Donald Trump'ın ikinci başkanlık dönemiyle birlikte transatlantik ilişkilerde yaşanan güven kaybı, Avrupa'yı radikal bir finansal reformun eşiğine getirdi. Brüksel ve Londra, ödeme sistemlerindeki ABD hegemonyasını kırmak ve kıta güvenliğini sağlamak için yerli dijital altyapı çalışmalarını hızlandırdı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen yıl başlayan ikinci döneminde Avrupa ile yaşadığı diplomatik ve ticari gerilimler, kıta genelinde yeni bir "finansal egemenlik" doktrinini tetikledi. Savunma harcamaları baskısı, Grönland’ın ilhakına dair söylemler ve ağır gümrük tarifeleriyle sarsılan Avrupa başkentleri, şimdi de ekonominin can damarı olan ödeme sistemlerini güvence altına almak için harekete geçti.
Bugünkü Haberler olarak derlediğimiz bilgilere göre, nakit kullanımının hızla azaldığı bir dönemde, Avrupa’daki kartlı ve mobil ödemelerin büyük bir kısmının Visa, Mastercard ve PayPal gibi ABD merkezli devlerin kontrolünde olması, Brüksel koridorlarında artık yalnızca ticari bir mesele olarak değil, ciddi bir "ulusal güvenlik zafiyeti" olarak değerlendiriliyor.
Lagarde'dan Acil Çağrı: "Kendi Sistemimizi Kurmalıyız"
Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, mevcut tablonun sürdürülemez olduğuna dikkat çekerek, Avrupa'nın acilen kendi dijital ödeme altyapısını kurması gerektiğini vurguladı. Lagarde'a göre, olası bir diplomatik kriz anında ödeme ağlarının yabancı bir gücün kontrolünde olması, Avrupa ekonomisini felç edebilecek potansiyel bir tehdit barındırıyor.
Bu tehdide karşı ECB'nin en önemli kozu "Dijital Avro". Fiziksel paranın elektronik versiyonu olarak tasarlanan ve kripto varlıkların aksine merkezi otorite denetiminde olacak bu para biriminin, yasal ödeme aracı statüsü kazanması hedefleniyor.
Edinilen bilgilere göre, Dijital Avro projesinde nihai yasal çerçevenin bu yıl tamamlanması bekleniyor. Gelecek yıl pilot uygulamaların başlaması planlansa da, sistemin tam kapasiteyle devreye girmesinin 2029 yılını bulabileceği öngörülüyor. Ancak artan jeopolitik riskler nedeniyle, takvimin öne çekilmesi yönündeki siyasi baskıların arttığı belirtiliyor.
Londra'da Kritik Zirve: İngiliz Bankaları Alternatif Arıyor
Finansal bağımsızlık arayışı sadece Avrupa Birliği ile sınırlı değil. Benzer bir hareketlilik Londra'da da gözleniyor. İngiltere bankacılık sektörünün üst düzey yöneticileri, Visa ve Mastercard duopolüne alternatif oluşturacak ulusal bir ödeme sistemi kurmak amacıyla bugün kritik bir toplantı gerçekleştiriyor.
Barclays İngiltere Üst Yöneticisi Vim Maru'nun başkanlık ettiği bu zirve, İngiliz finans devlerinin ABD bağımlılığından duyduğu rahatsızlığın en somut göstergesi olarak yorumlanıyor. İngiltere Ödeme Sistemleri Düzenleme Kurumu'nun 2025 verilerine göre, ülkedeki kartlı işlemlerin yaklaşık yüzde 95'i hala Mastercard ve Visa altyapısı üzerinden gerçekleştiriliyor.
Avrupa Ödemeler Girişimi (EPI) Devrede
Kıta genelinde bankaların öncülüğünde kurulan Avrupa Ödemeler Girişimi (EPI) de sürecin bir diğer önemli ayağını oluşturuyor. EPI, parçalı haldeki Avrupa ödeme pazarını tek bir çatı altında toplayarak, ABD'li rakiplerle boy ölçüşebilecek kıta çapında birleşik bir altyapı sunmayı hedefliyor.
Küresel Hakimiyet Savaşları
Mevcut durumda küresel ödeme pastasında aslan payı ABD şirketlerine ait. Visa, geçtiğimiz yıl dünya genelinde 257,5 milyar işlem adedi ve 14,2 trilyon dolarlık hacimle liderliğini korurken, Mastercard 160 milyar işlem ve 9,8 trilyon dolarlık hacimle onu takip etti.
Avrupa'nın bu hamlesi, Çin'in UnionPay ve Alipay, Hindistan'ın UPI, Brezilya'nın PIX ve Türkiye'nin TROY gibi yerel ödeme sistemleriyle kendi egemenlik alanlarını koruma çabalarının bir parçası olarak küresel bir eğilime işaret ediyor. Özellikle Türkiye'nin yerli kart şeması TROY, 2025 yılında işlem hacmini yüzde 125 artırarak yüzde 25,3'lük pazar payına ulaşmasıyla, yerel sistemlerin başarılı olabileceğine dair önemli bir örnek teşkil ediyor.