Uzmanlar, uyku ve uyanıklık döngüsünü kontrol eden sirkadiyen ritmin bozulmasının, beyinde toksik madde birikimine yol açarak başta Alzheimer olmak üzere pek çok kronik hastalığa zemin hazırladığı konusunda uyarıyor.
İnsan vücudunun doğal biyolojik saati olarak bilinen sirkadiyen ritim, uykuya dalma ve uyanma süreçlerinin yanı sıra vücut ısısı, stres hormonu, melatonin salınımı ve iştah üzerinde hayati bir rol oynuyor. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Esra Acıman Demirel, bu ritmin bozulmasının özellikle beyin sağlığı üzerinde geri döndürülemez etkilere yol açabileceğine dikkat çekiyor.
Sirkadiyen ritim bozukluğunun en net şekilde uyku düzeninde kendini gösterdiğini vurgulayan Doç. Dr. Demirel, uyku kalitesinin düşmesiyle birlikte beynin "temizleme sistemi" olarak bilinen glimfatik sistemin işlevini yitirdiğini belirtiyor. Glimfatik sistemin bozulması, beyinde amiloid beta ve tau gibi toksik proteinlerin birikmesine neden olarak doğrudan Alzheimer ve demans gibi hastalıklara kapı aralıyor.
Sadece Unutkanlık Değil, Kronik Hastalıkların da Habercisi
Biyolojik saatteki dengesizliklerin faturası yalnızca hafıza sorunlarıyla sınırlı kalmıyor. Uzmanlara göre sirkadiyen ritim bozuklukları; konsantrasyon güçlüğü, kalp hastalıkları, psikiyatrik bozukluklar, obezite ve diyabet gibi çok çeşitli sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor. Metabolizmayı ve hormon dengesini derinden etkileyen bu durum, dolaylı yollardan yine hafıza ve beyin fonksiyonlarını zayıflatıyor.
Günlük yaşam alışkanlıklarının sirkadiyen ritim üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten uzmanlar, özellikle gece vardiyasında çalışanların ve sık sık saat dilimi değiştirenlerin risk altında olduğunu ifade ediyor. Bunun yanı sıra, günümüzün en büyük sorunlarından biri olan "mavi ışık maruziyeti" biyolojik saati tehdit eden başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Gece saatlerinde telefon, tablet ve bilgisayar ekranlarından yayılan mavi ışık ile geç saatlere kadar uyanık kalmak, uyku hormonlarının salgılanmasını engelleyerek doğal döngüyü kırıyor.
"En Verimli Uyku 22.00 ile 05.00 Arasında"
Sirkadiyen ritmin yeniden düzenlenmesi ve beynin kendini yenileyebilmesi için uyku disiplininin şart olduğu belirtiliyor. Doç. Dr. Esra Acıman Demirel, sağlıklı bir beyin ve vücut işleyişi için hafta sonları da dahil olmak üzere her gün aynı saatte yatıp aynı saatte kalkılmasını öneriyor.
Melatonin hormonunun en yoğun salgılandığı zaman diliminin gece 22.00 ile sabah 04.00-05.00 arası olduğunu hatırlatan Demirel, bu saatlerde uykuda olmanın önemine dikkat çekiyor. Ayrıca yatmadan önce teknolojik cihazlardan uzak durulması, kafein tüketiminin sınırlandırılması, akşam saatlerinde yemek yenmemesi ve düzenli egzersiz yapılması, biyolojik saati korumak için alınabilecek temel önlemler arasında sıralanıyor. Beynin toksik maddelerden arınarak Alzheimer riskinin düşürülmesi için uykunun bir dinlenme aracından öte, hayati bir tedavi süreci olarak görülmesi gerektiği vurgulanıyor.