Düzce Üniversitesi araştırmacıları tarafından yürütülen yeni bir çalışma, arı kolonilerinin küresel ısınma ve iklim değişikliğinden ziyade baz istasyonları, yüksek gerilim hatları ve kablosuz ağlar gibi elektromanyetik alanlardan daha fazla zarar gördüğünü ortaya koydu.
Düzce Üniversitesi Arıcılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi (DAGEM) tarafından yürütülen kapsamlı laboratuvar ve saha çalışmaları, arıların karşı karşıya kaldığı çevresel tehditlere ilişkin ezber bozan sonuçlar verdi. Araştırmaya göre, baz istasyonları, yüksek gerilim hatları ve Wi-Fi cihazlarından yayılan elektromanyetik dalgalar, arıların yaşamı üzerinde küresel ısınmadan çok daha doğrudan ve yıkıcı bir etkiye sahip.
DAGEM Müdürü Prof. Dr. Meral Kekeçoğlu liderliğinde gerçekleştirilen çalışmalarda, elektromanyetik dalgaların ve ultraviyole (UV) ışınlarının bulunduğu özel deney alanları oluşturuldu. Doğaya salınmadan önce bu alanlarda belirli bir süre tutulan ve merkezde gözlemlenen arıların verdiği tepkiler, bilim dünyası için çarpıcı veriler sundu.
Toplumda yaygın olarak küresel ısınmanın arılar üzerindeki en büyük tehdit olduğunun düşünüldüğünü belirten araştırmacılar, iklim değişikliğinin etkisinin aslında dolaylı olduğunu vurguluyor. Küresel ısınma bitki florasını değiştirerek arıların yaşamını ve davranış biçimlerini dolaylı yoldan zorlaştırırken; elektromanyetik alanlar arıların genetiğini ve beynini doğrudan hedef alıyor.
Deneyler sonucunda, UV ışınlarının arıların genetiğini bozmadığı ancak davranışlarını etkilediği gözlemlendi. Buna karşılık, laboratuvar ortamında elektromanyetik alanlara maruz bırakılan arıların beyin hücreleri incelendiğinde, stres proteinlerinde çok ciddi ve tehlikeli bir artış saptandı. Bu yoğun stres durumunun, arıların yön bulma yeteneklerini zayıflatarak nektar kaynaklarına ulaşmalarını engellediği belirtiliyor.
Araştırma ekibi, elde edilen bu kritik bulgular ışığında arıcılık faaliyetlerinin yürütüldüğü alanların seçimi konusunda uyarılarda bulunuyor. Özellikle baz istasyonlarının yakınlarına kesinlikle arılık kurulmaması gerektiği, aksi takdirde kolonilerde büyük kayıplar yaşanabileceği ifade ediliyor.
Öte yandan, mevcut mevsim koşullarını da değerlendiren Prof. Dr. Kekeçoğlu, arıların bu yıl "erken ilkbahar" yaşadığını ve şu anki nektar akışıyla muazzam bir gelişim gösterdiklerini kaydetti. Ancak önümüzdeki süreçte havaların aniden ısınıp soğuması gibi sert sıcaklık değişimlerinin, kolonilerin gelişimini olumsuz yönde etkileme riski taşıdığına dikkat çekiliyor.