9 Nisan 2026 Perşembe
Haber

Bağdat'ın Tarihi Sokaklarında Ramazan Dayanışması: Tabağı Boş Çevirmeme Geleneği

Irak'ın başkenti Bağdat'taki kadim mahallelerde yüzyıllardır süregelen "komşudan komşuya iftar" adeti, Ramazan ayının paylaşma ruhunu yeni nesillere aktarmaya devam ediyor.

Paylaş:
Bağdat'ın Tarihi Sokaklarında Ramazan Dayanışması: Tabağı Boş Çevirmeme Geleneği

Irak'ın başkenti Bağdat'taki kadim mahallelerde yüzyıllardır süregelen "komşudan komşuya iftar" adeti, Ramazan ayının paylaşma ruhunu yeni nesillere aktarmaya devam ediyor.

Irak'ın başkenti Bağdat'ın Şavvake gibi tarihi mahallelerinde, Ramazan ayına özel bir dayanışma örneği olan komşular arası iftar paylaşımı geleneği tüm canlılığıyla yaşatılıyor. Hızla değişen şehir hayatına ve modernleşmeye rağmen Bağdatlılar, akşam ezanı öncesinde evlerinde hazırladıkları yemekleri komşularıyla paylaşarak aralarındaki sosyal bağları güçlü tutuyor.

Ramazan ayının ruhuna uygun olarak yardımlaşma ve kardeşlik duygularını pekiştiren bu gelenekte, iftar tabaklarının komşulara ulaştırılması görevini genellikle evin çocukları üstleniyor. Paylaşılan menülerde ise Irak mutfağının ve geleneksel Ramazan sofralarının vazgeçilmezleri olan çorba, salçalı pirinç pilavı, dolma, geleneksel sambosa böreği, hurma ve yöreye has tatlılar yer alıyor.

"Giden Tabak Asla Boş Dönmez"

Geleneğin en dikkat çekici kurallarından biri ise komşuya gönderilen tabağın hiçbir zaman boş iade edilmemesi. Kapısı çalınan komşu, kendisine ikram edilen yemeği aldıktan sonra aynı tabağa kendi pişirdiği yemekten veya evindeki bir ikramlıktan koyarak iade ediyor. Mahalle sakinlerinden Haydar Ebu Seccad, bu ritüelin çocuklara küçüklükten itibaren öğretildiğini belirterek, "Çocuk elinde tabakla komşuya gittiğinde, o tabak asla boş dönmez. Bu bizim atalarımızdan kalan, yeni nesle de aşıladığımız bir mirastır." ifadelerini kullanıyor.

Sadece karşılıklı bir ikramlaşma olmayan bu adet, aynı zamanda mahalledeki dar gelirli ailelerin de iftar sofralarının zenginleşmesini sağlıyor. İhtiyaç sahiplerine de ulaştırılan bu yemekler, toplumsal dayanışmanın ve yardımlaşmanın zarafetle sürdürülmesine olanak tanıyor.

Yıllardır aynı evde yaşayan ve bu kültürü sürdüren bölge sakinlerinden Ebu Abbas ise, 75 yıllık yaşamı boyunca iftar ve sahur vakitlerinde komşularının kapısını çalmaktan vazgeçmediğini vurguluyor. Abbas, paylaşılan yemeğin içeriğinden ziyade taşıdığı manevi değerin komşuluk ilişkilerini ayakta tuttuğuna dikkat çekiyor. Bağdat'ın eski sokaklarında her akşam ezanından önce kapı kapı dolaşan çocukların yarattığı bu tatlı telaş, bölge halkı için Ramazan sevincinin ve toplumsal birlikteliğin en somut göstergelerinden biri olarak kabul ediliyor.