Yüzyıllardır manevi bir sığınak olarak okunan tarihi "Nad-ı Aliyyen" duası, tasavvuf müziğinin tanınan isimlerinden Mustafa Demirci ve Bosna Hersekli sanatçı Burhan Saban'ın ortak projesiyle yeniden hayat buldu. Modern ve geleneksel tınıları harmanlayan eser, iki ülkenin ortak kültürel mirasına ve tasavvuf geleneğine ışık tutuyor.
Yüzlerce yıldır şifa, yardım ve manevi destek arayanların dilinden düşürmediği kadim dua "Nad-ı Aliyyen", uluslararası bir müzik projesine dönüştü. Tasavvuf müziği sanatçısı Mustafa Demirci ile Bosna Hersekli sevilen yorumcu Burhan Saban'ı bir araya getiren eser, dinleyicilerin beğenisine sunularak tüm dijital platformlarda yerini aldı.
Bestesi Issa Golitzen'e, aranjörlüğü ise Volkan Yiğit'e ait olan çalışmada, ney, kanun ve zurna gibi geleneksel Türk müziği enstrümanlarına tanınmış santur sanatçısı Sedat Anar'ın özel tınıları eşlik ediyor. Eser, duanın taşıdığı tarihi ve mistik derinliği korurken, coşkulu ve ritmik altyapısıyla çağdaş müzik estetiğine de hitap eden bir atmosfer sunuyor.
Klibin Çekimleri Saraybosna ve Stolac'ta Gerçekleşti
Projenin görsel ayağı, iki ülke arasındaki derin tarihi ve kültürel bağları yansıtacak şekilde Bosna Hersek'te tamamlandı. Klibin çekimleri, başkent Saraybosna'nın sembolik mekanlarından Sebil Çeşme ve Kazancılar Caddesi ile Stolac şehrindeki tarihi bir tekkede gerçekleştirildi. Senaryosu tarihi bir emanetin izini sürmek üzerine kurulan klipte, Saraybosna'da bulunan eski bir fermanın Stolac'taki bir dergaha teslim edilme süreci işleniyor. Çekimlerde tekke mensupları da gönüllü olarak yer alarak projenin ruhuna katkıda bulundu.
Müzikal işbirliği hakkında değerlendirmelerde bulunan Mustafa Demirci, projenin uzun bir istişare sürecinin ardından ortaya çıktığını belirtti. Demirci, "Nad-ı Aliyyen, Hazreti Ali Efendimize ve Ehlibeyt'e duyulan muhabbeti anlatan, Allah'ın azametinin zikredildiği çok özel bir dua. Biz bu eseri Türkiye ve Bosna dostluğu ile kadim kültür birlikteliğimiz açısından yeniden canlandırmak istedik" ifadelerini kullandı.
Demirci ayrıca, klibin çekildiği Stolac'taki tekkenin duvarlarında eserin sözlerinde de geçen "La Feta İlla Ali, La Seyfe İlla Zülfikar" (Ali gibi yiğit, Zülfikar gibi kılıç yoktur) yazısı ile Zülfikar kılıcı çizimini görmelerinin kendileri için şaşırtıcı ve anlamlı bir tevafuk olduğunu dile getirdi.
"Kültürü Olmayan Bir Milletin Geleceği Olmaz"
Eserin diğer güçlü sesi Burhan Saban ise Türkiye ile Bosna Hersek arasındaki duygusal bağların ve sınırları aşan kardeşliğin hiçbir zaman kopmadığını vurguladı. Gençliğinde merhum Aliya İzzetbegoviç'in himayesinde kurulan korolarda görev aldığını hatırlatan Saban, İzzetbegoviç'in kendisine söylediği sözlere atıfta bulundu:
"Rahmetli İzzetbegoviç'in 'Kültürü olmayan bir milletin geleceği de olmaz' sözünün vizyonunu bugün çok daha iyi anlıyoruz. Bu projeyle, Bosna ile Türkiye arasındaki bağı notalarla bir kez daha anlatmaya çalıştık. Neticede biz hala ortak bir kültürün ve köklü bir geçmişin parçasıyız."
Tarihi geçmişi, barındırdığı derin manevi mesajı ve iki ülkenin kardeşliğini pekiştiren birleştirici gücüyle dikkat çeken "Nad-ı Aliyyen", modern çağın manevi arayışlarına müzikal bir yanıt sunmaya devam ediyor. Eserin video klibi, yayınlanmasının ardından kısa sürede izleyicilerden yoğun ilgi gördü.