ABD Başkanı Trump'ın transatlantik ittifakını sarsan gümrük vergisi hamleleri ve siyasi belirsizlikler gölgesinde, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ilk Çin ziyaretine hazırlanıyor. Berlin yönetimi, Washington'ın baskılarına karşı ticari dengeleri korumak için Pekin ile yeni bir sayfa açma arayışında.
BUGÜNKÜ HABERLER / DIŞ HABERLER SERVİSİ
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, küresel ticaret savaşlarının kızıştığı ve transatlantik ilişkilerin tarihinin en gerilimli dönemlerinden birini yaşadığı bu günlerde, kritik bir diplomatik misyon için Çin'e gidiyor. Berlin'den yapılan resmi açıklamaya göre Şansölye Merz, 24-27 Şubat tarihleri arasında Çin'e resmi bir ziyarette bulunacak. Bu ziyaret, Merz'in Mayıs 2025'te göreve gelmesinden bu yana Pekin'e gerçekleştireceği ilk seyahat olması bakımından büyük önem taşıyor.
Zamanlama açısından dikkat çekici olan ziyaret, Çin'deki Bahar Bayramı tatilinin hemen ertesine denk geliyor. Ancak asıl dikkat çeken unsur, ziyaretin arka planındaki jeopolitik fırtına. ABD Başkanı Donald Trump'ın agresif tarife politikaları, Grönland'a yönelik ilhak söylemleri ve Ukrayna krizinde Avrupa'yı dışlayan tutumu, Berlin'i alternatif denge arayışlarına itiyor.
Ekonomik Diplomasi ve Ticaret Dengesi
Merz'in Pekin ziyaretinde, kendisine kalabalık bir iş heyetinin eşlik etmesi bekleniyor. Almanya Federal Hükümeti Sözcü Yardımcısı Sebastian Hille, ziyaretin gündeminde güvenlik, jeopolitik, ticaret ve insan hakları konularının yanı sıra Rusya-Ukrayna Savaşı'nın da bulunacağını belirtti.
Şansölye'nin programı oldukça yoğun. 24 Şubat'ta başkent Pekin'e varması beklenen Merz, ertesi gün mevkidaşı Li Çiang ve ardından Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bir araya gelecek. Diplomatik görüşmelerin yanı sıra Yasak Şehir ziyareti de programda yer alıyor. Merz ayrıca, Alman sanayi devlerinin Çin'deki kalbi sayılan noktalara da gidecek; Mercedes-Benz ve Siemens Energy'nin merkezlerini ziyaret edecek. Pekin temaslarının ardından, teknoloji ve ekonomi merkezi Hangcou'ya geçecek olan Alman lider, burada robotik firması Unitree'nin merkezini inceleyecek.
Transatlantik Çatlak ve Batı'nın Yeni Rotası
Merz'in bu hamlesi, Batılı liderlerin son dönemde Washington'ın baskılarına karşı Pekin ile diyalog kurma trendinin bir devamı niteliğinde. İspanya Kralı 6. Felipe, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İrlanda, Finlandiya ve İngiltere başbakanlarının ardından Merz de Pekin'in yolunu tutan liderler kervanına katılıyor.
Özellikle Kanada Başbakanı Mark Carney'nin yakın zamanda Çin ile elektrikli araç tarifeleri konusunda uzlaşmaya varması ve bu durumun Trump yönetiminin tepkisini çekmesi, Batı bloku içindeki "Washington'dan bağımsızlaşma" eğilimini gözler önüne sermişti. Trump'ın bu adıma karşılık Kanada mallarına yüzde 100 gümrük vergisi tehdidi savurması, müttefikler arasındaki güven bunalımını derinleştirdi. Almanya da benzer bir senaryodan kaçınmak ve ekonomik güvenliğini sağlamak istiyor.
Ticaret Hacminde Çin Yeniden Lider
Almanya Federal İstatistik Ofisi'nin 20 Şubat tarihli verileri, Berlin'in neden rotayı doğuya çevirdiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. 2025 yılında Almanya ile Çin arasındaki ticaret hacmi yüzde 2,1 artarak 251,8 milyar avroya ulaştı. Aynı dönemde ABD ile ticaret hacmi ise yüzde 5 düşüşle 240,5 milyar avroda kaldı. Böylece Çin, bir yıllık aradan sonra yeniden Almanya'nın en büyük ticaret ortağı konumuna yükseldi.
Ancak bu ticari ilişki tek taraflı bir bağımlılığa dönüşme riski taşıyor. İki ülke arasındaki ticaret açığı, 89,4 milyar avro ile rekor seviyeye ulaştı. Çinli otomotiv üreticilerinin Alman pazarındaki payı hızla artarken, Alman markalarının Çin'deki pazar payı 2020'den bu yana ciddi oranda eridi.
Nadir Elementler ve Stratejik Bağımlılık
Ekonomik rekabetin yanı sıra, hammadde güvenliği de masadaki en kritik dosyalardan biri. Çin'in, elektrikli araç bataryalarından rüzgar türbinlerine kadar pek çok stratejik alanda kullanılan nadir toprak elementleri üzerindeki hakimiyeti, Alman sanayisi için hayati önem taşıyor. Berlin yönetimi, tedarik zincirinde yaşanabilecek olası bir kesintiye karşı Pekin'den güvence almayı hedefliyor.
Alman Ekonomik Enstitüsü (IW) verilerine göre, Alman firmalarının Çin'e doğrudan yatırımları 2025'te yüzde 55,5 artarak 7 milyar avroya ulaştı. Bu rakamlar, siyasi gerilimlere rağmen Alman sermayesinin Çin'i hala ABD'den daha öngörülebilir bir yatırım limanı olarak gördüğünü kanıtlıyor. Şansölye Merz'in bu ziyareti, değişen küresel dengelerde Almanya'nın kendi yolunu çizme çabası olarak tarihe geçmeye aday.