13 Nisan 2026 Pazartesi
Haber

Avrupa Birliği'nde 'Nükleer Rönesans' Çatlağı: Zirvede SMR Gerilimi

Küresel enerji krizi ve Orta Doğu'daki çatışmaların gölgesinde enerji rotasını yeniden nükleer santrallere çeviren Avrupa Birliği'nde üye ülkeler ikiye bölündü. Fransa ve AB Komisyonu küçük modüler reaktör (SMR) teknolojisiyle nükleer yarışın başladığını ilan ederken, Almanya bu stratejiyi "verimsiz ve pahalı" bularak sert bir dille reddetti.

Paylaş:
Avrupa Birliği'nde 'Nükleer Rönesans' Çatlağı: Zirvede SMR Gerilimi

Küresel enerji krizi ve Orta Doğu'daki çatışmaların gölgesinde enerji rotasını yeniden nükleer santrallere çeviren Avrupa Birliği'nde üye ülkeler ikiye bölündü. Fransa ve AB Komisyonu küçük modüler reaktör (SMR) teknolojisiyle nükleer yarışın başladığını ilan ederken, Almanya bu stratejiyi "verimsiz ve pahalı" bularak sert bir dille reddetti.

Paris'te düzenlenen 2026 Nükleer Enerji Zirvesi, Avrupa Birliği (AB) içindeki derin enerji ayrılıklarını bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Küresel enerji krizinin süregelen etkileri ve Orta Doğu'daki çatışmaların enerji fiyatları üzerindeki yukarı yönlü baskısı, birliğin uzun vadeli enerji güvenliği rotasını yeniden nükleer enerjiye çevirmesine neden olurken, üye ülkeler bu yeni strateji etrafında net bir şekilde kutuplaştı.

Zirvede Fransa ve AB Komisyonu, küçük modüler reaktör (SMR) teknolojisi öncülüğünde kıta genelinde yeni bir nükleer atılım başlattıklarını duyurdu. Kırkı aşkın ülke ve uluslararası kuruluş temsilcisinin katıldığı toplantıda konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, nükleer enerjinin refah ve bağımsızlığın temel kaynağı olduğunu savundu. Macron, COP28 iklim zirvesinde belirlenen "2050 yılına kadar küresel nükleer kapasiteyi üç katına çıkarma" hedefine sıkı sıkıya bağlı olduklarının altını çizdi.

Zirvenin en net çıkışlarından biri ise AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'den geldi. Avrupa'nın geçmişte düşük emisyonlu ve güvenilir bir kaynak olan nükleer enerjiye sırtını dönmesini "stratejik bir hata" olarak nitelendiren von der Leyen, 1990 yılında Avrupa elektriğinin üçte birini karşılayan nükleer enerjinin payının bugün yüzde 15'lere kadar gerilediğini hatırlattı. Orta Doğu'da devam eden savaşın enerji fiyatlarına etkisini sert bir uyarı olarak değerlendiren Komisyon Başkanı, enerji bağımsızlığı için nükleer enerjinin yenilenebilir kaynaklarla birlikte çalışması gerektiğini vurguladı.

Bu vizyon doğrultusunda, AB'nin "InvestEU" programı üzerinden yeni nesil SMR projelerine 200 milyon avroluk bir finansman garantisi sağlanacağı açıklandı. Karbon emisyon ticareti gelirleriyle desteklenecek bu fon sayesinde, 2030 yılına kadar ilk yerli üretim küçük reaktörlerin piyasaya sürülmesi hedefleniyor. Genellikle 300 megavata kadar kapasite sunan bu mini reaktörlerin, endüstriyel olarak önceden üretilip doğrudan ihtiyaç bölgelerinde hızlıca birleştirilebilmesi planlanıyor.

Ancak bu devasa yatırım planları, birlik içinde tam bir mutabakat sağlamaktan oldukça uzak. Fransa'nın başını çektiği; İtalya, Polonya ve Macaristan'ın da aralarında bulunduğu 16 ülke nükleer genişlemeyi desteklerken, Almanya, Avusturya ve İspanya öncülüğündeki blok bu hamleye şiddetle karşı çıkıyor. Almanya Çevre Bakanı Carsten Schneider, AB Komisyonu'nun SMR destek planlarını "tehlikeli, verimsiz ve pahalı" sözleriyle eleştirdi. Schneider, nükleer bir hayale tutunmak yerine rüzgar ve güneş gibi daha güvenli, ucuz ve radyoaktif atık üretmeyen alternatiflere odaklanılması gerektiğini belirtti.

Görüş ayrılıklarının temelinde sadece çevresel ve güvenlik endişeleri değil, aynı zamanda öngörülemeyen yüksek maliyetler ve uzayan inşaat süreleri de yatıyor. Fransa'da geçen yıl faaliyete geçen Flamanville reaktörünün başlangıçta öngörülen 3 milyar avroluk maliyetinin 13 milyar avroya ulaşması ve inşaatın 5 yıl yerine 17 yılda tamamlanması, nükleer karşıtı bloğun en güçlü argümanlarından birini oluşturuyor. Tüm bu itirazlara rağmen Fransa, nükleer projelerin batarya veya hidrojen yatırımları gibi "Ortak Avrupa Çıkarı için Önemli Projeler (IPCEI)" kapsamına alınarak devlet yardımlarıyla daha güçlü şekilde desteklenmesini talep etmeye devam ediyor.