Cumhurbaşkanlığı himayesinde ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uhdesinde düzenlenen 10. Ulusal Antarktika Bilim Seferi kapsamında Türk araştırmacılar, buzullardaki iklim hafızasından uzay gözlemlerine kadar 15 kritik projeyle küresel sorulara yanıt arıyor.
Türkiye’nin kutup araştırmalarındaki varlığı onuncu yılına ulaşırken, Türk bilim insanları "Beyaz Kıta"da yürüttükleri çalışmalarla uluslararası bilim camiasına veri sağlamaya devam ediyor. TÜBİTAK Kutup Araştırmaları Enstitüsü (KARE) koordinasyonunda gerçekleştirilen 10. Ulusal Antarktika Bilim Seferi, bu yıl 15 farklı araştırma projesine ev sahipliği yapıyor. Ekip, Horseshoe Adası merkezli çalışmalarında yer bilimlerinden uzay bilimlerine, ekosistem dinamiklerinden insan sağlığına kadar geniş bir yelpazede araştırmalar yürütüyor.
Küresel Isınmanın İzleri Sürülüyor
Seferin liderliğini üstlenen Prof. Dr. Ersan Başar, bölgedeki çalışmaların titizlikle yönetilen bir lojistik ve güvenlik protokolü çerçevesinde gerçekleştiğini belirtti. Başar, özellikle Lystad ve Marguerite körfezlerinde yürütülen plankton ve pigment incelemelerinin, Antarktika deniz ekosisteminin sağlığını izlemek adına kritik veriler sunduğunu vurguladı.
Sefer Lider Yardımcısı Dr. Göksu Uslular ise Horseshoe Adası'nın jeolojik yapısının, gezegenin geçmişine ışık tuttuğunu ifade etti. Uslular, adadaki kayaç türlerinin incelenmesiyle elde edilen bulguların uluslararası literatüre kazandırıldığını ve bölgenin jeolojik evrimini anlamada kilit rol oynadığını kaydetti.
Uzaydan Okyanus Tabanına Çok Boyutlu İnceleme
Bu yılki seferde dikkat çeken projelerden biri, Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi M. Fahri Karabulut tarafından yürütülen GNSS (Küresel Navigasyon Uydu Sistemleri) destekli buzul ve atmosfer gözlem çalışması oldu. Proje, küresel iklim değişikliğinin Antarktika buzulları üzerindeki etkisini ve atmosferdeki değişim hızını ölçmeyi hedefliyor.
Deniz tabanının haritalanması konusunda ise Türk Deniz Kuvvetleri Seyir, Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı devreye girdi. Raşit Eren liderliğindeki ekip, Horseshoe Adası çevresinde üç boyutlu deniz tabanı haritalaması yaparak güvenli seyrüsefer rotalarını belirledi ve suyun fiziksel özelliklerini (tuzluluk, sıcaklık, basınç) kayıt altına aldı.
Ayrıca Prof. Dr. Sertaç Öztürk’ün yürüttüğü kozmik müon akısı ölçümleriyle, güneş aktivitelerinin Antarktika üzerindeki kozmik radyasyon seviyelerini nasıl etkilediği araştırıldı. Bu çalışma, uzay havası olaylarının yer yüzeyindeki etkilerini anlamak açısından önem taşıyor.
Göllerin Hafızası ve Biyoçeşitlilik
Türk araştırmacılar, Antarktika’daki göl ekosistemlerini de mercek altına aldı. Doç. Dr. Atilla Karataş, Horseshoe Adası’ndaki göllerin zaman içindeki değişimini ve dipteki besin birikim süreçlerini incelerken; Dr. Hicret Aslı Yalçın, göl sedimanlarındaki mikrobiyal yaşam çeşitliliğini metagenomik yöntemlerle analiz etti. Bu çalışmalar, ekstrem koşullarda yaşamın nasıl sürdüğüne ve iklim değişikliğinin bu hassas dengeleri nasıl etkilediğine dair ipuçları veriyor.
Öte yandan, bölgedeki potansiyel yeni ilaç kaynakları da araştırma konuları arasında yer aldı. Dr. Çağlar Sagun, toprak mikroorganizmalarının tarımsal biyogübre potansiyelini incelerken, Araştırma Görevlisi Gözde Yeşiltaş İmamoğlu, kutup bitkileri ve alglerinden elde edilecek bileşiklerin antiviral ilaç yapımında kullanılıp kullanılamayacağını araştırdı.
Biyogüvenlik En Üst Düzeyde
Sefer öncesinde, Antarktika’nın izole ekosistemini korumak amacıyla sıkı biyogüvenlik önlemleri uygulandı. Özellikle kuş gribi riskine karşı hazırlanan özel protokoller devreye sokuldu. İstanbul Tıp Fakültesi Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp Anabilim Dalı koordinasyonunda, sefer ekibinin sağlık taramaları ve risk analizleri gerçekleştirilerek kıtaya herhangi bir dış patojen taşınmasının önüne geçildi.
Türkiye’nin Antarktika’daki bilimsel varlığı, sadece ulusal bir başarı hikayesi olmakla kalmayıp, gezegenin geleceğini tehdit eden küresel sorunlara çözüm üretme noktasında uluslararası iş birliklerine de zemin hazırlıyor.