15 Nisan 2026 Çarşamba
Haber

Avrupa'dan Washington'a 'İran' Vetosu: Üslerini Kapatan Kıtada Çatlak Büyüyor

ABD ve İsrail'in müttefiklerine önceden danışmadan İran'a yönelik başlattığı askeri harekat, Avrupa başkentlerinde soğuk duş etkisi yarattı. Washington'un yoğun baskısına rağmen kıta ülkelerinin büyük bir kısmı askeri üslerini ve hava sahalarını ABD'ye kapatırken, "Bu bizim savaşımız değil" mesajı veriyor.

Paylaş:
Avrupa'dan Washington'a 'İran' Vetosu: Üslerini Kapatan Kıtada Çatlak Büyüyor

ABD ve İsrail'in müttefiklerine önceden danışmadan İran'a yönelik başlattığı askeri harekat, Avrupa başkentlerinde soğuk duş etkisi yarattı. Washington'un yoğun baskısına rağmen kıta ülkelerinin büyük bir kısmı askeri üslerini ve hava sahalarını ABD'ye kapatırken, "Bu bizim savaşımız değil" mesajı veriyor.

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattığı müşterek saldırılar, Transatlantik ittifakında derin bir krizi tetikledi. Washington yönetiminin, özellikle de ABD Başkanı Donald Trump'ın müttefiklerden beklediği askeri ve lojistik destek, Avrupa'nın duvarına çarptı. Birçok Avrupa ülkesi, kendilerine danışılmadan alınan bu savaş kararını uluslararası hukukun ihlali olarak nitelendirerek, askeri tesislerinin taarruz amacıyla kullanılmasına yasak getirdi.

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas'ın "Bu çatışmanın tarafı değiliz, bu Avrupa'nın savaşı değil" şeklindeki sözleri, kıtanın genel stratejik duruşunun özeti niteliğinde. Almanya ve İspanya gibi ülkelerin en üst düzey savunma ve yürütme makamları da savaşa dahil olmayacaklarının altını net bir şekilde çizdi.

Askeri Üsler ve Hava Sahaları Kapatıldı

Savaşa en sert tepkilerden birini veren İspanya hükümeti, Rota ve Moron de la Frontera askeri üslerinin ABD uçakları tarafından kullanılmasını yasakladı. Bu flaş karar sonucunda Washington yönetimi, bölgedeki 15 uçağını başka noktalara kaydırmak zorunda kaldı. Madrid ayrıca, Avrupa'da konuşlu ABD savaş uçaklarına hava sahasını tamamen kapattı.

Benzer bir adım atan Fransa ve İsviçre de hava sahalarının taarruz amaçlı operasyonlara geçit vermeyeceğini bildirdi. Paris yönetiminin, silah taşıyan ABD askeri uçaklarının geçişine de izin vermediği iddia ediliyor. İtalya, mevcut ikili anlaşmalar gereği üslerin yalnızca rutin operasyonlara açık olduğunu, bunun dışındaki saldırı odaklı adımlar için parlamento onayı gerektiğini duyurdu. Doğu kanadında ise Polonya, ABD'nin Patriot hava savunma sistemlerini Orta Doğu'ya kaydırma talebini reddederek, önceliğin kendi sınır güvenlikleri olduğunu vurguladı.

Diplomatik Tepki: "Bize Danışılmadı"

Harekatın içeriği kadar uygulanış biçimi de Avrupa'da rahatsızlık yarattı. Avrupalı liderler, bu denli geniş çaplı ve bölgesel sonuçları olabilecek bir harekat öncesinde Washington'un hiçbir müttefikine danışmamasına tepkili.

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz, atılan adımların kolektif müttefik platformlarında görüşülmesi gerektiğini, Washington'un Avrupa'dan destek istemeden önce mutlaka diplomatik kanalları işletmesinin şart olduğunu dile getirdi.

Baskıya Boyun Eğenler Çatlağı Derinleştiriyor

Trump'ın yoğun siyasi ve retorik baskısı ise kıta içinde bazı istisnalar yarattı. Almanya Başbakanı Merz, Orta Doğu'ya savaş gemisi göndermeyi reddetse de, Ramstein Hava Üssü'nün ABD tarafından operasyon koordinasyonu için kullanılmasına yeşil ışık yaktı.

İngiltere'de ise Başbakan Keir Starmer, başlangıçta uluslararası hukuk endişeleriyle direnmesine rağmen, Trump'ın doğrudan kendisini hedef alan sert söylemlerinin ardından Chagos Takımadaları'ndaki üsleri Amerikan kuvvetlerine açmak zorunda kaldı. Portekiz de savunma amaçlı ve orantılı operasyonlar şartıyla Azorlar'daki askeri üssünün kullanılabileceğini duyurdu.

Uluslararası ilişkiler uzmanları, Avrupa'nın bu temkinli tutumunun ardında hem Amerikan politikalarına karşı "stratejik özerklik" kurma çabasının hem de iç kamuoyunda giderek artan savaş karşıtı baskıların yattığını belirtiyor. Orta Doğu'da genişleyen çatışma halkasının, uluslararası hukuku merkeze alan Avrupalı karar alıcılar için yönetilemez bir bölgesel istikrarsızlık ve doğrudan ekonomik kriz riski taşıdığı değerlendiriliyor.