç kullanımının Orta Doğu genelinde çok daha büyük bir istikrarsızlığa yol açabileceğini vurguluyor.

BMGK'de bir karar tasarısının kabul edilebilmesi için 15 üyeden en az 9'unun lehte oy kullanması ve daimi üyeler olan ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa'dan hiçbirinin veto hakkını kullanmaması gerekiyor. Rusya, Çin ve Fransa'nın tasarıya karşı sergilediği bu tutum, metnin mevcut haliyle Güvenlik Konseyi'nden geçme ihtimalini ortadan kaldırıyor.

Küresel petrol ticaretinin beşte birinin gerçekleştirildiği Hürmüz Boğazı, dünya ekonomisi için hayati bir öneme sahip. Boğazdaki seyir güvenliğinin tehlikeye girmesi veya tamamen kapanması, enerji piyasalarında ve küresel tedarik zincirlerinde doğrudan bir sarsıntı yaratma potansiyeli taşıyor. Karşıt görüş bildiren ülkeler, ekonomik ve stratejik risklere rağmen diplomatik çözüm yollarının sonuna kadar zorlanması gerektiğini savunurken, askeri harekatı destekleyen tarafın tasarıyı revize edip etmeyeceği ise belirsizliğini koruyor.